Olgu Sunumu

Otuz iki yaşında erkek hasta, son yıllarda giderek artan el ve ayaklarda yanma tarzında ağrı, egzersiz intoleransı ve tekrarlayan karın ağrısı atakları nedeniyle dahiliye polikliniğine başvurdu. Hasta, çocukluk döneminden beri özellikle sıcak havalarda ellerinde ve ayaklarında yanma ve karıncalanma hissettiğini, spor yaptıktan sonra ağrının belirgin arttığını ifade etti. Bu şikâyetlerin çocukluk döneminde “büyüme ağrısı” olarak yorumlandığı öğrenildi.

Son üç yıldır nöroloji tarafından migren ön tanısı ile izlenen hastaya çeşitli medikal tedaviler başlanmış ancak belirgin fayda sağlanamamıştı. Aynı dönemde gastroenteroloji tarafından irritabl bağırsak sendromu ön tanısı ile takip edilmişti.

Son bir yıldır egzersiz sırasında çabuk yorulma, zaman zaman çarpıntı ve eforla nefes darlığı gelişmeye başlamıştı. Aile öyküsü detaylandırıldığında, annesinde 40’lı yaşlarda nedeni açıklanamayan böbrek yetmezliği geliştiği öğrenildi. Anne tarafında erken yaşta inme öyküsü olan bir akraba olduğu ifade edildi.

Fizik Muayene:

Vital bulgular stabildi. Kardiyak muayenede hafif sistolik üfürüm mevcuttu.

Dermatolojik muayenede umbilikal bölge, kasık ve uyluk proksimal bölgede çok sayıda küçük, koyu kırmızı papüler lezyon izlendi. Hasta bu lezyonların yıllardır mevcut olduğunu ancak kozmetik problem dışında önemsenmediğini ifade etti.

Detaylı sorgulamada hasta çocukluk döneminden beri az terlediğini ve sıcak ortamlara toleransının düşük olduğunu belirtti.

Laboratuvar incelemelerinde:

  • Kreatinin: Normal
  • Hafif proteinüri (+)
  • Mikroalbüminüri: Pozitif
  • NT-proBNP: Hafif yüksek

EKG’de sol ventrikül hipertrofisi bulguları izlendi. Ekokardiyografide konsantrik sol ventrikül hipertrofisi saptandı. Hipertansiyon öyküsü olmamasına rağmen bu bulgular dikkat çekiciydi.

Bu noktada hipertrofik kardiyomiyopati, infiltratif hastalıklar ve metabolik depo hastalıkları ayırıcı tanıya alındı.

Nöropatik ağrı öyküsü, anhidroz, gastrointestinal semptomlar, angiokeratomlar ve aile öyküsü birlikte değerlendirildiğinde lizozomal depo hastalıkları düşünüldü.

Alfa-galaktozidaz A enzim aktivitesi belirgin düşük bulundu. Genetik analiz ile GLA gen mutasyonu saptandı ve Fabry hastalığı tanısı doğrulandı.

Klinik Seyir ve Tedavi

Hasta metabolik hastalıklar birimi tarafından izleme alındı. Enzim replasman tedavisi başlandı. Tedavi sonrası nöropatik ağrı ataklarında belirgin azalma izlendi.

Aile taraması yapıldığında annede ve kız kardeşinde heterozigot mutasyon saptandı. Anneye geç dönemde Fabry tanısı konuldu.

Kısa Tartışma

Fabry hastalığı X’e bağlı lizozomal depo hastalığıdır ve alfa-galaktozidaz A eksikliği sonucu globotriaosilseramid dokularda birikir. Bu birikim özellikle vasküler endotelde, kalpte, böbreklerde ve sinir sisteminde hasara yol açar.

Hastalığın erken bulguları sıklıkla non-spesifiktir. Nöropatik ağrı, gastrointestinal semptomlar ve anhidroz çocukluk çağında başlayabilir. Bu nedenle hastalar yıllarca farklı tanılar ile izlenebilir. Literatürde ortalama tanı gecikmesi 10–15 yıl olarak bildirilmektedir. Erişkin dönemde hastalar sıklıkla kardiyomiyopati, böbrek hastalığı veya inme sonrası tanı alır. Angiokeratomlar tanı açısından önemli dermatolojik ipuçlarıdır ancak sıklıkla benign vasküler lezyonlar ile karıştırılır.

Erken tanı enzim replasman tedavisinin erken başlanmasını sağlar ve özellikle kardiyak ve renal komplikasyonların progresyonunu yavaşlatabilir.

Bu olgu, multisistem semptomları olan genç erişkin hastalarda nadir metabolik hastalıkların mutlaka ayırıcı tanıda düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.

Literatür

  1. Germain DP. Fabry disease. Orphanet Journal of Rare Diseases.
  2. Desnick RJ, Brady R, Barranger J. Fabry disease. The Metabolic and Molecular Bases of Inherited Disease.