Her gün ameliyathanede insan kalbine dokunuyorum. Kimisinin damarları yılların ihmaliyle daralmış oluyor, kimisinin kalbi sessizce büyümüş, kimisinin ise farkında bile olmadan taşıdığı bir hastalık hayatını tehdit eder hale gelmiş oluyor.

Göğüs kafesini açıp kalbi gördüğümüzde aslında yalnızca bir organla karşılaşmıyoruz. Bir insanın hayallerini, ailesini, anılarını ve geleceğini görüyoruz.

Kalp, vücudumuzun durmaksızın çalışan motorudur. Ancak onu sadece bir pompa olarak tanımlamak büyük haksızlık olur. Kalp aynı zamanda yaşamın ritmidir. Doğduğumuz anda çalışmaya başlar ve biz uyurken, dinlenirken, gülerken ya da üzülürken görevini hiç aksatmaz.

Ne yazık ki birçok insan kalbinin kıymetini ancak hastalandığında fark ediyor.

Oysa kalp hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir hastalıklardır.

Sigara, kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Her içilen sigara, damarların duvarında küçük hasarlar bırakır. Yüksek tansiyon, kontrolsüz şeker hastalığı ve yüksek kolesterol ise damarlarımızı sessizce yıpratır. Hareketsiz yaşam, fazla kilo ve sağlıksız beslenme de bu süreci hızlandırır.

Bir cerrah olarak şunu açıkça söyleyebilirim:

Kalbi korumak, kalbi tedavi etmekten çok daha kolaydır.

Ameliyatlar hayat kurtarır. Stentler damar açar. İlaçlar hastalığı kontrol altına alır. Ancak hiçbir yöntem, sağlıklı yaşamın yerini tutamaz.

Kalbi bir ağaca benzetiyorum. Eğer köklerini korursanız yıllarca meyve verir. Ancak köklerini ihmal ederseniz en güçlü görünen dallar bile bir gün kırılabilir. Damarlarımız da kalbin kökleridir. Onları ne kadar iyi korursak kalbimiz de o kadar güçlü kalır.

Her gün en az yarım saat yürüyüş yapmak, sigaradan uzak durmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, düzenli uyumak ve stresle mücadele etmek kalbimize verebileceğimiz en değerli hediyelerdir. Ayrıca hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemelidir.

Çünkü kalp hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerler.

Birçok hasta, “Hiçbir şeyim yok sanıyordum” cümlesini kurar. Oysa beden çoğu zaman bize işaretler gönderir. Nefes darlığı, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, çarpıntı veya efor kapasitesinde azalma dikkate alınması gereken önemli uyarılardır.

Unutmayalım ki kalbimiz sadece bize ait değildir.

Çocuklarımızın sarılacağı baba, annesinin elini tutacak evlat, torunlarıyla vakit geçirecek dede ya da nine de o kalbin içinde yaşar. Kalbimizi korumak yalnızca kendimiz için değil, sevdiklerimiz için de bir sorumluluktur.

Bir Kalp ve Damar Cerrahı olarak en büyük dileğim, insanların ameliyat masasına ihtiyaç duymadan önce kalplerine sahip çıkmalarıdır.

Çünkü sağlıklı bir kalp, yalnızca uzun bir ömür değil; kaliteli, üretken ve mutlu bir yaşam demektir.

Kalbinize iyi bakın.

O, hayatınız boyunca sizin için hiç durmadan çalışmaya devam edecektir.