Bağırsak için daha önceden kullanılan “flora” terimi yerini “mikrobiyota” terimine bırakmıştır. Flora terimi sadece bitkiler için kullanılmaktadır. Mikrobiyota, bağırsaklarımızda yaşayan tüm mikroorganizmaların (bakteriler, virüsler, mantarlar ve arkeler) bütününü ifade eder.
Tıptaki bilginin katlanma ve yenilenme hızı, modern çağın en inanılmaz ivmelerinden birine sahiptir. 1950'li yıllarda tıbbi bilginin ikiye katlanması yaklaşık 50 yıl sürerken, 2010'lu yılların başında bu süre 3,5 yıla düştü. 2020 yılı itibarıyla ise tıbbi bilginin ikiye katlanma süresinin yaklaşık 73 güne (yaklaşık 2,5 ay) indiği hesaplandı.
Tıpta hangi kavramlar daha sık yenileniyor veya değiştiriliyor? Tahmin edebileceğimiz gibi tedavi seçenekleri ve hastalıkların oluş mekanizmaları en sık değişen kavramlardır. Hipertansiyon tedavisi protokolünde kullanılacak ilaçların sıklıkla değişmesi buna örnek olarak verilebilir.
Hastalıkların tanı kriterleri ikinci sıklıktadır. Örneğin hipertansiyon sınırı önceleri 160/90 mmHg iken son zamanlarda 140/90mmHg olarak değiştirildi.
Temel kavramlarda değişme nispeten daha az sıklıktadır. Yazının başında belirttiğimiz, “bağırsak florası mı bağırsak mikrobiyotası mı?” buna örnek verilebilir.
Benim talebeliğim sırasında öğrendiğim “ileus” kavramı tamamen değişmiştir. Biz, ileus kavramını, mekanik ileus ve paralitik ileus şeklinde öğrenmiştik. Şu andaki bilgiye göre ileus kavramı sadece bağırsak hareketlerinin yavaşladığı (eskiden paralitik ileus dediğimiz) durumlar için kullanılmaktadır. Eskiden mekanik ileus dediğimiz kavram için bugün artık “bağırsak tıkanıklığı” kavramı kullanılmaktadır.
Sonuç olarak tıptaki bu hızlı değişmeler konusunda kurslar, bilgilendirme toplantıları gibi farkındalık uygulamaları yapılmak zorundadır. Yoksa doktorların bilgileri çabuk eskiyecek ve tıp ortamına ayak uyduramayacaktır.