Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) ilk bin kişi arasına girip tıp fakültesini tercih eden öğrenciler, yerleştikleri üniversiteler tarafından özel bir ilgiyle karşılanmaktadır.

Bu öğrencilere burs ve barınma gibi oldukça cazip olanaklar sunulmaktadır çünkü böylesine başarılı öğrencilerin o fakülteleri tercih etmesi, kurumların akademik prestijini doğrudan artırmaktadır.

Bu öğrenciler, 6 yıllık zorlu tıp eğitimi süresince genellikle başarılarını istikrarlı bir şekilde sürdürürler. Doğal bir sonuç olarak, bulundukları sınıflardaki diğer öğrencilere de örnek teşkil eder ve içinde yer aldıkları grubun akademik öğrenme düzeyini daha yukarı çekerler.

Buraya kadar aktardıklarım, tıp eğitimi camiasında herkesin bildiği ya da rahatlıkla tahmin edebileceği durumlardır. Peki, bu güzel işleyen sistemde göz ardı edilen veya tamamen unutulan temel eksiklik nedir?

Ne yazık ki tıp fakültelerine üstün bir başarıyla girmiş olan bu öğrencilerin, mezuniyet sonrasında nasıl bir kariyer yolu izleyeceklerine dair üst yönetimin uzun vadeli bir öngörüsünün ya da stratejik bir planının olmadığını görmekteyiz.

Mezuniyet aşamasına gelen bu gençlerin önünde, mevcut şartlar altında iki temel seçenek kalmaktadır: Birincisi, yurt içindeki zorunlu hizmet yükümlülüğünü yerine getirmek; ikincisi ise yurt dışındaki prestijli bir tıp fakültesinde ya da sağlık kurumunda göreve başlamaktır.

Kendinizi bu öğrencilerin yerine koyduğunuzda yapacağınız tercih aslında bellidir: Büyük bir çoğunluk, geleceğini güvence altına almak adına ikinci yolu seçecektir. Ancak buradaki temel mantık hatası ve sistem zafiyeti şudur: Devletimiz, kendi imkânlarıyla ülkenin en zeki ve nitelikli çocuklarını yetiştirmekte; fakat mezuniyet sonrasında onlara vizyoner bir gelecek sunamadığı için bu beyin gücünü yabancı ülkelere bedelsiz olarak teslim etmektedir. Diğer bir deyişle, en değerli madenlerimizden bile daha kıymetli olan insan kaynağımızı, âdeta altın tepside başka ülkelere sunmaktayız.

Şöyle bir çözüm önerisi sunmak istiyorum. Devlet her yıl yeni mezun olmuş yüz doktoru “Devlet Hekimi” olarak belirlemelidir. Bu hekimler, mezuniyet sonrası mecburi hizmetten istisna tutulmalı ve onlara özel destek verilerek üst düzeyde bilimsel olarak gelişmeleri sağlanmalıdır. "Bu seçilecek olan “Devlet Hekimleri”; YKS’de ilk bine girmiş kişiler ve tıp fakültelerini ilk üç başarı derecesiyle tamamlamış yeni mezun doktorlar arasından olmalıdır.