Olgu Sunumu
Kırk beş yaşında erkek hasta, son bir aydır artan halsizlik, çabuk yorulma ve vücudunda kolay morarma şikâyetleri ile iç hastalıkları polikliniğine başvurdu. Hasta özellikle son iki haftadır diş fırçalarken diş eti kanaması olduğunu ve bacaklarında nedeni açıklanamayan morluklar oluştuğunu ifade ediyordu. Ateş, kilo kaybı veya gece terlemesi tariflemiyordu.
Özgeçmişinde bilinen kronik hastalık yoktu. Düzenli ilaç kullanımı bulunmuyordu. Sigara öyküsü 15 paket/yıl idi. Aile öyküsünde hematolojik hastalık veya malignite yoktu.
Fizik muayenede genel durumu iyi, bilinci açık ve koopere idi. Ciltte bilateral alt ekstremitelerde ekimoz alanları mevcuttu. Oral mukozada peteşiyal kanama odakları izlendi. Lenfadenopati saptanmadı. Hepatosplenomegali saptanmadı.
Laboratuvar Bulguları
Başlangıç laboratuvar incelemelerinde:
- Hemoglobin: 8.9 g/dL
- Lökosit: 28.000 /mm³
- Trombosit: 42.000 /mm³
Periferik yaymada blast benzeri hücreler izlendi. Bu bulgular üzerine hasta hematoloji bölümüne yönlendirildi. Koagülasyon testlerinde hafif PT uzaması izlendi. LDH yüksek saptandı. Ürik asit düzeyi üst sınıra yakın bulundu.
Tanı Süreci
Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi yapıldı. Flow sitometri incelemesinde myeloid seri ile uyumlu blast popülasyonu saptandı. Sitogenetik incelemeler akut myeloid lösemi (AML) ile uyumlu bulundu. Hastaya Akut Myeloid Lösemi tanısı konuldu.
Klinik Seyir
Hasta hematoloji servisinde yatırılarak indüksiyon kemoterapisi başlandı. Tedavi öncesinde tümör lizis sendromu açısından hidrasyon ve allopurinol tedavisi verildi.
Tedavi sürecinde febril nötropeni gelişmesi üzerine geniş spektrum antibiyotik tedavisi başlandı. Destek tedavileri ile hasta stabil tutuldu. İndüksiyon tedavisi sonrası yapılan kemik iliği değerlendirmesinde remisyon bulguları saptandı. Hasta konsolidasyon kemoterapisi planlanarak yakın takip programına alındı.
Kısa Tartışma
Akut myeloid lösemi, erişkin yaş grubunda görülen en sık akut lösemi tipidir. Klinik bulgular çoğunlukla kemik iliği yetmezliği ile ilişkilidir ve anemi, enfeksiyon eğilimi ve kanama bulguları ön planda olabilir. Bu vakada dikkat çekici nokta, hastanın başlangıç şikâyetlerinin oldukça non-spesifik olmasıdır. Halsizlik ve kolay morarma gibi semptomlar sıklıkla benign durumlara bağlanabilmektedir. Ancak bu semptomların progresif seyir göstermesi ve mukozal kanama bulgularının eşlik etmesi hematolojik malignite açısından uyarıcı olmalıdır.
Akut lösemilerde erken tanı ve hızlı tedavi başlanması prognoz açısından kritik öneme sahiptir. Tedavi edilmediğinde hastalık haftalar içinde yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.
Bu olgu, erişkin hastalarda açıklanamayan sitopeniler, kolay morarma, mukozal kanamalar ve persistan halsizlik varlığında hematolojik malignitelerin mutlaka ayırıcı tanıda yer alması gerektiğini göstermektedir. Basit bir hemogram ve periferik yayma incelemesi, hayat kurtarıcı tanısal ipuçları sağlayabilir.