Narkolepsi, beynin uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleme kapasitesini bozan kronik bir nörolojik hastalıktır.

Sağlıklı bir beyinde REM uykusuna (rüyaların en yoğun yaşandığı evreye) girmek 60-90 dakika sürer; bu evrede beyin, kişinin rüyalarını fiilen canlandırmasını önlemek için kasları geçici olarak felç eder. Narkolepsi hastalarında bu döneme geçiş süresi çoğunlukla 15 dakikanın altına iner. Uyku ile uyanıklığın bileşenleri birbirine karışır.

Narkolepsinin temel bulgulardan biri, gündüz aşırı uyku hali ve ani gelen uyku ataklarıdır. İkinci karakteristik belirti bazı narkolepsi tiplerinde olan katapleksidir. Kataplekside REM evresinde olması gereken kas tonusu kaybı uyanıkken ortaya çıkar. Gülme, korku, öfke gibi güçlü duygular ani kas güçsüzlüğü ataklarını tetikler. Ağır ataklarda bilinç korunduğu halde hasta konuşamaz, hareket edemez hale gelir. Üçüncü önemli belirti, uykuya dalarken ya da uyanırken ortaya çıkan uyku paralizisidir (kısa süreli felç hali). Uyku paralizisi sıklıkla canlı ve bazen ürkütücü görsel, işitsel ya da dokunsal halüsinasyonlarla (hipnagojik halüsinasyonlar) birlikte seyreder. Bunlara ek olarak gece uykusunda sık sık uyanma ve parçalanmış uyku da görülür.

Narkolepsinin iki ana tipi vardır. Tip 1 narkolepside beyin omurilik sıvısında hipokretin (oreksin) düzeyi düşüktür vekatapleksi eşlik eder. Hipokretin, uyanıklığı sürdüren ve REM uykusunu düzenleyen bir kimyasaldır. Tip 2 narkolepside katapleksi genellikle yoktur ve hipokretin düzeyleri normaldir, belirtiler daha hafif seyreder.

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, araştırmalar hipokretin eksikliğine yol açan birkaç etkenin bir araya geldiğini düşündürmektedir. Bunlar arasında otoimmün, genetik ve enfeksiyöz nedenler vardır.

Tanı, ayrıntılı bir öykü ve nörolojik muayenenin yanı sıra iki özel uyku laboratuvarı testine dayanır: gece boyunca beyin aktivitesini, kas hareketlerini ve göz hareketlerini kaydeden polisomnografi ile REM uykusuna ne kadar hızlı girildiğini ölçen çoklu uyku latans testi. Gerekli görüldüğünde lomber ponksiyonla alınan beyin omurilik sıvısında hipokretin-1 düzeyi de ölçülebilir. Narkolepsinin kesin bir tedavisi yoktur; tedavi altta yatan hastalığı değil, belirtileri hedefler. Son çalışmalar oreksin temeli tedaviler üzerine yoğunlaşmaktadır. Hastalık ömür boyu sürer; belirtiler zamanla hafifleyebilir ama tamamen ortadan kalkmaz.

Son zamanlarda narkolepsiyle ilgili ilginç bir çalışma yayınlanmıştır. İtalya'da Bologna Üniversitesi'nde yapılan çalışmaya göre narkolepsi içerisinde bir yaratıcılık potansiyeli barındırıyor olabilir. Araştırmacılar tip 1 narkolepsisi olan 66 hastaya hem yaşam boyu yaratıcı başarılarını sorgulayan bir envanter uygulamış hem de bir soruna alternatif çözüm üretme testleriyle bu hastaların yaratıcı performanslarını ölçmüştür. Bulgular, hafif şiddetteki hipnagojik halüsinasyonların hastalarda zihin gezintisini (spontan dalıp gitme hallerini) tetikleyerek yaratıcılığı arttırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca uyku paralizisi/hipnagojik halüs,nasyon ne kadar şiddetliyse hastalar kendilerini o kadar "yaratıcı" olarak tanımlamışlardır. Bilim dünyasının ünlü hikayelerinden biri kimyager Kekulé'nin, kimyanın en temel yapı taşlarından birini şöminenin başında uyuklarken, uyku-uyanıklık arasındaki sınırda gördüğü bir görüntüyle çözdüğü anlatısıdır. Narkolepsigünlük yaşamda yarattığı zorluğa rağmen hastalar için başka kapılar açıyor olabilir.

Kaynak

D'Anselmo A, Agnoli S, Filardi M, et al. Creativity in Narcolepsy Type 1: The Role of Dissociated REM Sleep Manifestations. Nature and Science of Sleep. 2020;12:1191-1200.

Narcolepsy and Its Relationship with Creativity

Narcolepsy is a chronic neurological disorder that impairs the brain's ability to regulate the sleep-wake cycle. In a healthy brain, entering REM sleep (the stage in which dreaming is most intense) takes 60-90 minutes; during this stage, the brain temporarily paralyzes the muscles to prevent the person from physically acting out their dreams. In narcolepsy patients, the transition into this stage usually falls under 15 minutes. The components of sleep and wakefulness become intermixed.

One of the core findings of narcolepsy is excessive daytime sleepiness and sudden sleep attacks. The second characteristic symptom, present in some types of narcolepsy, is cataplexy. In cataplexy, the loss of muscle tone that should occur during REM sleep instead occurs while awake. Strong emotions such as laughter, fear, or anger trigger sudden episodes of muscle weakness. In severe attacks, although consciousness is preserved, the patient becomes unable to speak or move. The third important symptom is sleep paralysis, which occurs while falling asleep or waking up (a brief state of paralysis). Sleep paralysis is often accompanied by vivid, and sometimes frightening, visual, auditory, or tactile hallucinations (hypnagogic hallucinations). In addition, frequent nighttime awakenings and fragmented sleep are also observed.

Narcolepsy has two main types. In type 1 narcolepsy, hypocretin (orexin) levels in the cerebrospinal fluid are low and cataplexy is present. Hypocretin is a chemical that sustains wakefulness and regulates REM sleep. In type 2 narcolepsy, cataplexy is generally absent and hypocretin levels are normal, with milder symptoms.

Although the exact cause of the disease is not fully known, research suggests that several factors leading to hypocretin deficiency come together. These include autoimmune, genetic, and infectious causes.

Diagnosis relies on a detailed history and neurological examination, along with two specialized sleep laboratory tests: polysomnography, which records brain activity, muscle movements, and eye movements throughout the night, and the multiple sleep latency test, which measures how quickly the patient enters REM sleep. When necessary, hypocretin-1 levels can also be measured in cerebrospinal fluid obtained via lumbar puncture. There is no definitive cure for narcolepsy; treatment targets the symptoms rather than the underlying disease. Recent research is focusing on orexin-based therapies. The disease lasts a lifetime; symptoms may lessen over time but never disappear completely.

An interesting study on narcolepsy has recently been published. According to research conducted at the University of Bologna in Italy, narcolepsy may harbor a creative potential within it. Researchers administered both an inventory questioning lifelong creative achievements and tests generating alternative solutions to a problem, measuring the creative performance of 66 patients with type 1 narcolepsy. The findings revealed that mild-severity hypnagogic hallucinations increase creativity in patients by triggering mind wandering (spontaneous episodes of drifting off). Moreover, the more severe the sleep paralysis/hypnagogic hallucinations, the more patients identified themselves as "creative." One of the famous stories in the world of science is that of the chemist Kekulé, who solved one of the most fundamental building blocks of chemistry through a vision he saw at the border between sleep and wakefulness while dozing by the fireplace. Despite the difficulties it creates in daily life, narcolepsy may open other doors for patients.

Reference

D'Anselmo A, Agnoli S, Filardi M, et al. Creativity in Narcolepsy Type 1: The Role of Dissociated REM Sleep Manifestations. Nature and Science of Sleep. 2020;12:1191-1200.