Dr. Joseph Goldberger’in vefatından sonra, "gizli madde" olarak kabul ettiği P-P faktörü hâlâ bir muamma olarak kalıyordu. Goldberger’in pellegra hastalığının yetersiz beslenmeden kaynaklandığına dair fikri, A B D'nin güney eyaletlerindeki yöneticiler için oldukça riskliydi; çünkü bu durum onlara siyasi bir zayıflık olarak dönebilirdi. Bu nedenle, bu tür araştırmaları engelleyen çalışmaları destekliyor ve yeni araştırmaların yapılmasına izin vermiyorlardı.

1930 yılında bir biyokimyacı olan Conrad Elvehjem, Goldberger’in bu çalışmaları hakkında bilgi sahibi oldu. Elvehjem, demir ve bakırın hemoglobin oluşumundaki rolü üzerine geniş çaplı araştırmalar yapmış, vitaminler konusunda derin bilgiye sahip bir isimdi. Conrad Elvehjem, köpeklerde görülen "Black Tongue" (Kara Dil) hastalığı konusunda Goldberger’in yaptığı deneyleri dikkatle inceledi. Kendisi ve ekip arkadaşları araştırmayı kuşlar üzerinde de tekrarlayarak benzer sonuçlar elde ettiler.

Elvehjem, pellegra hastalığını ortadan kaldıran maddeleri kimyasal olarak ayrıştırıp, her bir maddeyi ayrı ayrı hayvan yemlerine katarak denedi. Elde edilen fraksiyonlar arasından, özellikle karaciğer ekstraktından alınan ve Goldberger’in isimlendirmesine uygun olan P-P faktörünü saf bir şekilde elde etmeyi başardı ve onu beyaz kristal formuna dönüştürdü. Bu madde Nikotinik Asit idi.

Ancak bu maddeyi kamuoyuna duyurmak istediklerinde bir sorunla karşılaştılar. Nikotinik asit bilim dünyasında zaten biliniyordu fakat bilim insanları tarafından organizma için "gereksiz bir madde" olarak sınıflandırılmıştı. Conrad Elvehjem, bu maddenin köpeklerdeki pellegra benzeri hastalıkları etkili bir şekilde tedavi ettiğini açıkladığında kendini bir anda siyasi bir arenada buldu. Madde isminin sigaranın içindeki nikotinle özdeşleştirilmesi, halkın bu maddeden uzaklaşmasına neden olabilirdi.

Elvehjem, Goldberger’in siyasetçilerle olan mücadelesinde neden başarısız olduğunu bildiği için, aksine onları kendi tarafına çekmeye karar verdi. Elde edilen B 3 vitamini kristali mısır ununa katılıp hastalara verilirse, hastalar kısa sürede sağlıklarına kavuşacaktı. Bunun, hastalara sürekli et ve süt ürünü vermekten çok daha ucuza mal olacağını vurgulayarak siyasetçilerin desteğini kazandı. Goldberger’den farklı olarak Elvehjem, meselenin "doğru beslenme ve sosyal şartlar" kısmını fazla ön plana çıkarmadı.

Halktan gelen "Bize sigara mı yedirmek istiyorsunuz?" tepkilerini önlemek adına

1942 yılında, bilimsel danışman olduğu kurulda bir pazarlama stratejisine başvurdu. NIcotinic ACid vitamIN kelimelerinden NI-AC-IN (Niasin) adını türetti. Böylece isim krizi de çözülmüş oldu. Goldberger'in aksine Conrad Elvehjem'in izlediği bu stratejik yol, keşfinin başarıyla sonuçlanmasını ve geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.