“Alzheimer aşısı” olarak adlandırılan anti-beta-amiloid monoklonal antikorlar, son yıllarda Alzheimer hastalığı tedavisinde en çok tartışılan ve umut bağlanan gelişmelerden biridir.

Alzheimer tedavisinde uzun yıllardır kullanılan ilaçlar, hastalığın belirtilerini hedef alıyordu. Donepezil, rivastigmin ve galantamin gibi ilaçlar hafıza ve dikkat gibi bilişsel işlevleri bir miktar destekleyebilir; memantin ise orta–ileri evrede günlük işlev kaybını bir süre yavaşlatabilir. Ancak bu ilaçların hiçbiri beyindeki ilerleyici hastalık sürecine doğrudan etki etmez. Başka bir deyişle, bu tedaviler hastalığı durdurmaz; yalnızca hastalığın etkilerini bir süreliğine hafifletir.

Son yıllarda geliştirilen ve halk arasında “Alzheimer aşısı” olarak adlandırılan yeni tedaviler ise hastalığın belirtilerinden ziyade, Alzheimer hastalığına yol açan biyolojik süreci hedef almaktadır. Ancak bu tedavilerin koruyucu bir aşı olmadığı ve Alzheimer hastalığını tamamen iyileştirmediği özellikle vurgulanmalıdır.

Alzheimer hastalığında beyinde beta-amiloid adı verilen bir protein birikir. Bu birikim, sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozarak zamanla hücre ölümüne yol açar.

Yeni tedaviler, beta-amiloid proteinine bağlanarak bu proteinin beyinden temizlenmesini kolaylaştırır. Bu nedenle günümüzde bu ilaçlar, Alzheimer hastalığında hastalığın seyrini değiştirebilen ilk tedaviler olarak kabul edilmektedir.

Bu alandaki en önemli iki ilaç lekanemab ve donanemabdır.

Klinik çalışmaların 2023 yılında yayımlanan sonuçları, Alzheimer hastalığının erken evresinde kullanıldıklarında bu ilaçların hastalığın ilerleyişini yaklaşık %25–35 oranında yavaşlatabildiğini göstermiştir. Ancak bu ilaçlar kaybolan hafızayı geri getirmez; buna karşın, uygun hastalarda aylar düzeyinde zaman kazandırabilir.

Bu tedaviler her Alzheimer hastası için uygun değildir. Yalnızca hastalığın erken evresinde olan ve beyinde beta-amiloid birikimi özel testlerle gösterilmiş kişilerde yararlı olabilirler. İleri evre Alzheimer hastalarında ise bu tedavilerin faydası gösterilmemiştir.

Ayrıca çoğu zaman klinik olarak önemli olmasa da, tedavi sırasında beyinde küçük kanamalar ve ödem gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde düzenli beyin MR incelemeleri ile izlem gereklidir.

Türkiye’de bu ilaçlar henüz rutin klinik kullanımda değildir ve geri ödeme kapsamında yer almamaktadır. Ancak dünyadaki bilimsel ve klinik gelişmeler yakından izlenmektedir.