Alkol, kadınlarda üreme sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı yollarla olumsuz etkileyerek kısırlığa veya gebelik şansının belirgin şekilde azalmasına neden olabilir. Bu etki genellikle alkolün miktarı, kullanım süresi ve kişinin hormonal duyarlılığı ile ilişkilidir.
2023 yılında Salari, Hasheminezhad ve ekipi tarafindan yapılan sistematik derleme ve meta-analiz, alkol tüketiminin kadınlarda cinsel disfonksiyon ve üreme bozukluklarına yol açtığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, alkolün sadece hormonal değil, aynı zamanda üreme ve cinsel sağlık üzerinde de olumsuz etkisi olduğunu göstermektedir.1953 yilinda ABD, Chicago Üniversitesi’nde yapılan deneysel çalışmalarda alkolün hipotalamus–hipofiz–over eksenini bozduğu ve FSH ile LH hormonlarının salgısını azalttığı kanıtlanmıştır. Bu bozulma FSH ve LH hormonlarının salgılanmasında düzensizliklere yol açar ve sonuç olarak ovulasyon gecikir, düzensizleşir ya da tamamen ortadan kalkabilir.
2025 yılında Ukrayna Milli Bilimler Akademisinde yapılan klinik araştırmada, alkol kullanımının kadınlarda FSH, LH, estradiol ve progesteron seviyelerini bozduğu ve anovulasyon ile amenoreye yol açtığı gözlemlenmiştir. Ovulasyonun olmadığı durumlarda doğal yolla gebelik mümkün değildir.
Alkolün overler üzerindeki toksik etkisi de kısırlık gelişiminde önemli bir faktördür. Alkol kullanımı, over dokusunda oksidatif stresin artmasına neden olur. Bu durum yumurta hücrelerinin DNA yapısına zarar verebilir, hücre yaşlanmasını hızlandırır ve yumurtaların döllenme kapasitesini düşürür. Uzun vadede over rezervinin daha erken tükenmesine ve erken menopoz riskinin artmasına yol açabilir. Bu etki özellikle genç yaşta yoğun alkol tüketen kadınlarda bile doğurganlığın erken dönemde azalmasına neden olabilir.
Hormonal dengesizlikler yalnızca ovulasyonu değil, aynı zamanda rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini de olumsuz etkiler. Alkol, karaciğerde östrojen metabolizmasını bozarak kandaki östrojen seviyelerinin anormal şekilde yükselmesine veya dalgalanmasına neden olabilir. Progesteron düzeylerinin yetersiz kalması endometriumun embriyonun tutunması için uygun kalınlık ve yapıya ulaşmasını engeller. Bu nedenle döllenme gerçekleşse bile embriyonun rahme yerleşmesi zorlaşır ve erken düşük riski artar.
Alkol kullanan kadınlarda adet düzensizlikleri sık görülür. Adet gecikmeleri, adetlerin seyrekleşmesi, aşırı kanamalar veya tamamen adet görememe gibi tablolar ortaya çıkabilir. Bu düzensizlikler çoğu zaman anovulatuar sikluslarla birliktedir ve doğurganlığın azaldığının önemli klinik göstergeleridir. Alkol miktarı arttıkça bu etkiler daha belirgin hale gelir.
Bunun yanı sıra alkol, bağışıklık sistemini zayıflatır ve pelvik enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Tekrarlayan veya fark edilmeden geçirilen enfeksiyonlar fallop tüplerinde hasara ve tüp fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Bu durum sperm ile yumurtanın karşılaşmasını engelleyerek kısırlığa yol açabilir.
Sonuç olarak alkol, kadınlarda yumurta hücresinin kalitesini düşüren, hormonal dengeyi bozan ve rahim ortamını gebelik için elverişsiz hale getiren önemli bir risk faktörüdür. Gebelik planlayan ya da üreme sağlığını korumak isteyen kadınlarda alkol kullanımının sınırlandırılması, ideal olarak tamamen bırakılması, hem gebelik şansını artırmak hem de sağlıklı bir gebelik süreci açısından büyük önem taşır.