İnsülin, 1921 yılında Dr. Frederick Banting ve Charles Best tarafından keşfedilmiş, James Collip ve John Macleod’un katkılarıyla geliştirilerek 1922’de ilk kez insanda kullanılabilir hâle getirilmiştir. Diyabet tedavisinde bir dönüm noktası olan bu buluş, Banting ve Macleod’a 1923 Nobel Fizyoloji-Tıp Ödülü'nü kazandırmıştır.

Necmeddin Rıfat Yarar’ın tıp tarihimizdeki en büyük ve sembolik katkılarından biri, dünyada çığır açan insülinin keşfini Türkiye'deki tıp camiasına ilk duyuran kişi olmasıdır. Dönemin en prestijli yayınlarından biri olan Darülfünun Tıp Fakültesi Mecmuası'nda (günümüzdeki adıyla İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi) bu gelişmeyi makale olarak yayımlamış ve Türk tıbbının dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmesine öncülük etmiştir.

Necmeddin Rıfat Yarar’ın başka bir önemli katkısı da Latin harflerle yazılmış ilk “Reçete nasıl yazılır” kitabının 1935 yılında ilk baskısını, 1938 yılında ikinci baskısını ve 1944 yılında 3. baskısını yayımlamasıdır.

Kitabın önsözünde Necmeddin Rıfat Hoca, doktorlara şöyle hitap etmekte: “Bir hastayı ne kadar derin ve ince muayene ederseniz ediniz, hastalığını bulup meydana çıkarmakta ne kadar becerikli olursanız olunuz, o muskayı yazıp vermezseniz çok defa mesihliğinizi eksik yapmış olursunuz.”

Reçete yazmak doktorun olmazsa olmazıdır. Reçete yazmasını öğrenmeden tıp öğrencilerini mezun etmek kabul edilemez.

Yeni mezun olmuş doktorların, tüm kaynaklar açık olacak şekilde elektronik ortamda yapılan bir reçete sınavından geçmeden doktorluk mesleğini icra edememesi gerekir düşüncesindeyim.