Cerrahpaşa Çocuk Kliniğindeki çalışma hayatım süresince Türk Pediatri Kurumuna ait odanın önünden sayısız defa geçtim. O koridor üzerinde farklı büstler vardı. Kimlerin büstleri olduğunu o zamanlar bilmiyordum. Ama değerli insanlar olmalılardı yoksa burada ne işi olur diye düşünürdüm.
Her nöbette, belki bir alışkanlıktan belki de o karanlık koridorun zorlamasıyla, içimden onlara selam verirdim. Bazen bunaldığımda içimden o değerli insanlara dert yanardım, onlar benim senelerce sessiz dinleyicilerimdi.
Yıllar sonra fark ettim: O dert ortağım büstlerden biri Kadri Raşit Anday'a aitti. Onu tanımadan, ama saygı duyarak yanından geçip gidiyor ve nöbetlerimi paylaşıyormuşum
Bu yazı yalnızca kişisel bir anı değil; kurumsal hafızamızın sessizce eksiltilmiş bir parçasıdır. Ve bu yazı, o koridorda fark etmeden önünden geçtiğimiz isme bir vefa borcudur.
Paris'e Gönderilen Değil, Paris'e Giden Adam
Tarih kitapları onu 1894'te devlet bursuyla Paris'e gönderilen bir öğrenci olarak anlatır. Ama bu, bir eğitim seyahatinden ibaret değildir. Bu, bir yön değişimidir. Askeri Tıbbiye'nin üçüncü sınıf öğrencisi Kadri Raşit, Paris'e gittiğinde Osmanlı tıbbının henüz tanımadığı bir dünyayla yüzleşti: Richet'nin fizyoloji laboratuvarları, Grancher'in ve Mafran'ın pediatri klinikleri, Notecourt'un sistematik çocuk hasta takibi. 1900'de savunduğu doktora tezi — 'Métabolisme du Cholère cause l'organisme' — bu entegrasyonun somut çıktısıydı.
1901'de İstanbul'a döndüğünde yanında getirdiği şey yalnızca bir diploma değildi: Pediatriyi müstakil bir disiplin olarak konumlandıracak bir vizyon, klinik düşüncenin yeni bir çerçevesi ve o dönem neredeyse hiç görülmeyen semiyoloji ustalığıydı. Osmanlı tıbbında çocuk hastalıklarına ayrı bir disiplin olarak yer açılmamıştı; bu boşluğu dolduracak zihin, Paris'ten geliyordu.
Şişli Etfal'in İçinde Anlatılmayan Bir Gerçek
Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi'nde yıllarca çalışmış bir hekim olarak şunu açıkça ifade etmeliyim: Bu köklü kurumun ülkemizin ilk çocuk hastanesi olduğu bilgisi her fırsatta vurgulanırdı. Ancak aynı kliniklerde çalışırken, bu hastanenin modern Türk pediatrisinin kuruluşundaki belirleyici rolü ve Kadri Raşit Anday, sonrasında Ord.Prof.Dr.İhsan Hilmi Alantar gibi öncülerin katkıları neredeyse hiç dile getirilmezdi.
Oysa mesele yalnızca 'ilk olmak' değildir. Asıl mesele, bir kurumu tarihte anlamlı kılan bilimsel dönüşümü de fark edebilmek ve ülkeye yapmış olduğu her öncülüğü de bilmek ve yeni nesillere bildirmektir.
1908'de Şişli Etfal'e geldiğinde Anday, çocuk servisini baştan örgütledi. Poliklinik hizmetlerini sistemleştirdi, tüm yaş gruplarını yatarak izleme pratiğini yerleştirdi, son sınıf tıp öğrencilerine haftada bir saat çocuk enfeksiyonları dersi verdi. O güne dek pediatri, dahiliyenin alt başlığıydı; süt çocuğuyla kadın-doğum hekimleri ilgilenirdi. Anday bu köhnemiş düzeni değiştirerek Türkiye'de pediatriyi müstakil bir bilim dalı olarak konumlandırdı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu durumun basit bir ihmal değil; kurumsal hafızada önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Bu yazı kısmen o eksiği giderme çabasıdır.
Darülfünun'da 16 Yıl: İlk Kürsü, İlk Nesil
1915'te Darülfünun Tıp Fakültesi'nde Türkiye'nin ilk Çocuk Hastalıkları Kürsüsü kuruldu ve başına Kadri Raşit Anday getirildi. 1917'de profesörlük unvanını alan Anday, aralıksız 16 yıl bu görevi sürdürdü. Klinik pratiğiyle bilimsel yayınlarını bir arada götürdü: 'Archives de Médecine des Enfants'ta makaleler, 1926'da Paris'te 'Érythème nouveau et tuberculose', 1933'teki Ulusal Çocuk Hastalıkları Kongresi'nde 'Çocuklarda Beslenme Problemi'. 1938'deki Ankara Pediatri Kongresi'nde sunduğu 'Çocukların Sağlığı Konusunda Sosyolojik Çalışmalar' ise Anday'ın tıbbı yalnızca klinik değil, toplumsal bir sorumluluk olarak da kavradığını gösteren önemli bir belgedir.
2 ‚: Türk Pediatri Kurumu’nun Doğuşu
Kadri Raşit Anday'ın kurumsal mirası, bireysel başarılarının çok ötesine uzanır. 2 Mayıs 1930'da 'Çocuk Hekimleri Encümeni' adıyla bugünkü Türk Pediatri Kurumu'nun temelini attı ve ilk başkanlığını üstlendi. Dr. Mehmet Kamil Berk, Dr. Ali Şükrü Şavlı, Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar ve Dr. Niyazi Ali Özsoy bu kuruluşun diğer isimleriydiler. Kurum 1934'te 'Çocuk Kliniği' dergisini yayımlamaya başladı — Türk pediatri literatürünün ilk periyodik yayın organı. Bugün neredeyse her çocuk hekiminin üyesi olduğu çatı kuruluşunun temeli, onun 2 Mayıs 1930’ dakiiradesine dayanır.
Kurucu mu, Müjdeci mi? Anday–Alantar Dengesi
Tarihsel literatürde sıkça atıf yapılan bir ifade vardır: 'Kadri Raşit müjdeci ise, Alantar gerçek kurucudur.' Bu cümle bir ayrım değil, bir rol paylaşımının tespitidir.
Kadri Raşit Anday, pediatriyi Türkiye'de bir fikir olarak kuran, zemin hazırlayan isimdir. Disiplini tanımlayan, yönünü çizen, zihinsel dönüşümü başlatan kişidir. İhsan Hilmi Alantar ise bu fikri kurumsal olarak derinleştiren, sürdürülebilir hale getiren isimdir. Yapıyı büyüten, sistemi kalıcılaştıran kişidir. Anday tohumu ekti; Alantar o tohumu ormana dönüştürdü.
Bu iki isim karşı karşıya değil, aynı hikâyenin tamamlayıcı aktörleridir. Ancak bugün dikkat çekici olan şudur: Kurumsal yapı hatırlanırken, o yapıyı mümkün kılan ilk zihinsel kırılma çoğu zaman arka planda kalmıştır. Bu yazının amacı, o dengeyi yeniden kurmaktır.
1933: Zirvede Sistem Dışına İtilmek
1933 Üniversite Reformu Türk akademisini kökten değiştirdi.Bu reform ile birlikte akademik hayatta Alman tıp ekolünün etkisi Avrupa'dan davet edilen bilim insanlarıyla artmış ve üniversitede akademik yapı yeniden şekillenmiştir. Bu dönüşüm süreci Fransız ekolünden gelen hekimlerin akademik konumunu da doğrudan etkilemiştir.
Anday, yaş haddi gerekçesiyle kürsüsünden emekliye sevk edilmiştir. Kendi ifadesi bu acıyı yalın biçimde taşır: 'En verimli bir yaş kabul olunan 56 yaşında emekliye sevk edilmiş bulundum.
Bu yalnızca bir karar değil; bir bilim insanının zirvede sistem dışına itilmesidir. Bu cümle; bir yakınmadan çok bir tespit, bir sitemden çok bir tanıklıktır. 56 yaş —o dönemin koşullarında bile— bir bilim insanının veriminin zirvesi sayılırdı. Reformun genel mantığı anlaşılabilir bir modernleşme iradesi taşısa da, Anday gibi köklü bilimsel birikimi olan isimlerin bu süreçte sistem dışına itilmesi, Türk akademi tarihinin hüzünlü sayfalarından biri olmuştur.
Ancak Anday çalışmayı bırakmadı. Beyoğlu Şehir Çocuk Hastanesi'nde gönüllü olarak, hiçbir ücret almaksızın çalışmayı sürdürdü. Darülaceze'de terk edilmiş çocukların —büyük çoğunluğu süt çocuğu— tedavisiyle bizzat ilgilendi. Emekli bir profesörün bu tavrı, "müjdeci" ruhunun ne denli içten bir karakter özelliği olduğunu kanıtlıyordu: Hekimlik, onun için hiçbir zaman bir unvan meselesi olmamıştı.
Bilim ile Edebiyatın Buluştuğu Yalı
Büyük yeğeni Melih Cevdet Anday, Türk şiirinin en köklü isimlerinden biridir. Kadri Raşit ile Arnavutköy'deki yalıda geçirilen saatler, genç şairin Batı edebiyatı ve düşüncesiyle ilk gerçek temasının yaşandığı anlardı. Paris'te oluşan entelektüel birikim, klinik koridorların ötesinde bir şair zihninin de şekillenmesine zemin hazırladı. Ailenin soyadı olan 'Anday'ın da Kadri Raşit'in önerisiyle belirlendiği bilinmektedir.
Sonuç: Kurumsal Hafızanın Hakkı
Prof. Dr. Kadri Raşit Anday, 1949'da İstanbul'da hayatını kaybetti. Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası'nda kaleme aldığı anma yazısında onu 'modern Türk pediatrisinin müjdecisi' olarak andı.
Bugün Türkiye'deki her pediatri kliniğinin, her çocuk hastalıkları ana bilim dalının ve Türk Pediatri Kurumu'nun üzerinde yükseldiği tarihsel temel, büyük ölçüde onun eliyle örülen bir temeldir.
Şişli Hamidiye Etfal bugün de büyük bir kurum olmaya devam ediyor. Cerrahpaşa'nın koridorlarında büstler hâlâ duruyor. Türk Pediatri Kurumu 95 yılı aşkın bir geçmişe sahip. Ama kurumsal hafıza çoğu zaman kurucu yapıyı hatırlarken, o yapıyı mümkün kılan zihni geri planda bırakır.
O koridordan geçen asistan artık o büstün kimin olduğunu biliyor. Ama yüzlerce asistan daha o büstün önünden geçecek. Onlar da bilmeli:
Bu yalnızca taşa oyulmuş bir yüz değildir.
"Bu, bir disiplinin tohumlarını eken,
zirvede sistem dışına itilse bile hekimliği karakter olarak sürdüren
ve bıraktığı mirasla bugün hâlâ yaşayan bir insanın yüzüdür. "
Kadri Raşit Anday'ın hatırasını yaşatmak, Türk pediatrisinin köklerini bilmek demektir. Bu yükümlülük; kurumlarımıza, eğitim programlarımıza ve her şeyden önce o koridorlardan geçen genç hekimlere düşmektedir.
Kronoloji
1875 İstanbul'da doğdu.
1894 Askeri Tıbbiye 3. sınıfta iken devlet bursuyla Paris'e gönderildi.
1900 Paris Tıp Fakültesi'nde doktora tezini savundu; Charles Richet ve Grancher ile çalıştı.
1901 Yurda dönerek Mülkiye Tıbbiyesi'nde fizyoloji ve çocuk hastalıkları dersleri vermeye başladı.
1905 Pediatri kliniği direktörlüğüne getirildi.
1908 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Dahiliye Kliniği şefliğine atandı; pediatriyi bağımsız disiplin olarak örgütledi.
1915 Darülfünun Tıp Fakültesi'nde Türkiye'nin ilk Çocuk Hastalıkları Kürsüsü kuruldu; kürsü başkanlığına getirildi.
1917 Çocuk hastalıkları profesörü unvanı verildi.
1930 (2 Mayıs) "Çocuk Hekimleri Encümeni"ni (bugünkü Türk Pediatri Kurumu) kurdu; ilk başkan oldu.
1933 Üniversite Reformu ile 56 yaşında emekliye sevk edildi; Beyoğlu Şehir Çocuk Hastanesi'nde ücretsiz gönüllü olarak çalışmayı sürdürdü.
1949 İstanbul'da vefat etti. Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar, İ.Ü. Tıp Fakültesi Mecmuası'nda anma yazısı kaleme aldı.