Bugün çocuklarımız gökyüzüne değil, piksele bakarak büyüyor. Parkta koşarak değil, kaydırarak vakit geçiriyor. Sonuç ise artık klinik verilerle önümüzde: Miyopi artışı. Hem dünyada hem ülkemizde hızla yükselen bir eğilim. 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı öngörülüyor. Bu bir abartı değil, epidemiyolojik projeksiyon. Ve biz hekimler bu tabloyu her gün muayene odasında görüyoruz.
Miyopi Artık Sıradan Bir Gözlük Meselesi Değil

Miyopi, uzağı net görememe durumudur. Ancak mesele yalnızca gözlük takmak değildir. Erken yaşta başlayan ve hızla ilerleyen miyopi; ilerleyen yıllarda retina yırtıkları, makula problemleri ve ciddi görme kayıpları için risk oluşturabilir. Yani çocuklukta başlayan küçük bir bulanıklık, erişkinlikte ciddi bir sağlık sorunu haline gelebilir.

Eskiden miyopi daha çok genetik bir kader gibi değerlendirilirdi. Oysa bugün biliyoruz ki çevresel faktörler belirleyici rol oynuyor. Uzun süreli yakın mesafe odaklanma, yetersiz açık hava maruziyeti ve sürekli ekran kullanımı gözün gelişim sürecini doğrudan etkiliyor. Göz küresi fizyolojik sınırlarının ötesinde uzuyor, retina geriliyor, kırma kusuru artıyor.

Basit bir ifadeyle; çocuk hangi mesafede yaşıyorsa, göz o mesafeye göre şekilleniyor.

Açık Hava Koruyucu Bir Faktördür

Bilimsel çalışmalar, günde en az 2 saat açık havada vakit geçiren çocuklarda miyopi riskinin anlamlı şekilde azaldığını gösteriyor. Bunun nedeni yalnızca uzağa bakmak değildir. Gün ışığı retinada dopamin salınımını artırır ve bu biyokimyasal mekanizma gözün aşırı uzamasını frenler.

Açık hava bir tercih değil, biyolojik ihtiyaçtır.

Ne var ki şehirleşme, güvenlik kaygıları, apartman yaşamı ve yoğun sınav sistemi çocukların dış mekânla temasını azaltıyor. Hareket alanı daraldıkça, görme alanı da daralıyor.

Dijital Göz Yorgunluğu Gerçektir

Uzun süreli ekran kullanımı göz kırpma sayısını azaltır. Göz yüzeyi kurur, odaklama kasları aşırı çalışır ve baş ağrısı, yanma, bulanıklık gibi şikâyetler ortaya çıkar. Özellikle karanlık ortamda kullanılan telefon ve tabletler bu tabloyu ağırlaştırır.

Sorun sadece miyopi değildir. Kuru göz, uyku düzensizliği, dikkat azalması ve hatta postür bozuklukları da dijital yaşamın eşlik ettiği sonuçlardır.

Ne Yapmalı?

Bir göz hastalıkları ve sağlığı hekimi olarak önerilerim nettir:

20 dakikalık yakın çalışmadan sonra 20 saniye boyunca en az 6 metre uzağa bakılmalı.

Ekran ile göz arası mesafe en az 40 santimetre olmalı.

Karanlıkta ekran kullanımından kaçınılmalı.

Günlük açık hava süresi artırılmalı.

Çocuklar düzenli göz muayenesinden geçirilmeli.

Bunlar basit ama etkili adımlardır.

Ayrıca ilerleyici miyopi saptanan çocuklarda düşük doz atropin damla tedavisi, özel tasarlanmış miyopi kontrol camları veya ortokeratoloji gibi yöntemlerle ilerleme yavaşlatılabilir. Ancak hiçbir yöntem, yaşam tarzı düzenlemesinin yerini tutmaz.

Sisli Gelecek Kader Değil

Göz sağlığı yalnızca bireysel bir konu değildir. Eğitim politikaları, şehir planlaması ve aile tutumları bu tablonun parçasıdır. Çocukların teneffüsleri açık alanda geçmeli, spor teşvik edilmeli, ekran süresi bilinçli yönetilmelidir.

Bugün ekran ışığında büyüyen nesil, yarın bulanık bir dünyaya uyanmak zorunda değil. Ancak bunun için koruyucu hekimlik yaklaşımını güçlendirmek şarttır.

Görmek sadece netlik değildir; ufuk meselesidir.
Çocuklarımızın ufkunu daraltmamak bizim sorumluluğumuzdur.