Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı 120 haneli Bağacık köyünde yaşayanların tamamı Trabzonspor taraftarıdır.
Bordo-mavili formalar orada yabancı görülmüyor; sevgiyle ve saygıyla karşılanıyor. Bağacık’taki çocukların sırtında Trabzonspor forması görmek bizi mutlu ediyorsa, Trabzon’da başka bir takımın formasını giyen insana göstereceğimiz saygı da aynı kardeşliğin gereğidir.
Trabzon’da Amedspor maçı öncesinde yaşanan tartışmaya biraz da buradan bakmak gerekiyor. Amedspor forması giyen bir kadına, “Burası Trabzon, bu formayı giyemezsin” denildi; söz dönüp dolaşıp PKK’ya kadar uzandı. Görüntüler sosyal medyaya düşünce iki kişi arasındaki gerilim, iki şehrin meselesiymiş gibi büyümeye başladı.
Yapmayın kardeşim, etmeyin.
Amedspor, Türkiye Futbol Federasyonu liglerinde mücadele eden yasal bir spor kulübüdür. Bir insanın bu takımın formasını giymesi, ona terör örgütü mensubu ya da destekçisi muamelesi yapılmasını haklı çıkarmaz. Suç bireyseldir. Bir insanın düşüncesi ve niyeti, üzerindeki formanın renklerinden hareketle belirlenemez.
Bir kulübün geçmişteki bazı açıklamalarına, tribünlerinde atılan sloganlara veya çevresinde oluşan siyasi tartışmalara tepki duyulabilir. Bunlar açıkça konuşulur ve eleştirilir. Suç oluşturan bir davranış varsa gereğini devletin yetkili kurumları yapar. Fakat bir kulübe yönelik eleştiriyle, o formayı giyen herhangi bir insanı sokakta suçlamak arasındaki sınırı korumak gerekir.
“Burası Trabzon, bu formayı giyemezsin” cümlesi ilk anda takıma ve şehre sahip çıkmak gibi görünebilir. Biraz düşününce bu sözün bizi nereye götüreceği anlaşılır. İstanbul’da, İzmir’de ya da Diyarbakır’da Trabzonspor forması giyen birine aynı cümle söylense hepimiz itiraz ederiz. Trabzonspor taraftarının Türkiye’nin her şehrinde formasını özgürce taşımasını isteriz. Kendimiz için istediğimiz bu hakkı başkasına çok göremeyiz.
Diyarbakır’da Trabzonspor formasına saygı duyulurken Trabzon’da Amedspor formasının yasaklanmaya çalışılması doğru değildir. Bir şehrin büyüklüğü, sokaklarında yalnızca kendi renklerinin görülmesiyle ölçülmez. Asıl özgüven, rakibinin varlığına ve formasına tahammül edebilmektir.
Olayın bir provokasyon olabileceğini düşünenler de var. Böyle bir ihtimal varsa bile verilecek en doğru karşılık sakin kalmaktır. Provokasyon, karşısındaki insan öfkesine yenildiğinde amacına ulaşır. Tartışmayı büyütmek, insanları hedef göstermek ve görüntülerin şehirler arasında yeni bir gerilime dönüşmesine yardım etmek, muhtemel bir kışkırtmayı önlemez. Tam tersine, ona ihtiyaç duyduğu malzemeyi verir.
Sosyal medya zaten gerçeğin en sert birkaç saniyesini seçiyor. Olayın öncesi bilinmeden, sonrasında ne yaşandığı görülmeden hükümler veriliyor. Bir taraf bütün Trabzon’u suçluyor, diğer taraf Amedspor forması giyen herkesi PKK ile ilişkilendiriyor. İki kadının tartışması bir anda Trabzon ile Diyarbakır arasında kurulmaya çalışılan bütün bağların üzerine taşınıyor.
Bu kolaycılığa teslim olmayalım.
Türkiye’de büyük emeklerle oluşturulmaya çalışılan kardeşlik iklimi, yalnızca siyasi açıklamalarla kurulamaz. Gündelik hayatta kullandığımız dil, bu sürecin gerçek ölçüsüdür. Deplasman taraftarına nasıl davrandığımız, hoşlanmadığımız bir formayı görünce ne yaptığımız ve öfkelendiğimiz anda hangi sözü söylemekten vazgeçtiğimiz önemlidir.
Kardeşlik, herkesin aynı takımı tutması veya aynı düşünceyi paylaşması değildir. İnsanların farklılıklarıyla aynı sokakta bulunabilmesidir. Trabzonsporlu bir taraftar Diyarbakır’da nasıl saygı görmek istiyorsa, Amedsporlu bir taraftar da Trabzon’da aynı güven içinde yürüyebilmelidir. Bu, hiçbir siyasi görüşü kabul etmek anlamına gelmez. Yalnızca insanın temel hakkına saygı göstermektir.
Maç oynanır ve biter. Tribünler boşalır, formalar dolaba kaldırılır. Fakat o gün kullanılan dil insanların hafızasında kalır. Birkaç dakikalık tartışma yüzünden ne Trabzon saldırgan bir şehir gibi gösterilmeli ne de Diyarbakır’dan gelen herkes zan altında bırakılmalıdır.
Bağacık köyündeki bordo-mavili forma ile Trabzon sokaklarındaki Amedspor forması birbirinin düşmanı değildir. İkisi de bu ülkenin sınırları içinde, bu ülkenin insanlarının taşıdığı formalardır. Bize düşen aynı takımı tutmak değil; birbirimizin yaşama alanına saygı duymaktır.
Yapmayın kardeşim, etmeyin. Bir forma yüzünden kardeşlik iklimine zarar vermeyelim.