Bir psikiyatrist olarak mesleğim gereği insanın iç dünyasını, düşüncelerinin akışını ve dil ile kurduğu bağı sürekli gözlemleme fırsatı buluyorum. İnsan zihni yalnızca düşüncelerle işlemez. O düşünceleri taşıyan kelimelerle ve kelimelerin en küçük yapı taşları olan harflerle birlikte çalışır.

Çoğu zaman bunun farkına bile varmayız. Oysa dil, yalnızca kendimizi ifade ettiğimiz bir araç değildir; düşüncelerimizi biçimlendirir, algımızın yönünü değiştirir ve dünyayı nasıl anlamlandıracağımızı sessizce belirler.

Burada paylaşacağım kısa metinlerin amacı akademik bir dil incelemesi yapmak değil. Daha çok harflerin çağrışımlarına, kelimeler içindeki hareketlerine ve zihinde oluşturdukları anlam alanlarına bakmaya çalışacağım. Bunu bir tür düşünce oyunu gibi görmek daha doğru olur. Kimi zaman psikiyatri pratiğimde karşılaştığım zihinsel süreçlerden, kimi zaman gündelik konuşmaların içinden geçen kelimelerden yola çıkacağım.

Harfler çoğu zaman yalnızca seslerin işaretleri gibi görünür. Ama biraz dikkat kesildiğinizde bazı harflerin belirli duyguları, hareketleri ya da zihinsel durumları çağrıştırabildiğini fark edersiniz. Bir harfin dudaktan çıkışı, ağız içindeki küçük hareketi ya da yer aldığı kelimelerin ortak çağrışımları bile insan zihnine küçük ipuçları bırakır.

Bu yazılar da böyle bir meraktan doğdu. Bazı harflerin peşine düşüp dilin içinde saklı olabilecek küçük anlam ilişkilerini düşünmeye çalıştım. Bunları kesin kurallar ya da bilimsel iddialar olarak görmek doğru olmaz. Daha çok dil ile düşünce arasındaki ilişkiye dair küçük gözlemler, zihinsel denemeler gibi okunmalı.

Mesela T harfi.

“Tüh” kelimesini düşünelim. Kaçanı, kaçırılanı, elimizden gideni anlatır. Bir şey tam olurken, tam yakalanacakken elimizden kayıp gider. T harfi sanki o anın işaretidir. Tam zamanı. Zamanın geldiği an. Hatta zamanı daha da vurgulamak için Türkçede bazı kelimelerin sonuna “-t” eklenir. Beklemenin değil, o anın işareti gibi. Sonra değil, şimdi. Time.

T harfinin ağzımızdan çıkışını biraz yavaşlatıp bir ayna karşısında dikkatle izlerseniz ilginç bir şey görürsünüz. Dil, üst dişlerin hemen arkasına dayanır. Harf çıktığı anda ise sanki bir tetik çekilmiş gibi o noktadan ayrılır. Küçük bir patlama gibi.

Bu konumu yalnız T harfi kullanmaz. D, L ve N harflerinde de dil aynı yere gelir. Bu benzerlik bana her zaman ilginç gelmiştir.

Anlatımı biraz somutlaştırmak için bir sahne düşünelim. Bir meslek, bir uğraş alanı ya da bir an. Birisi size “Haydi, tam zamanı” diyor. Aklınıza gelen alanlardan biri çoğu zaman avcılık ya da savaş olur.

Dikkat edin; tabanca, tetik, tüfek, top, tehdit… Bu kelimelerin ilk harflerinin T olması bana hiçbir zaman tamamen rastlantı gibi gelmedi. Bir hedefi kaçırdığımızda dilimizden çıkan “Tüh!” de öyle.

Elbette av ya da savaşla ilgili T ile başlamayan pek çok kelime var. Elbette söylediklerim yalnızca Türkçeye ait bir gözlem. Başka dillere aynı şekilde taşınabilir mi, emin değilim. Büyük ihtimalle hayır.

Tam da bu noktada az önce değindiğim diğer harfler devreye giriyor: D, L ve N. Onların da benzer çağrışımları olup olmadığı üzerine düşünmek ilginç olabilir. Belki bir başka yazıda onlara da değinirim.

Bir başka merak noktası ise şu oldu.

Bir kayıp ya da şaşkınlık anında çoğu zaman “Tüh yaaa!” ya da “Hadi yaaa!” deriz. Bu kelimelerde dikkati çeken şey, a harfini uzatmamızdır.

Ama gerçekten uzattığımız harf a mı?

Asıl soru bu.

Ben çoğu zaman orada uzatılanın a değil, y harfi olduğunu düşünüyorum. Aslında söylemek istediğimiz “Yaaa…”dır. A harfi ise bir tür sansür gibi araya girer. Sanki olan biteni yumuşatmak isteriz. O anı biraz esnetmek, zamanı ağırlaştırmak, hatta mümkünse geri almak isteriz.

İlginç olan şu ki, T harfi üzerinden gördüğümüz o zaman ilişkisi Y harfinde de kendini gösteriyor gibi durur.

Y harfi ile zaman arasında bir bağ olabilir mi?

İngilizcede year, yet, yesterday… Türkçede yarın, yaz, yas, yaş, yelkovan, yatsı… Bu kelimelerin ortak yönü dikkat çekici. En azından bana öyle geliyor.

Elbette zamanla ilgili başka harfler ve kelimeler de var. Onları görmezden gelmiyorum. Sadece zihnim şu sıralar özellikle Y harfinin etrafında dolaşıyor.

Tam bunları düşünürken kapıdan bir ses geldi.

Belki de yazının bitme vakti gelmiştir.

Malum söz vardır ya.

Yumurta kapıya dayandı.