Her anne baba çocuğunun sağlıklı büyümesini ister. Boy uzunluğu da bu sürecin en dikkat çeken göstergelerinden biridir. Ancak toplumda boy uzaması ve boy uzatma tedavileri hakkında doğru sanılan pek çok yanlış bilgi bulunmaktadır.

Bu yanlış inanışlar, gereksiz kaygılara yol açabileceği gibi bazı çocukların tanı ve tedavisinin gecikmesine de neden olabilir.

Öncelikle bilinmelidir ki boy uzunluğu büyük ölçüde genetik özelliklerden etkilenir. Bunun yanında gebelik dönemi, doğum ağırlığı, yeterli ve dengeli beslenme, kronik hastalıklar, hormon dengesi ve düzenli uyku gibi birçok faktör de büyümeyi doğrudan etkiler. Bu nedenle her kısa boylu çocuk hasta değildir.

Toplumda en yaygın yanlışlardan biri, “Bir hormon iğnesiyle her çocuk uzar.” düşüncesidir. Oysa büyüme hormonu tedavisi yalnızca belirli hastalıklarda ve bilimsel kriterleri karşılayan çocuklarda uygulanır. Büyüme hormonu eksikliği, bazı genetik hastalıklar, kronik böbrek hastalığı ve belirli tıbbi durumlar bu tedavinin uygulanabileceği örnekler arasındadır. Sağlıklı ancak ailesel olarak kısa boylu her çocuğun bu tedaviden fayda görmesi beklenmez.

Bir diğer yanlış inanış ise vitamin veya gıda takviyelerinin tek başına boy uzattığı düşüncesidir. Vitamin ve mineral eksikliği varsa bunların yerine konulması büyümenin normale dönmesine katkı sağlayabilir. Ancak eksiklik bulunmayan çocuklarda gereksiz takviye kullanımı boy uzamasını artırmaz.

Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşılaşılan “boy uzatan ilaç”, “mucize şurup” veya “bitkisel ürün” gibi iddiaların ise bilimsel bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu tür ürünler hem maddi kayba neden olabilir hem de sağlık açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Egzersiz yapmak, yüzmek ya da basketbol oynamak genel sağlık açısından oldukça yararlıdır. Düzenli fiziksel aktivite kemik ve kas gelişimini destekler, sağlıklı büyümeye katkı sağlar. Ancak belirli bir spor dalının tek başına genetik sınırların üzerinde boy uzattığını gösteren bilimsel kanıt bulunmamaktadır.

Boy uzamasının en hızlı olduğu dönemlerden biri ergenliktir. Bu nedenle büyüme geriliği veya erken ya da gecikmiş ergenlik belirtileri fark edildiğinde zaman kaybetmeden değerlendirme yapılması önem taşır. Çünkü kemiklerdeki büyüme plakları kapandıktan sonra boy uzatma tedavilerinin etkisi büyük ölçüde ortadan kalkar.

Ailelerin çocuklarının boyunu düzenli aralıklarla takip etmesi büyük önem taşır. Aynı yaştaki akranlarına göre belirgin kısa kalan, büyüme hızı yavaşlayan veya yıllık boy uzaması beklenenden düşük olan çocukların Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görüldüğünde kan tetkikleri, kemik yaşı değerlendirmesi ve hormon incelemeleri yapılarak altta yatan neden araştırılır.

Unutulmamalıdır ki amaç yalnızca çocuğun daha uzun olması değil, sağlıklı büyümesini sağlamaktır. Erken tanı konulan büyüme bozukluklarında uygun tedavi ile başarılı sonuçlar alınabilir. Boy kısalığının tedavisinde hemen büyüme hormonu veya bir takım vitaminlere sarılmak veya kulaktan dolma bilgilere başvurmak yerine, bilimsel verilere ve uzman değerlendirmesine güvenmek çocukların geleceği açısından en doğru yaklaşımdır.