Herkes zaman zaman bir ismi, bir şeyi nereye koyduğunu ya da ne yapacağını unutur. Çoğu zaman bu durum gelip geçicidir. Ancak özellikle yaş ilerledikçe, bu küçük aksaklıklar bazı kişiler için ciddi bir endişe kaynağına dönüşebilir.

Unutkanlık, nöroloji polikliniklerine en sık başvuru nedenlerinden biridir. Bu başvurular genellikle üç farklı duruma işaret edebilir:

Bilişsel kaygı: Kişinin hafızasında ya da düşünme süreçlerinde bir değişiklik hissetmesi.

Hafif bilişsel bozukluk: Bellek testlerinde yaşa göre beklenenden fazla bir düşüş saptanması, ancak günlük yaşamın hâlâ bağımsız biçimde sürdürülebilmesi.

Demans: Bilişsel sorunların günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi.

Araştırmalar, bellek konusunda en çok kaygı duyan kişilerin her zaman testlerde en kötü performansı gösteren kişiler olmadığını ortaya koymaktadır. Aksine, kaygı ve depresyon, kişinin kendi zihinsel performansını algılama biçimini ciddi biçimde etkiler. Kaygı insanı sürekli tetikte tutarken, depresyon dikkat, hız ve motivasyonu azaltır. Bu durumda küçük bir unutkanlık, olduğundan çok daha büyük ve tehdit edici olarak algılanabilir.

Bellek kaygısı çoğu zaman yalnızca unutkanlıkla sınırlı değildir. Bu kaygının içinde bağımsızlığını kaybetme, artık “kendisi gibi olmama” ve başkalarına yük olma korkusu da yer alır. Yeni çalışmalar, bu tür endişelerin resmî tanılar konmadan çok önce ortaya çıktığını ve sıklıkla gözden kaçtığını göstermektedir.

Bilişsel bozukluklar her zaman belirgin belirtilerle başlamaz. Kaçırılan bir randevu, bir yakının fark ettiği küçük bir değişiklik ya da tıbbi kayıtlara düşülmüş kısa bir not, sürecin erken işaretleri olabilir. Kişi bir sorun hissettiği hâlde, sağlık sistemi bu duruma hemen karşılık veremeyebilir.

Uzayan tanı belirsizliği ve sürekli endişe, ironik biçimde belleği daha da olumsuz etkileyebilir. Kişi içine kapanabilir, gereksiz tetkiklere yönelebilir ya da “beyin güçlendirici” adı altında sunulan, bilimsel karşılığı olmayan ürünlere umut bağlayabilir. Öte yandan, bu kaygının tamamen küçümsenmesi de hasta–hekim ilişkisini zedeleyebilir ve güven kaybına yol açabilir.

Bellekle ilgili kaygılar, yaşlanmanın doğal bir parçası olabilir. Ancak her kaygı demans değildir.