Dünya Sağlık Örgütü şiddeti; kendine, bir başkasına, bir gruba veya topluluğa yönelik olarak kasti biçimde uygulanan fiziksel güç, tehdit veya baskı durumları olarak tanımlar.


Adalet Bakanlığı’na göre şiddet; bir bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesiyle, acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan her türlü baskı, tehdit, güç kullanımı ve özgürlüğün kısıtlanması eylemleridir.

Şiddet konusunda bir tanım birliği oluşturmanın çok zor olduğu yukarıdaki iki tanımdan da anlaşılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre şiddetin alt başlıkları; kendine yönelik şiddet, kişilerarası şiddet ve kolektif şiddettir.

Kendine yönelik şiddet; intihar düşüncesi, intihar girişimi, tamamlanmış intihar ve kendine zarar verme davranışlarını kapsamaktadır.

Kişilerarası şiddet ise aile ve yakın partner şiddeti ile toplumsal şiddet olarak iki alt gruba ayrılmakta; çocuk istismarı ve ihmali, eş/partner şiddeti, yaşlı istismarı, gençlik şiddeti, akran zorbalığı, cinsel saldırılar ve okul ya da iş yerinde görülen şiddet davranışlarını içermektedir.

Kolektif şiddet ise siyasi, ekonomik ve sosyal amaçlarla gruplar tarafından uygulanan şiddeti ifade etmekte olup savaşlar, silahlı çatışmalar, terörizm, ekonomik baskılar ve etnik veya dini gruplara yönelik şiddet olaylarını kapsamaktadır. Ayrıca bu şiddet türleri fiziksel, cinsel, psikolojik bırakma biçimlerinde ortaya çıkabilmektedir.

Tıp ve sağlık eğitiminde “şiddet” temel bir konu olarak işlenmemektedir. Halbuki insana fiziksel, duygusal ve cinsel olarak zarar veren veya öldüren her konu tıp ve sağlığın temel konusudur.

Bu nedenle tıp ve sağlık eğitimlerinde şiddet konusunun tıpkı bir enfeksiyon hastalıkları, kanser, otoimmün hastalıklar ve alerjik hastalıklar gibi temelden kliniğe şeklinde işlenmesi gerekir. Ulusal Çekirdek Eğitim Program’ında da bütüncül bir şekilde yer alması gerekir.

Tıp fakültelerinde tıpkı; sinir sistemi, solunum sistemi vb. komiteleri gibi “şiddet komitesi” de olmalıdır diye, düşünmekteyim.

Bir Türk atasözü şöyle diyor: “Öfke baldan tatlıdır.”