Babam Ataman ÖZBEY’in Aziz Hatırasına

Kıymetli Meslektaşlarım ve Değerli Okurlar;

Bugün 17 Ocak…
Hayatımın en büyük rehberi, ilk öğretmenim ve vizyonumun mimarı olan babam Ataman ÖZBEY’in vefatının onuncu yıl dönümü.

Bu satırları bir bilim insanı kimliğiyle değil, bir evlat olarak kaleme alıyorum. Bilimsel verilerin ötesinde, kalbimin en derin yerinden gelen bir sesle sizlere seslenmek istiyorum.

Müsaadenizle bu özel günde; genetik potansiyelin yalnızca laboratuvarlarda değil, bir babanın evladına bıraktığı o eşsiz mirasla nasıl uyandığını, kendi hayat hikâyemden bir kesitle paylaşmak istiyorum.

GENETİĞİN ÖTESİNDE BİR MİRAS: ATAMAN ÖZBEY VE BİR EVLADIN YOL HARİTASI

Bir genetik uzmanı olarak yıllardır laboratuvarlarda hayatın şifrelerini, DNA sarmallarının gücünü inceliyorum. Ancak bugün, mikroskobun ötesine bakarak asıl “yaşam mirasının” ne olduğunu sizinle paylaşmak istiyorum.
Bilim bize der ki; biyolojik varlığımızı genlerimiz belirler.

Peki bir insanın itibarını, erdemini ve üslubunu hangi gen açıklar?
Bugün biliyoruz ki genlerimiz bir ihtimaldir; onları anlamlı bir gerçeğe dönüştüren ise aileden devralınan değerler, davranış örüntüleri ve hayata bakış biçimidir. Belki de genetik potansiyel dediğimiz şey; yalnızca DNA sarmalında değil, bir çocuğun her gün şahit olduğu duruşta, duyduğu ses tonunda ve hissettiği güvende saklıdır.

Bir Baba, Bir Kültür, Bir Karakter İnşası;

Babam Ataman ÖZBEY, bize yalnızca biyolojik bir kod değil; bir yaşam kültürü bıraktı. Eğitime olan sarsılmaz inancıyla, bizleri İstanbul’un eğitim iklimine taşıyan vizyonuyla ve evimizde titizlikle muhafaza edilen o nezaketli İstanbul lehçesiyle, zihnimize adeta “erdem kodlarını” nakşetti.

Rahmetli annemle kurdukları o sevgi dolu yuva, bizim hayattaki en sağlam laboratuvarımız oldu. Annemin Osmanlı irfanıyla yoğrulmuş bilgeliği ve disiplinli duruşu, babamın vizyonuyla birleşerek bizi hayata hazırlayan sessiz ama güçlü bir okul hâline geldi.

Onların birbirlerine hitaplarındaki saygı ve sevgi, vakur duruşları; bugün az rastladığımız, kıymeti zamanla daha iyi anlaşılan hayat dersleriydi. Bir evladın oturup kalkmasından konuşma tarzına kadar her detayıyla ilgilenen bir baba figürü, genetik bir zeminden çok daha fazlasını — bir karakteri — inşa eder.

Bilimsel Yolculukta Bir Etik Pusula;

Londra’da kanser genetiği çalışırken de, bugün Munzur Üniversitesi’nde akademik köprüler kurarken de aslında babamın o meşhur “elinden gelenin en iyisini yap” ilkesini uyguluyorum.

Bu ilke, yalnızca bir öğüt değil; bilimsel çalışmalarıma yön veren etik bir pusula hâline geldi. Bugün hangi unvanı taşır olursam olayım, içimde hâlâ babamın “en iyisini yap” diyen sesiyle çalışıyorum.

Kazandığım her başarıda, onun attığı temellerin ve bizlere sunduğu ufkun izi var. Ben bugün; genlerimin sunduğu potansiyeli, babam Ataman ÖZBEY’in bana öğrettiği ilkelerle birleştirerek ülkeme ve öğrencilerime hizmet etmeye devam ediyorum.
Onun kızı olmak benim için yalnızca bir soyadı taşımak değil; bir onur ve sorumluluk nöbetidir.

Birlik, Dua ve Hatırlayış;

Yarın tüm kardeşlerimle birlikte, onun aziz ruhu için Mevlid-i Şerif’te bir araya geleceğiz. Yalnızca babamızı anmak için değil; bizlere bıraktığı birlik duygusunu yeniden hatırlamak için…

Geçtiğimiz Miraç Kandili’nde gönderdiğim dualar gibi, yarınki buluşmamız da ardında bıraktığı o tertemiz ismin bir tezahürü olacak.

Son Söz Yerine;

Biliyorum ki; bir babanın evladına bıraktığı en büyük hazine, ceplerine doldurduğu imkânlar değil; ruhuna üflediği özgüven ve zihnine kurduğu aydınlık dünyadır.

Belki de her birimiz, bize miras bırakılan soyadının değil; bize emanet edilen değerlerin hakkını ne kadar verdiğimizle hatırlanacağız.
Bu vesileyle, ebediyete göç etmiş tüm babaları rahmetle anıyor; evlatlarına yalnızca bir soyadı değil, bir vizyon bırakan tüm çınarların önünde saygıyla eğiliyorum.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun kıymetli babam.

Şimdi kendimize sormamız gereken tek soru şu:

Biz, bizden sonrakilere nasıl bir miras bırakacağız?