Adalet Bakanı Akın Gürlek’in birkaç cümlesi, hukuk dünyasının yıllardır çevresinden dolaştığı bir yaraya doğrudan dokundu: “Bir boşanma davası 12 yıl sürmez. Bir kira tahliye davası 4 yıl sürmez.” Haklı.

Çünkü adalet yalnızca doğru karar vermek değildir. Doğru kararı zamanında verebilmektir.

Mahkeme sonunda sizi haklı bulabilir. Tapunuzu verebilir. Alacağınızı hüküm altına alabilir. Boşanmanıza karar verebilir.

Peki kaybettiğiniz yılları kim geri verecek?

İşte hukukun cevaplamakta zorlandığı soru budur.

Bir mahkeme dosyasının kapağında yalnızca esas numarası vardır. Oysa kapağı kaldırdığınızda içeride insan hayatı çıkar.

Bir boşanma dosyasında çocuk büyür.

Bir tahliye dosyasında mülk sahibi yıllarca kendi malını kullanamaz.

Bir ticaret davasında şirket küçülür, ortaklık dağılır.

Bir miras davasında kardeşler yaşlanır.

Dosya aynı raftadır.

Hayat değildir.

Adalet Bakanı Gürlek’in sözlerinin en dikkat çekici tarafı da burada. Bakan, yargılamaların uzamasını vatandaşın adalete ilişkin memnuniyetsizliğinin sebeplerinden biri olarak gösteriyor ve bu konuda düzenlemelerin 12. Yargı Paketi’ne alınmasının düşünüldüğünü söylüyor.

Bence mesele bir yargı paketinden de büyük.

Mesele, adaletin zamanla ilişkisi.

Kafka’nın Davasını hatırlayın.

Josef K.’yı ezen yalnızca neyle suçlandığını bilmemesi değildir. Bitmek bilmeyen süreçtir. Kapılar. Koridorlar. Görevliler. Evraklar. Beklemeler…

Kafka yüz yıl önce bürokrasinin en ürkütücü silahlarından birini görmüştü:

Belirsiz zaman.

Bugün adliye koridorunda elinde plastik dosyayla bekleyen vatandaşın hukuk felsefesi bilmesine gerek yok.

Onun sorusu çok daha yalındır:

“Benim davam ne zaman bitecek?”

Devlet bu soruya makul bir cevap verebilmelidir.

Elbette bütün gecikmeleri hâkim ve savcıların üzerine yıkmak insafsızlık olur. Türkiye’nin yargı teşkilatında büyük bir iş yükü var. Bilirkişi süreçleri var. Tebligat var. İstinaf var. Eksik evrak var. Tarafların süreci uzatan hamleleri var.

Fakat bunların hiçbiri gecikmeyi kader haline getirmemeli.

Hedef süre uygulaması bu nedenle önemlidir.

Ama hedef süre duvara asılan bir performans tablosuna dönüşmemeli. Süre aşılıyorsa sebebi görülmeli. Nerede tıkanıyor? Bilirkişide mi? Tebligatta mı? Mahkemede mi? İstinafta mı?

Sistem kendi röntgenini çekebilmeli.

Gürlek’in “Bir hâkim kiracı olsaydı, dava açsa kendi davasına yıllarca bakar mıydı?” sorusu ise tartışmanın en insani tarafını açıyor:

Empati.

Hukuk yalnızca madde değildir.

İnsan hikâyesidir.

Bir hâkim önündeki tahliye dosyasına baktığında yalnızca Türk Borçlar Kanunu’nu görmemeli. O dosyanın arkasındaki hayatı da görebilmeli.

Bir savcı soruşturma dosyasını eline aldığında yalnızca klasör kalınlığını değil, karar bekleyen insanın takvimini de hesaba katmalı.

Fakat burada çok hassas bir çizgi var.

Yargıyı hızlandıralım derken yargıyı aceleye getiremeyiz.

Çünkü hızlı karar başka şeydir, acele karar başka.

Bir cerraha “Çabuk ameliyat et” diyemezsiniz. Ama hastayı da ameliyathane kapısında dört yıl bekletemezsiniz.

İhtiyacımız olan tam olarak bu denge.

Daha güçlü dijital altyapı. Daha etkin bilirkişilik. Daha hızlı tebligat. Gereksiz usul işlemlerinin azaltılması. Alternatif uyuşmazlık yollarının geliştirilmesi. Mahkemelerin iş yükünün gerçekçi biçimde dağıtılması.

Ve en önemlisi, dosyanın arkasındaki insanı unutmayan bir yargı kültürü.

Çünkü devlet için dört yıl bir istatistik olabilir.

İnsan için dört yıl, çocuğunun ilkokula başlayıp ortaokula yaklaşmasıdır.

On iki yıl ise bambaşka bir şeydir.

Bir insan 38 yaşında boşanma davası açıp 50 yaşında karar alıyorsa hukuk evliliği bitirmiş olabilir.

Ama o insanın kırklı yaşlarını geri veremez.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açtığı tartışma bu nedenle küçümsenmemeli. Yargının hızlandırılması yalnızca teknik reform değildir. Devlet ile vatandaş arasındaki güven meselesidir.

Adalet terazisini hep iki kefeli çizdik.

Belki eksik çizdik.

Bir kefesinde hukuk.

Bir kefesinde hak.

Tam ortasında ise bir saat olmalı.

Çünkü bazen insanın hakkını elinden alan yanlış hüküm değil, doğru hükmün gelmesini beklerken geçen ömürdür.