Migren tedavisinde ilaçlar hâlâ ilk sırada yer alır. Akut ataklarda ağrı kesiciler ve triptanlar kullanılır. Sık atak geçiren hastalarda beta blokerler, bazı tansiyon ilaçları, antidepresanlar, epilepsi ilaçları ve son yıllarda CGRP yolağını hedefleyen yeni ilaçlar koruyucu tedavide yer alır. Sitemizde CGRP temelli migren aşıları hakkındaki yazımı bulabilirsiniz. Migren tedavisinde ilaçların dışında kalan iki alandan, yaşam tarzı değişikliklerini bu yazıda, nöromodülasyon tedavilerini bir sonr
Migren ataklarını başlatan pek çok tetikleyici vardır. Hava değişiklikleri bunlardan biridir. Düşen hava basıncı, sıcaklık değişimi, nem artışı bazı hastalarda atak başlatır. Uçak yolculuğu, dağa tırmanma gibi basınç değişimi yaratan durumlar da benzer etki gösterebilir. Işık duyarlılığı migren hastalarında sık görülür. Parlak ışık, flaşlı ışık, uzun süre ekran karşısında kalmak bazı hastalarda tetikleyici olur. Güneş gözlüğü kullanmak, bilgisayar ekranına yansıma önleyici filtre takmak bu konuda yardımcı olabilir. Koku duyarlılığı da benzer şekilde etkilidir. Parfüm, sigara dumanı, temizlik ürünleri bazı hastalarda baş ağrısını tetikler. Gürültü de bir diğer tetikleyicidir. Trafik gürültüsü, sürekli maruz kalınan çevresel sesler atak riskini artırabilir.
Uyku düzeni migrende önemli bir yer tutar. Uykunun çok az ya da çok fazla olması, düzensiz saatlerde uyumak, hafta sonları uyku saatinin değişmesi atakları tetikleyebilir. Düzenli bir yatma saati belirlemek, yatak odasında televizyon ve telefon gibi uyarıcılardan uzak durmak, her sabah aynı saatte kalkmak önerilir. Akşam yemeğini yatmadan en az dört saat önce yemek, yatmadan önceki iki saat içinde sıvı tüketimini azaltmak, gün içinde uyumaktan kaçınmak da önerilen uygulamalar arasındadır. Uyku sorunlarının tedavi edilmesi, migren tedavisine yardımcı olur.
Beslenme düzeni de dikkat gerektirir. Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak, susuz kalmak migreni tetikleyebilir. Düzenli aralıklarla, günde beş altı küçük öğün şeklinde beslenmek önerilir. Alkol, çikolata, kafein, işlenmiş gıdalar, dondurma, nitrat içeren şarküteri ürünleri, eski peynirler, monosodyum glutamat içeren yiyecekler bazı hastalarda tetikleyici olarak öne çıkar. Ancak bu etki kişiden kişiye değişir. Bir beslenme günlüğü tutmak, hastanın kendi tetikleyicilerini bulmasını kolaylaştırır. Günlük kafein alımının 200 miligramın altında tutulması önerilir.
Fiziksel aktivite migrenle iki yönlü bir ilişki içindedir. Aşırı yorgunluk ve uzun süreli efor atakları tetikleyebilir. Ancak düzenli ve ölçülü egzersiz, özellikle yürüyüş ve bisiklet gibi aerobik aktiviteler koruyucu etki gösterir. Egzersize yavaş ısınarak başlamak, egzersizi düzenli hale getirmek önemlidir. Başlangıçta fayda görülmeyebilir, etkinin ortaya çıkması zaman alabilir.
Stres ve kaygı migrenle sık görülen bir birlikteliktir. Stresli bir olaydan sonraki gevşeme döneminde atak ortaya çıkabilir. Örneğin öğleden sonra yaşanan stres, akşam ya da gece atağa dönüşebilir. Stresin tamamından kaçınmak mümkün değildir. Stresle başa çıkma becerileri, problem çözme, sosyal destek, gevşeme egzersizleri, kas gevşetme teknikleri önerilir.
Bazı ilaçlar migren atağını tetikleyebilir. Nitratlar, teofilin, bazı tansiyon ilaçları bunlar arasındadır. Ağrı kesicilerin aşırı kullanımı da ilaç aşırı kullanım baş ağrısına yol açabilir. Basit ağrı kesicilerin ayda on beş günden fazla, triptan ya da kombine ağrı kesicilerin ayda on günden fazla kullanılması bu riski artırır. Bu durumda hastanın eğitilmesi, aşırı kullanılan ilacın kesilmesi ve koruyucu tedaviye geçilmesi gerekir.
Hormonal etkenler migrende özellikle kadın hastalarda belirleyicidir. Adet öncesi dönemde östrojen düzeyinin düşmesi atak riskini artırır. Gebelikte ataklar bazı hastalarda azalırken doğumdan sonra yeniden artabilir. Menopozda östrojen düzeyinin düşük ve sabit hale gelmesiyle bazı hastalarda migren geriler. Hastanın bu döngüler konusunda bilgilendirilmesi tedaviye katkı sağlar.
Kilo fazlalığı migren sıklığını ve şiddetini artırabilir. Kilo verme, özellikle obez hastalarda atak sıklığını azaltabilir. Beslenme uzmanı desteği, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme alışkanlıkları bu süreçte önerilir. Migrenle birlikte görülen depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları gibi eşlik eden durumların da tedavi edilmesi gerekir.
Migren yönetiminde davranışçı tedavilerle ilgili güçlü kanıtlar vardır. Gevşeme teknikleri, bilişsel terapi, biofeedback bu grupta yer alır. Biofeedback yöntemiyle hasta, kas gerginliği gibi istemsiz bedensel tepkileri kontrol etmeyi öğrenebilir. Bu yöntemin sınırlı sayıda uzman merkezde uygulanabilmesi bir dezavantaj oluşturur.
Hasta eğitimi migrende tedavinin temel taşlarından biridir. Migrenin kronik ama kontrol edilebilir bir hastalık olduğunun anlatılması, tetikleyicilerin ve eşlik eden durumların tartışılması, ilaç aşırı kullanımı riskinin anlatılması gerekir. Bir baş ağrısı günlüğü tutmak, atakların sıklığını, süresini, tetikleyicilerini kaydetmeyi sağlar. Bu günlük hem tanıyı doğrulamada hem tedavi etkinliğini değerlendirmede yardımcı olur.
Bazı besin destekleri de migren yönetiminde kullanılır. Riboflavin, koenzim Q10, magnezyum bunlar arasındadır. Günde 400 miligram riboflavin, 300 miligram koenzim Q10, 400-600 miligram magnezyum önerilen dozlar arasında yer alır. Akupunktur da epizodik migren önlenmesinde kanıt düzeyi görece güçlü bir yöntemdir. Yan etkisi azdır, ancak etkisinin ortaya çıkması birkaç seans gerektirir.