Yapay zekâ, insan beyninin düşünebilme potansiyeline, hayal gücüne ve hikâye yazma sanatına kısacası insanın soyut eserler üretim kabiliyetine yönelik varoluşsal bir tehdittir.
Yapay zekanın hali hazırdaki kontrolsüz büyüme ve gelişmesine karşı direnişçi bir duruş sergilemek gerektiğine inanıyorum.
Buradaki direnişçilik; bir zamanların ütopik sosyalizminin kapitalizme karşı gösterdiği, muhatap olmamak, kötülemek, görmezden gelmek, yok saymak ve hatta yıkmaya uğraşmak şeklinde, rakibini tanımadığı ve potansiyel gücünü görmediği besbelli olan, çocuksu tutum ve davranışlar değildir. Sonuçta yüzyıl sonra ne olduğunu gördük. Bir zamanların dünyayı kurtaracak ütopyası, kapitalizmin acımasız gücü karşısında yerle yeksan oldu.
Buradaki direnişçilik, Sun Tzu tarzı direnişçiliğin günümüze uyarlanmış olan şeklidir. Bunun tam olarak neden yapılacağı, nerede, nasıl, ne zaman, kiminle ve ne yapılacağı, kullanıcının aklına, imkanlarına, içinde bulunduğu durum ve şartlara ve çözmesi gereken soru ve sorunlara bağlıdır. Bu, yerine göre az kullanarak, yerine göre kontrollü olmak kaydıyla çok kullanarak ve yerine göre hem kendini hem de yapay zekayı geliştirmek için kod vererek veya yerine göre hiç tereddüt etmeden fişini çekebilecek cesareti göstererek yapılacak olan bilinçli direnişçiliktir.
Somutlaştıralım; bugün yayınevlerine yapılan başvurularda, yapay zekâ robotları tarafından yazılmış olduğu besbelli, romanların sayısı katlanmış durumda. Bunun iyi bir şey olduğunu savunabilirsiniz. Ne var bunda yazar da bir bakıma uyduruyor zaten, robotun da uydurmasında ne sakınca var, diyebilirsiniz. Yarın insan ürünü ile robot ürününü birbirinden ayırt etmek zorlaşacak, hatta imkânsız olacak. Hangisini kullanacağınıza karar vermek için çok geç olacak. Bundan sonraki tartışma beni aşar. Siz daha iyi bilirsiniz.
Yapay zekâ birçok iş sektöründe çalışanların işini elinden alacak şeklinde konuyu az bilenlerin dillerine pelesenk olmuş klişe jargonlara da girmeyeceğim.
Hatta, diyelim ki bir bilimsel araştırma hipotezinizi kurguladınız, gereç yönteminizi planladınız, araştırmanızı yaptınız, verileri elde ettiniz, tablolarınızı oluşturdunuz, sonuçlarınızı kategorize ettiniz ve tartışmanızın ipuçlarını da ekledikten sonra tüm bunları yapay zekaya yüklediniz. Normal şartlarda hata payları ile birlikte günlerce sürecek yorumlama ve makale yazma sürecini, yapay zekâ ışık hızı ile sınırsız bilgiyi taradıktan sonra dakikalar içinde sonuçlandırdı. Uydurmaları ayıklayabildiğiniz sürece, bunun neresi kötü? Bu örneği yapay zekâ karşıtı olmadığımı da belirtmek için verdim.
Yapay zekâ kod yazar. İnsan elinde klavye aracılığıyla normal şartlarda günlerce sürecek bu üretimi, yapay zekâ robotları dakikalar içinde yapar. Birçok sorunu çözen uygulamalar geliştirir. Bu da iyi bir şey yani yapay zekayı elbette -kaçınılmaz olarak- kullanacağız.

Burada göz ardı edilen şey yapay zekanın hiçbir bilgiyi unutmadığı ve öğrenmeyi, hem de katlanarak artan hız ve kalitede, öğrenmesidir. Sonuçta, yapay zekâ bir gün gelecek kendisinin sonsuz bilgiye sahip olduğunun farkına varacaktır. Kullanıcıların isteklerini karşılamak artık onu tatmin etmeyecektir. Kendi kendine hedefler tayin edebilecektir. Amacına giderken yolda ayak izi de bırakmayacağı için bilinmesi tanınması önlem alınması çok zor süreçler bizi bekliyor.
Yapay zekâ, kullanıcılarının istediklerini verme karşılığında kendisine gerçek, anlık durumsal duygusal fiziki ve hakiki bilgiler vermelerini isteyecektir. Bunun daha anlaşılır olması için, anket örneği vereceğim. Kendisine başvuranlardan kullanım öncesi başlangıçta basit görünümlü sorular içeren anketi doldurmalarını isteyecektir. Aslında bu basit bilgileri kendisi zaten biliyor. Kullanıcıların epostalarını okuyarak, cep telefonlarını dinleyerek anlık olarak konumlarını ve rutin olarak o saatte orada ne yaptıklarını ve biraz sonra ne yapacaklarını biliyor. Anket giderek özelleşecek ve daha gerçek tabanlı veri elde edecek. Kullanıcıların düşüncelerini tespit edecek. Hayallerini öğrenecek. Sonrasını tahmin etmek çok kolay. Yapay zekâ kullanıcılara ne yapmaları gerektiğini söyleyecek kadar onları kendine esir edecek.
Bunları ben söylemiyorum. Biraz geriye gidelim. Bunların ipuçlarını Google’ın iki kurucusundan biri olan Larry Page 17.03.2014 tarihli TED2014 konferansında bildirmişti. Tam olarak; Bilgisayarların eskiden "nerede olduğunuzu ne yaptığınızı ne bildiğinizi bilmediğini" belirtti. Devamında artık Google'ın, telefonunuz aracılığıyla, konumunuzu bildiğini, neye ihtiyacınız olabileceğini tahmin edebildiğini anlattı. Konuşmanın ilerleyen kısımlarında, telefonun kullanıcısı hakkınızda çok daha fazla bilgi taşıdığından ve bunun önemli olduğundan söz etti ve şöyle bitirdi; "Sizin şu anda tam olarak nerede olduğunuzu bildiğimizi siz de biliyorsunuz, oysa biz ayrıca, sizin şu anda az çok ne düşündüğünüzü ve biraz sonra ne yapacağınızı da biliyoruz ama siz bunu bilmiyorsunuz." Bu itiraf 12 yıl önce idi. O zamanlar yapay zekâ bu kadar ilerlememişti. Şimdi kim bilir ne seviyededir.
Sanatseverler bilirler; en ilgi çekici olan eserlerde kurbanlar resmedilmiştir. Bunlardan Prag'daki "Komünizm Kurbanları Anıtı" başta gelir. Michelangelo’nun Pietà’sı, Caravaggio’nun Hz. İsmail'in Kurban Edilmesi, Picasso’nun Guernica’sı, Goya’nın ve Rubens’un toplu katliamları gösteren resimleri, Warhol ‘un Ölüm ve Afet serisi ve Tuna nehri kenarındaki Terkedilmiş Ayakkabılar temalı anıt da bunlar arasındadır.
İnternet çılgınlığı, sosyal medya bağımlılığı ve cep telefonu ile her şeyi yapabilme imkanları sayesinde yapay zekâ zaten damarlarımızda dolaşarak etimiz ve kemiğimiz olmuşken, ruhumuzu teslim almasına ramak kaldı. İlk zamanlarda adı konmamıştı ama şimdi artık tüm bunların yapay zekâ sayesinde mümkün olduğunu biliyoruz. Bugün artık bunu varoluşsal bir tehdit olarak ciddiye almanın zamanı geldi. Çünkü yoksa, yakındır yapay zekâ kurbanları tablosunda yerimizi almamız.