Bir coğrafya sınavında tüm ülkelerin yerlerini hatırladığınızı, ya da karşılaştığınız birinin adını hiç tereddüt etmeden hatırladığınızı hayal edin. Keşke belleğimizi de kaslarımız gibi doğrudan güçlendirebilseydik. Hatta bunu uykuda bile yapabilseydik.

Uyku neden vardır sorusu çok eskiden beri sorulmuştur. Bildiğimiz şeylerden biri, uykunun gün içinde edinilen kısa süreli anıların uzun süreli belleğe aktarılmasında kritik bir rol oynadığıdır. Bu sürece bellek pekiştirme adı verilir. Peki bu sürece müdahale etmek mümkün müdür?

Bu konudaki çalışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri, Northwestern Üniversitesi’nden Ken Paller (1) ve arkadaşlarının yürüttüğü ve Science dergisinde yayımlanan deney olmuştur. Deneyin ilk aşamasında katılımcılara bir tablet üzerinde bir hafıza oyunu oynatılmıştır. Ekranda sanal kartların arkasında çeşitli nesneler vardır. Katılımcılar kartları çevirerek çift olan nesnelerin yerlerini öğrenir ve daha sonra bu konumları hatırlamaya, çiftleri bulmaya çalışır. Ancak bu basit oyunun içine deney için kritik bir özellik daha eklenmiştir. Her bir nesne, kendine özgü bir sesle eşleştirilmiştir. Örneğin katılımcı arkasında araba resmi olan kartı çevirdiğinde araba sesi de duymaktadır. Katılımcılar farkında olmadan yalnızca görsel ve mekânsal bilgiyi değil, aynı zamanda bu seslerle ilişkili bir ipucunu da öğrenmiştir. Uyumadan hemen önce katılımcıların kartların arkalarındaki nesnelerin kaçını hatırladıkları test edilmiştir. Ardından deneyin ikinci aşamasına geçilmiştir. Katılımcılar uykuya bırakılmış ve beyin aktiviteleri EEG ile izlenmiştir. Araştırmacılar özellikle yavaş dalga uykusu olarak bilinen, uykunun en derin ve uyandırmanın en zor olduğu evreyi beklemiştir. Çünkü bu evrenin bellek pekiştirme açısından kritik olduğu düşünülmektedir. Katılımcılar bu derin uyku evresine ulaştığında deneyin en önemli kısmı uygulanmıştır. Öğrenme sırasında kullanılan seslerin yalnızca yarısı, çok düşük şiddette yeniden çalınmıştır. Tüm sesler değil, yalnızca bir kısmı seçilmiştir. Böylece uykuda verilen ipucunun etkisini karşılaştırmak mümkün olmuştur. Katılımcılar uyandıklarında da böyle bir şey hatırlamamıştır. Uyandıktan sonra aynı oyun yeniden oynatıldığında uyku sırasında sesi verilen nesnelerin yerleri, sesi verilmeyen nesnelere göre daha iyi hatırlanmıştır. Beyin uykuda bu sesli ipuçlarıyla ilişkili bellek izlerini yeniden aktive etmiş ve bu seslerle ilgili anıları daha sağlam hale getirmiştir.

Bu bulgu ilk bakışta “uyurken öğrenmek” gibi yorumlanabilir. Ancak aslında ortaya çıkan durum daha farklıdır. Bu yöntem yeni bir bilgiyi öğretmemiş, var olan bilgilerin unutulmasını azaltmıştır. Yani mesele daha iyi öğrenmekten çok, daha az unutmaktır. Gün içinde edinilen anıların ne kadar kırılgan olduğu düşünüldüğünde, uykuda yapılan bu küçük müdahalenin ne kadar güçlü bir etki yaratabileceği anlaşılır.

Bu yaklaşım “hedeflenmiş bellek yeniden aktivasyonu” olarak adlandırılmıştır. Öğrenme sırasında oluşturulan bir bağlantı, uyku sırasında yeniden tetiklenmiş ve bu sayede ilgili bellek izi daha kararlı hale gelmiştir. Beyin, kişi farkında olmasa bile, belirli anıları tekrar etmiş ve onları kaybolmaya karşı korumuştur.

Beyin, biz uyurken de çalışmaya devam eder. Gün içinde toplanan bilgiler sessizce elden geçirilmiş, bazıları güçlendirilmiş, bazıları ise kaybolmaya bırakılmıştır. Ve bazen çok küçük bir ipucu, bu seçimin yönünü değiştirmeye yeter.

Kaynak

1-Rudoy JD, Voss JL, Westerberg CE, Paller KA. Sound cues presented during sleep enhance memory consolidation. Science. 2009;326(5956):1079.