Birkaç ay önce Alzheimer hastalığına yönelik geliştirilen “aşılar” üzerine yazmıştım (https://tibbiyebulteni.com/alzheimer-hastaliginda-asi-tedavileri). O dönemde özellikle beta-amiloid hedefli immünoterapiler, hastalığın seyrini değiştirebilecek bir dönüm noktası olarak sunuluyordu. Bu tedaviler, klasik anlamda koruyucu aşılardan farklı olarak, beyinde biriken patolojik proteinleri temizlemeyi amaçlayan monoklonal antikorlar olarak tanımlanıyordu. Erken evrede, özellikle biyobelirteçlerle amiloid birikimi gösterilmiş hastalarda umut verici sonuçlar elde edildiği düşünülüyordu.

Bugün elimize daha geniş, daha sistematik ve daha eleştirel sonuçlar ulaştı.

2026 Nisan ayı içerisinde yayımlanan kapsamlı bir Cochrane derlemesi, bu alandaki bilgileri önemli ölçüde değiştirdi. Randomize kontrollü çalışmaları içeren ve 20.000’den fazla hastayı kapsayan bu analiz, amiloid-beta hedefli monoklonal antikorların bilişsel gerilemeyi anlamlı ölçüde değiştirmediğini ortaya koyuyor. Bilişsel fonksiyon, demans şiddeti ve günlük yaşam aktiviteleri açısından değerlendirildiğinde, bu aşı tedavilerin etkisinin “çok küçük” ya da “yok denecek kadar az” olduğu görülmüş.

Bu bulgu, Alzheimer hastalığında amiloid hipotezine yönelik bir şüphe de oluşturmaktadır. Cochrane derlemesinde ele alınan çalışmalar, bu ilaçların beyindeki amiloid yükünü gerçekten azalttığını göstermektedir. Başka bir deyişle, hedeflenen biyolojik etki gerçekleşmekte, ancak bu etki klinik olarak anlamlı bir karşılık bulmamaktadır. Amiloidin başarılı bir şekilde temizlenmesi, klinik olarak anlamlı bir iyileşme ile ilişkili görünmemektedir. Bu, yalnızca bir tedavi grubunun başarısını değil, aynı zamanda bir patofizyolojik modelin sınırlarını da sorgulatmaktadır. Bu nedenle araştırma odaklarının giderek tau proteinine, nöroinflamasyona ve vasküler mekanizmalara kayacağı öngörülmektedir.

Aynı derlemede, bu tedavilerin özellikle ARIA (amiloid ilişkili görüntüleme anormallikleri) olarak tanımlanan beyin ödemi ve mikrokanama riskini artırdığı gösterilmiştir. Bu artış küçük olmakla birlikte tutarlıdır ve daha önce elde edilecek klinik yararla kıyaslanınca kabul edilebilir olarak düşünülse de, yeni bulgular bu tedavilerin kar/zarar oranını da tekrar gündeme taşımaktadır.

Bugün gelinen noktada, Alzheimer tedavisinde “aşı” kavramının yarattığı iyimserlik yerini daha temkinli bir değerlendirmeye bırakmıştır. Bu tedaviler tamamen etkisiz değildir; ancak hastalığın doğal seyrini anlamlı biçimde değiştiren müdahaleler olarak tanımlanmaları güçtür.

Kaynak

Nonino F ve ark. Amyloid-beta-targeting monoclonal antibodies for people with mild cognitive impairment or mild dementia due to Alzheimer’s disease. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2026.

Recent Developments in Alzheimer “Vaccines”

A few months ago, I wrote about the “vaccines” developed for Alzheimer’s disease (https://tibbiyebulteni.com/alzheimer-hastaliginda-asi-tedavileri). At that time, beta-amyloid–targeting immunotherapies were being presented as a potential turning point that could modify the course of the disease. These treatments, unlike traditional preventive vaccines, were defined as monoclonal antibodies designed to to target and remove abnormal protein accumulation in the brain. They were thought to yield promising results, particularly in early-stage patients with biomarker-confirmed amyloid deposition.

Today, more comprehensive, systematic, and critical evidence has become available.

A large Cochrane review published in April 2026 has substantially reshaped our understanding in this field. This analysis, which includes randomized controlled trials and more than 20,000 patients, shows that amyloid-beta–targeting monoclonal antibodies do not have a meaningful impact on cognitive decline. When evaluated in terms of cognitive function, dementia severity, and activities of daily living, the effect of these “vaccine-like” therapies appears to be very small or negligible.

These findings raise important questions about the amyloid hypothesis in Alzheimer’s disease. The studies included in the Cochrane review demonstrate that these agents do, in fact, reduce amyloid burden in the brain. In other words, the intended biological effect is achieved, yet this does not translate into a clinically meaningful benefit. The successful removal of amyloid does not appear to be associated with significant clinical improvement. This emerging evidence calls into question not only this class of treatments, but also the underlying pathophysiological model. As a result, research focus is increasingly expected to shift toward tau pathology, neuroinflammation, and vascular mechanisms.

The same review also shows that these therapies increase the risk of ARIA (amyloid-related imaging abnormalities), including brain edema and microhemorrhages. Although this increase is relatively small and had previously been considered acceptable in light of potential clinical benefit, the new evidence brings the risk–benefit balance back into question.

At present, the optimism once associated with the concept of Alzheimer “vaccines” has given way to a more cautious perspective. These treatments are not entirely ineffective; however, it is difficult to define them as interventions that meaningfully alter the natural course of the disease.

Reference

Nonino F et al. Amyloid-beta-targeting monoclonal antibodies for people with mild cognitive impairment or mild dementia due to Alzheimer’s disease. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2026.