Karadeniz insanı kolay kolay şikâyet etmez. Dağın dikine, yağmurun inatçısına, toprağın nazına alışkındır. Fırtınayla konuşur, sisle yol bulur, taşla ekmek kavgası verir. Ama bugün yaylalardan yükselen ses artık sıradan bir yakınma değildir.

Bu, Karadeniz insanının son uyarısıdır.
Demedi demeyin.

Ayı popülasyonu birçok bölgede görünür biçimde artıyor. Yayla evleri basılıyor, kapılar kırılıyor, erzaklar dağıtılıyor. Ağıllara giriliyor; inek, koyun, buzağı ne varsa telef ediliyor. Bazı yerlerde insanlar saldırıya uğruyor, bazı yerlerde çocuklar korkudan evden çıkarılamıyor.

Elbette ayı korunmalıdır.
Elbette yaban hayatı bu ülkenin zenginliğidir.
Ama sorumuz açıktır:

Devlet yalnızca ayıyı mı koruyacaktır, yoksa vatandaşını da mı?

Bugün ayıya zarar vermenin cezası ağır. Vatandaş bunu biliyor. Silahına davranmıyor, devleti bekliyor. Fakat devlet gecikirse, yaylada sabır dağların sisi gibi dağılır.

Köylünün derdi ayı düşmanlığı değildir. Köylü, kendi canını, çocuğunu, emeğini ve ekmeğini korumak istiyor. Bir yıl boyunca büyüttüğü hayvanlarını sabah parçalanmış bulan adama “doğayı koru” demek yetmez. Önce o insanın zararını, korkusunu ve çaresizliğini görmek gerekir.

Karadeniz’de mesele artık münferit olay değildir. Bu iş, ciddi bir yaban hayatı yönetimi meselesine dönüşmüştür. Riskli bölgeler belirlenmeli, ayıların yerleşim alanlarına iniş sebepleri araştırılmalı, çöp ve besin kaynakları kontrol altına alınmalı, yayla evleri ve ağıllar için koruyucu tedbirler desteklenmelidir.

Devlet koruduğu ayının oluşturduğu zararı da üstlenmelidir.
Tazminat süreçleri hızlandırılmalı, mağdur köylü evrak koridorlarında süründürülmemelidir.

Bugün yapılması gereken açıktır: Ayı da yaşasın, insan da güvende olsun. Fakat bu denge kurulmazsa, yarın daha büyük olaylar yaşanır. O zaman kimse “neden böyle oldu” diye sormasın.

Karadeniz insanı devlete karşı değil, devleti yanında görmek istiyor.
Yaylada yalnız bırakılmak istemiyor.

Bu çağrı bir öfke değil, son ikazdır.
Dağın başındaki vatandaşın sesidir.

Devlet ayısına sahip çıkıyorsa, vatandaşına da sahip çıkmalıdır.
Çünkü orada sadece birkaç ağıl, birkaç yayla evi, birkaç koyun meselesi yoktur.

Orada devletin dağdaki gölgesi sınanıyor.