Deprem Kadar, Süreçleri de Dönüştürmeliyiz Kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel artık teknik eleman eksikliği değil; standartlaşmamış, öngörülemez ve uzun süren idari süreçlerdir.

Bir mimar olarak yıllardır aynı tabloyu görüyorum. Türkiye’de kentsel dönüşümü en çok yavaşlatan şey eski binalar değil, eski bürokratik alışkanlıklardır.

Deprem beklemiyor. Yapılar yaşlanıyor. Beton yoruluyor. Ama ruhsat süreçleri aylarca, bazen yıllarca tamamlanamıyor. O bekleyiş sırasında yalnızca zaman kaybolmuyor; demirin fiyatı artıyor, çimentonun maliyeti yükseliyor, finansman giderleri büyüyor. Dönüşümün ekonomik yükü her geçen gün ağırlaşıyor. En sonunda aynı bina daha yüksek maliyetle yapılabiliyor. Bunun bedelini müteahhit de ödüyor, arsa sahibi de, kiracı da, ülke ekonomisi de.

Üstelik mesele yalnızca maliyet değildir.

Riskli olduğu tespit edilmiş bir binanın dönüşümünü geciktiren her gün, aslında riskli yapı stokunun kullanım ömrünü uzatmaktadır. Deprem ise hiçbir belediyenin iş takvimine göre gerçekleşmez.

Bugün ruhsat süreçlerinde karşılaştığımız en temel sorunlardan biri uygulama birliğinin bulunmamasıdır. Aynı yönetmelik, farklı belediyelerde farklı şekilde yorumlanabilmektedir. Bir belediyede uygun bulunan bir proje, başka bir belediyede farklı teknik değerlendirmelerle reddedilebilmektedir. Oysa hukuk devletinin temel ilkelerinden biri öngörülebilirliktir. Aynı kurallar, aynı şartlarda benzer sonuçlar üretmelidir.

Sorunun önemli nedenlerinden biri de mevzuatta sıkça yer alan “ilgili belediye yetkilidir”, “idarece uygun görülmesi hâlinde” veya “belediyece değerlendirilir” gibi geniş yorum alanı bırakan ifadelerdir. Bu hükümler, aynı teknik konunun farklı belediyelerde farklı uygulanmasına neden olabilmektedir. Elbette yerel yönetimlerin teknik değerlendirme yetkisi korunmalıdır. Ancak bu yetkinin sınırları ulusal ölçekte hazırlanacak bağlayıcı teknik rehberler ve uygulama standartlarıyla netleştirilmelidir. Belediye sınırı değişti diye yönetmeliğin anlamı değişmemelidir.

Bu nedenle ilk yapılması gereken reform, ruhsat süreçlerinde ulusal standartlaşmanın sağlanmasıdır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda tüm belediyelerde kullanılacak ortak teknik kontrol listeleri, uygulama rehberleri ve emsal karar sistemi oluşturulmalıdır. Aynı proje, Türkiye’nin neresinde olursa olsun aynı teknik ölçütlerle değerlendirilmelidir.

Bir diğer önemli eksiklik, proje çizilmeden önce teknik görüş alınabilecek kurumsal bir yapının bulunmamasıdır. Bugün birçok mimar ve mühendis projesini tamamladıktan sonra yönetmeliğin farklı yorumlandığını öğreniyor. Aylarca süren emek, yeni revizyonlarla yeniden başlıyor.

Oysa belediyelerde Teknik Danışma Birimleri kurulmalıdır. Proje müellifleri tasarım sürecinin başında yönetmelikler, plan notları ve uygulama esasları hakkında teknik görüş alabilmelidir. Böylece proje henüz kâğıt üzerindeyken olası sorunlar görülebilir, gereksiz revizyonlar ve zaman kayıpları önlenebilir.

Aynı şekilde belediyelerde mutlaka bir Ön İnceleme Birimi oluşturulmalıdır. Başvuru dosyaları uzun teknik değerlendirme sürecine girmeden önce birkaç gün içinde ön kontrolden geçirilmelidir. Evrak eksiklikleri, plan notu uyumsuzlukları, hesap hataları ve temel yönetmelik aykırılıkları ilk aşamada tespit edilmelidir. Dosyanın aylar sonra eksik nedeniyle geri dönmesi ne kamuya ne vatandaşa fayda sağlar.

Ruhsat süreçleri tamamen dijital olarak izlenebilir hâle getirilmelidir. Başvuru sahibi dosyasının hangi birimde olduğunu, hangi aşamada beklediğini, eksiklerinin neler olduğunu ve hedef sonuçlanma tarihini anlık olarak görebilmelidir. Şeffaflık yalnızca vatandaşın güvenini artırmaz; kamu yönetiminin verimliliğini de yükseltir.

Riskli yapıların dönüşümü için ayrı bir ruhsat hattı oluşturulması da artık zorunluluktur. Deprem riski taşıyan binaların, rutin yapı ruhsatlarıyla aynı işlem sırasına alınması şehircilik anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bu dosyalar öncelikli değerlendirilmeli, belirli süreler içinde sonuçlandırılmalıdır.

Bir başka önemli konu da ruhsat sürelerinin yasal güvence altına alınmasıdır. Bir dosyanın hangi aşamada en fazla kaç gün bekleyebileceği açıkça belirlenmeli, süreci uzatan her gecikme gerekçelendirilmelidir. Kamu hizmetinde belirsizlik olağan hâle gelmemelidir.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha fazla bürokrasi değildir. Daha öngörülebilir, daha standart, daha dijital ve daha hızlı işleyen bir ruhsat sistemidir. Kentsel dönüşüm yalnızca yapı üretme faaliyeti değildir; aynı zamanda kamu yönetiminin kapasitesini test eden stratejik bir süreçtir. Depreme dirençli şehirler, yalnızca güçlü yapım teknikleriyle değil, güçlü kurumlarla inşa edilir.

Çünkü bazen bir binayı deprem değil, karar verilemeyen bir masa eskitir.