Evet, kesinlikle kalacak… Biz ne yaparsak yapalım, siz ne yaparsanız yapın ya da eşinizin dostunuzun önerdiği doktor, aktar veya umut taciri ne derse desin, iz kalacak. Evet, iz kalacak ama… Devamını mutlu sonla tamamlamak için çalışan 10 milyar dolarlık bir sektör var.
Estetik cerrah diksin, iz kalmaz dediler; aslı var mı?
Genel cerrah, ortopedist ya da başka bir uzman arkadaşımın kapattığı yara ile kendi yaptığım bir ameliyatın izlerini asla karşılaştırmadım. Bundan imtina ederim ve arkadaşlarımı da tenzih ederim.
Estetik cerrahi uzmanı, daha az iz kalması için kesinin nereden ve nasıl yapılacağına, dikiş atarken nelere dikkat edileceğine ve sonrasında yara yönetiminin nasıl yapılacağına daha fazla kafa yorar; hepsi bu.
Sonuçta olayı kırılan bir vazo gibi düşünün. Ne yaparsanız yapın, uzman bir bakış orada neler olup bittiğini hemen anlar.
Hiçbir yara iz (nedbe-skar) bırakmadan iyileşmez; skar bizim zorunlu dostumuzdur. Başarılı bir skar tedavisi için skarın dilinden anlamak gerekir. Gergin skar öfkelidir; kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı ve ağrı vardır. Gevşek skar ise rahat, düz, yumuşak, soluk renklidir ve rahatsızlık vermez. (Prof. Dr. Güler Gürsu)
Skar(lar), hayatı(mızı)n bir parçasıdır; her anlamda.
Skar nedir?
Çocukluğunda tandıra düşmesi sonucu yanmış, vücudunun önemli bir bölümünde yanık iziyle yaşadıktan sonra ancak 60 yaşında çocuklarının ısrarıyla gelen ve ağzının kenarındaki yara büzüşmesini açtığımız için 60 yıl sonra ilk defa ağzını istediği kadar açabilen biri de skar hastasıdır; meme protezi koyduğumuz ve memesinin altındaki 4-5 santimetrelik, neredeyse görünmeyen izi dert eden genç kızımız da; bir değil, çok efkârlı bir anında sol kolunun üzerine attığı kesiklerin etiketinden rahatsız olan gencimiz de skar hastasıdır.
Tedavi metotları arasında bölgesel uygulanan kremler, jeller, yağlar —son yılların her şeye iyi gelen meşhur kantaron yağı burada araya girmekte haklıdır—, silikon yara örtüleri, lazer, skar içine kortikosteroid enjeksiyonları ve revizyon cerrahisi yer alır. Bunların yanında yarayı nemli tutmak, koyulaşarak iyileşmesini önlemek için güneşten korumak ve genişlememesi için üzerindeki gerginliği azaltmak gibi yara bakım süreçleri de önemlidir.
Sarı kantaron yağına gelirsek, “İsteyen kullansın, istemeyen kullanmasın.” en mantıklı yaklaşım olarak görünüyor. Bir ürün her şeye iyi geliyorsa büyük ihtimalle hiçbir şeye sanıldığı kadar iyi etki etmiyordur. Ancak insanların inanma gücü (plasebo) ve motivasyonu, kantaron yağının nem sağlama ve besleme özelliğiyle birleşince faydalı görünüyor.
Soğan zarı ekstresini de bu açıdan sarı kantaron yağı gibi yararlı buluyorum. Silikonize kremler konusunda da benzer şekilde, altındaki dokularda negatif elektriksel etki yaptığını söyleyenler olduğu gibi yalnızca nemi koruduğunu iddia edenler de var.
Sonuçta her anlamda, iyi cerrahi ve sonrasındaki iyi bakım, iyi skar demektir.