Zoonoz Kavramı

19. yüzyılın ortalarından itibaren tıp literatüründe kullanılmaya başlanan zoonoz kavramı, doğal koşullar altında omurgalı hayvanlar ile insanlar arasında bulaşabilen hastalık ve enfeksiyonları ifade etmektedir. Aradan geçen uzun süreçte moleküler tanı tekniklerinde yaşanan gelişmeler ile karşılaştırmalı tıp alanındaki bilimsel ilerlemeler, zoonotik etkenlerin tanımlanması ve sınıflandırılmasında önemli değişikliklere yol açmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü, omurgalı hayvanlar ile insanlar arasında doğal yollarla bulaşabilen hastalık ve enfeksiyonları zoonoz olarak tanımlamaktadır. Coğrafi konumu, hayvan hareketliliği ve farklı ekolojik özellikleri nedeniyle Türkiye’de çeşitli zoonotik hastalıklar halk sağlığı açısından önemini korumaktadır. Bu hastalıkların bulaşması; doğrudan temasın yanı sıra dolaylı temas, su, vektörler ve kontamine gıdalar aracılığıyla da gerçekleşebilmektedir.

## Tersane Sektörünün Biyolojik Risk Profili

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre biyolojik etkenler; enfeksiyon, alerjik reaksiyon veya toksik etki oluşturabilen mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve insan parazitlerini kapsamaktadır. Canlı organizmalar olmaları nedeniyle bu etkenler, fiziksel ve kimyasal tehlikelerden farklı özellikler taşımakta ve işyerlerinde kendilerine özgü bir risk değerlendirme sürecini gerekli kılmaktadır.

Tersanelerde açık çalışma alanlarının bulunması, uygun şekilde yönetilmeyen atık ve çöp birikimleri, kirli ya da durgun su kaynaklarının oluşabilmesi ve çalışma sahalarının kıyı ekosistemlerine yakınlığı gibi çevresel koşullar biyolojik riskler açısından dikkate alınmalıdır. Bu koşulların bulunduğu tersane sahalarında kemirgenler ve diğer hayvan ya da vektörlerle ilişkili biyolojik tehlikelerin, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yürütülen risk değerlendirmelerinde göz önünde bulundurulması gerekebilir.

Tersaneler; ağır sanayi faaliyetleri, metal işleme süreçleri ile yoğun kaynak ve kesim çalışmalarının yürütüldüğü çalışma ortamlarıdır. Bu sektörde gerçekleştirilen araştırmaların büyük bölümü titreşim, gürültü, toz maruziyeti ve kimyasal riskler üzerine yoğunlaşırken biyolojik tehlikeler ve zoonotik hastalıklar nispeten daha sınırlı düzeyde ele alınmıştır.

Bu durum, tersane çalışanlarında ortaya çıkabilecek mesleki ve çevresel sağlık sorunlarına ilişkin verilerin düzenli olarak kayıt altına alınmasının ve çalışma ortamındaki biyolojik risk faktörlerinin sistematik biçimde değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, tersane çalışanlarında zoonotik hastalıkların diğer çalışan gruplarına göre daha sık görüldüğünü ortaya koyan doğrudan epidemiyolojik verilerin sınırlı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

## Tersanelerde Karşılaşılabilecek Bir Zoonoz Örneği: Leptospiroz

Leptospiroz, enfekte hayvanların, özellikle de kemirgenlerin idrarıyla çevreye yayılabilen *Leptospira* cinsine ait patojen bakterilerin neden olduğu zoonotik bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaş, çoğunlukla enfekte hayvan idrarıyla kirlenmiş su veya toprakla temas sonucunda gerçekleşmektedir. Etken, özellikle bütünlüğü bozulmuş deri bölgelerinden veya göz, burun ve ağız gibi mukoza yüzeylerinden insan vücuduna girebilmektedir.

Hastalık hafif ve özgül olmayan belirtilerle seyredebildiği gibi bazı vakalarda böbrek yetmezliği, karaciğer fonksiyon bozukluğu, menenjit ve ciddi akciğer tutulumu gibi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi önem taşımaktadır.

Özellikle kontamine su veya toprakla, kanalizasyonla, hayvanlarla ya da kemirgenlerin bulunduğu ortamlarla mesleki temas yaşayan çalışanlarda maruziyet riski artabilmektedir. Tersanelerde leptospiroz riskinin düzeyi çalışma sahasının çevresel koşullarına bağlı olmakla birlikte; nemli çalışma alanlarının, su birikintilerinin, atıkların uygun şekilde yönetilmemesinin ve kemirgenlerin barınmasına elverişli koşulların bulunması potansiyel bir maruziyet ortamı oluşturabilir.

Bu nedenle leptospiroz, tersane sahalarında biyolojik risk değerlendirmesi yapılırken çevresel koşullara bağlı olarak göz önünde bulundurulabilecek zoonotik hastalık örneklerinden biridir.

## Tersanelerde Olası Bulaşma Yolları ve Risk Faktörleri

Tersane sahalarında uygun şekilde uzaklaştırılmayan gıda atıkları ve çöpler, sıçan ve fare gibi kemirgenlerin bu alanlarda barınmasını ve çoğalmasını kolaylaştırabilir. Kemirgenlerin bulunduğu alanlarda idrar ve dışkıyla kirlenmiş yüzey, su veya toprakla temas, etkene göre değişen farklı biyolojik maruziyet yollarına neden olabilmektedir.

Özellikle su birikintileri, drenaj sistemlerinin yetersizliği, düzensiz atık alanları ve uzun süre kullanılmayan kapalı bölümler kemirgenlerin barınmasına elverişli ortamların oluşmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle tersane sahalarında çevre düzeninin sağlanması ve kemirgen kontrolünün düzenli biçimde yürütülmesi önem taşımaktadır.

Bunun yanında tersanenin bulunduğu bölgenin iklimi, bitki örtüsü ve çevredeki hayvan popülasyonlarına bağlı olarak kene ve sivrisinek gibi vektörlerle karşılaşma riski de ortaya çıkabilir. Ancak bu risk her tersane için aynı düzeyde değildir. Vektör kaynaklı biyolojik tehlikelerin değerlendirilmesinde işyerinin bulunduğu coğrafi bölgenin özellikleri, mevsimsel koşullar ve sahadaki çevresel faktörler birlikte ele alınmalıdır.

Kuşların yoğun olarak bulunduğu alanlarda ise dışkı birikimleri hijyen sorunlarına ve bazı biyolojik etkenlere maruziyete zemin hazırlayabileceğinden, özellikle kapalı veya yetersiz havalandırılan alanlarda düzenli temizlik ve uygun çevre kontrolü önemlidir.

## Korunma ve Kontrol Yöntemleri

Biyolojik risklerin kontrol altına alınmasında temel yaklaşım, işyerinde düzenli olarak risk değerlendirmesi yapılması ve çalışanların maruz kalabileceği biyolojik etkenlerin türü, olası maruziyet düzeyi ve süresinin belirlenmesidir.

Çalışma ortamı veya iş süreçlerinde meydana gelen değişiklikler doğrultusunda risk değerlendirmesi güncellenmeli, birden fazla biyolojik etkene maruz kalınabilecek durumlarda ise tüm etkenlerin oluşturduğu riskler birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca gerçekleştirilen risk değerlendirmelerinin sonuçları, maruziyet ihtimali bulunan çalışan grupları ve uygulanan koruyucu önlemler ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda kayıt altına alınmalıdır.

Tersanelerde biyolojik risklerin azaltılmasına yönelik uygulanabilecek başlıca önlemler arasında gıda atıkları ve çöplerin kemirgenlerin ulaşamayacağı kapalı sistemlerde toplanması, atıkların düzenli olarak uzaklaştırılması, kemirgen ve haşere kontrol programlarının uygulanması ve gerekli alanlarda kuşların kontrolsüz biçimde yuvalanmasını önleyici fiziksel tedbirlerin alınması yer almaktadır.

Su birikintilerinin önlenmesi, drenaj sistemlerinin düzenli kontrol edilmesi ve çalışma alanlarının temiz tutulması da biyolojik risklerin azaltılmasına katkı sağlamaktadır.

Kişisel koruyucu donanımlar, yapılan işin ve belirlenen biyolojik riskin niteliğine göre seçilmelidir. Kontamine su veya yüzeylerle temas ihtimali bulunan çalışmalarda uygun eldivenlerin, su geçirmez iş ayakkabısı veya çizmelerin ve koruyucu giysilerin kullanılması önemlidir. Solunum yoluyla maruziyet ihtimalinin bulunduğu belirli işlerde ise yapılan risk değerlendirmesine uygun solunum koruyucu ekipmanlar kullanılmalıdır.

Çalışanların açık yaralarının uygun şekilde kapatılması ve açık yara ile kirli su, toprak veya kontamine yüzeyler arasındaki temasın önlenmesi özellikle leptospiroz gibi hastalıkların bulaş riskinin azaltılması açısından önem taşımaktadır.

Çalışanlara biyolojik riskler ve zoonotik hastalıklar konusunda düzenli eğitim verilmesi, olası maruziyet yollarının anlatılması ve şüpheli belirtiler ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurmalarının teşvik edilmesi de koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasıdır.

Periyodik sağlık gözetimleri, çalışanların maruziyet riskleri dikkate alınarak planlanmalıdır. Risk değerlendirmesi sonucunda maruziyet riski belirlenen ve etkili bir aşının mevcut olduğu biyolojik etkenler bakımından ise ilgili sağlık otoritelerinin önerileri ve yürürlükteki mevzuat doğrultusunda bağışıklama seçenekleri değerlendirilmelidir.

## Sonuç

Tersane sektörü çoğunlukla fiziksel ve kimyasal tehlikelerle ilişkilendirilse de çalışma sahalarının çevresel özellikleri nedeniyle biyolojik risklerin de iş sağlığı ve güvenliği açısından göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Tersane sahalarında çevresel koşulların uygun olması hâlinde kemirgenler, vektörler ve kontamine çevresel kaynaklar aracılığıyla biyolojik etkenlere maruziyet potansiyeli ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, tersane çalışanlarında zoonotik hastalıkların görülme sıklığına ilişkin doğrudan bilimsel verilerin sınırlı olması nedeniyle bu risklerin değerlendirilmesinde genelleyici ve kesin ifadelerden kaçınılmalıdır.

Tersanelerin kendine özgü çevresel ve çalışma koşulları dikkate alınarak düzenli biyolojik risk değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesi; atık yönetimi, kemirgen ve vektör kontrolü, hijyen uygulamaları, uygun kişisel koruyucu donanım kullanımı, sağlık gözetimi ve çalışan eğitimlerinin sistematik biçimde yürütülmesi, zoonotik ve diğer biyolojik etkenlere bağlı olası sağlık risklerinin azaltılmasına önemli katkı sağlayabilir.

## KAYNAKLAR

Aras, A. & Akşit, İ. (2024). *Biyolojik Risk Etmenlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Bağlamında Değerlendirilmesi ve Korunma Yöntemleri*. **[Dergi, kitap, kongre veya diğer yayın bilgisi eklenmelidir.]**

Barlas, B., Şenol, S. & Özdemir, Y. H. (2020). Türkiye’de meslek hastalıkları ve tersaneler. *Journal of Humanities and Tourism Research*, 10(1), 55-68.

Kara, M. (2022). Zoonotik Hastalıklar: Tanımlar ve Sınıflandırma. *Türkiye Klinikleri Pediatric Infectious Diseases-Special Topics*, 3(2), 1-5.

Taştan, R. (2023). “Zoonoz” Teriminin Tarihçesi ve Güncel Gelişmeler. *Türkiye Klinikleri Public Health-Special Topics*, 9(3), 147-151.

Turhan, V. & Hatipoğlu, M. (2013). Leptospiroz: “Yeni fark edilen eski bir enfeksiyon hastalığı”. *Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi*, 29(3s), 163-168.

World Health Organization (WHO). *Zoonoses*. Dünya Sağlık Örgütü kurumsal bilgi kaynağı. Erişim tarihi: 22 Temmuz 2026.

World Health Organization (WHO). *Human Leptospirosis: Guidance for Diagnosis, Surveillance and Control*. Dünya Sağlık Örgütü.

Centers for Disease Control and Prevention (CDC). *Leptospirosis*. Kurumsal hastalık bilgilendirme kaynağı. Erişim tarihi: 22 Temmuz 2026.

Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik. *Resmî Gazete*, 15 Haziran 2013.