Bazen sorun cildinizde değildir. Bazen kolesterol seviyesinde de değildir. Bazen tiroit bezinde bile değildir. Bazen sorun, düşük çıkan bir ferritin değeridir. Ferritin, vücudun demir deposudur ve çoğu kişi için küçük bir laboratuvar parametresi olarak görülür. Oysa ferritin, metabolizma hızını belirleyen temel unsurlardan biridir.

Demir yalnızca hemoglobin üretmez; hücrelerin enerji üretmesini sağlar. Mitokondriler, yani hücrenin enerji santralleri, demire bağımlıdır. Demir düştüğünde enerji üretimi azalır ve enerji azalınca vücut tasarruf moduna geçer. Tasarruf modundaki beden ise yavaşlar.

Sabah yataktan kalkmak zorlaşır, eller ve ayaklar daha çabuk üşür, zihin daha yavaş çalışır, bağırsak hareketleri ağırlaşabilir ve aynaya bakıldığında cilt daha mat görünür. Cilt, metabolizmanın aynasıdır. Hücre yenilenmesi enerji ister; kollajen üretimi enerji ister; mikrosirkülasyon enerji ister. Enerji üretimi yavaşladığında cilt parlaklığını kaybeder. Ne kadar iyi bakım yapılırsa yapılsın, içerideki eksiklik düzelmeden ışıltı kalıcı olmaz.

Ancak mesele yalnızca cilt değildir. Metabolik hız düştüğünde karaciğer fonksiyonları da etkilenir. LDL kolesterolün temizlenmesi yavaşlayabilir. Trigliserid normal kalabilir, HDL iyi olabilir ama LDL yükselmiş olabilir. Bu tablo çoğu zaman şaşırtıcıdır. Beslenmenin iyi olması bile bu tabloya yol açabilir ve “Beslenmem kötü değil, neden kolesterolüm yüksek?” sorusu sorulur.

Cevap bazen yağda değil, enerjidedir. Demir eksikliği tiroit hormonlarının aktif forma dönüşümünü de etkileyebilir. T4 hormonu, hücre içinde T3’e dönüşerek etkisini gösterir. Bu dönüşüm demire bağımlı enzimler aracılığıyla gerçekleşir. Ferritin çok düşük olduğunda testler referans aralığında olsa bile kişi üşüyebilir, sabah zor uyanabilir, ara ara kabızlık yaşayabilir, eller ve ayaklar daha çok üşür, saçlarda dökülme ve ciltte matlaşma başlayabilir. Bu durum her zaman tiroid bezinin hastalığı ile ilgili değildir; sebep metabolizmanın olması gerektiği hızda çalışmamasıdır.

Ferritin düşüklüğü vücudun enerji rezervinin boşaldığını gösterir. Vücut önceliği hayati organlara verir; cilt, saç ve bilişsel performans ikinci planda kalır. Metabolik fren çekildiğinde sistem çalışır ama hızlanmaz.
Modern tıpta referans aralığında olmak çoğu zaman yeterli kabul edilir. Oysa optimal sağlık, referansın alt sınırında kalmak değildir; sistemin verimli çalışmasıdır.
Laboratuvar sonuçlarında ferritin için genellikle geniş bir referans aralığı verilir. Örneğin 10–150 ng/mL gibi bir aralık “normal” kabul edilebilir. Ancak referans aralığı, optimal aralık anlamına gelmez. Ferritin 10 ya da 12 çıktığında kişi teknik olarak “normal” sayılabilir; fakat bu değerler çoğu zaman enerji üretimi için yeterli değildir.
Birçok klinik gözlem şunu gösterir:
Ferritin 30’un altında olduğunda yorgunluk, üşüme ve performans düşüklüğü daha sık görülür.
Ferritin 50’nin üzerine çıktığında enerji düzeyinde belirgin iyileşme hisseden kişiler az değildir.
Ferritin 50–70 aralığı, çoğu birey için metabolik açıdan daha konforlu bir bölgedir. Bu aralığa yükseldiğinde çoğu kişi belirgin değişimler yaşar: sabah enerjisi artar, üşüme azalır, cilt canlanır. Bu bir mucize değildir; bu fizyolojidir.
Bu aralıkta hücre yenilenmesi daha verimli olur, tiroit hormon dönüşümü daha dengeli çalışır, cilt daha canlı görünmeye başlar, saç dökülmesi azalabilir, egzersiz toleransı artabilir. Elbette herkes için tek bir sihirli sayı yoktur; önemli olan hücrelerin verimli çalışmasıdır.

Bazen çözüm dışarıdan değil, içeriden başlar ve bazen en büyük değişim, küçük bir laboratuvar değerini ciddiye almakla başlar.

Uzun süredir devam eden yorgunluk varsa, sabahları dinlenmeden uyanılıyorsa, eller ve ayaklar belirgin şekilde üşüyorsa, ciltte matlık ve solgunluk fark ediliyorsa bir kan tahlili bakılması gereksiz değildir.

Tabii ki ferritin tek başına yorumlanmamalıdır. Hemoglobin, tam kan sayımı ve gerekirse B12, D vitamini ve tiroit testleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Demir takviyesi bilinçsizce başlanacak bir destek değildir; fazlası da zararlı olabilir. Bu nedenle tedavi mutlaka bir hekimle planlanmalıdır.

Sürekli yorgun hissetmek normal değildir. Üşümek kader değildir. Mat bir cilt her zaman yaşlandım diyerek açıklanamaz.
Bazen vücut sadece şunu söyler: “Depolar boş.” Ve doğru müdahaleyle o depolar yeniden dolabilir.

Kendinize iyi bakın; Sağlıcakla kalın...

Uzm. Dr. Ayça Gültekin Ulusan