Baba ocağınıza gittiğinizde kapıyı size hâlâ açabilen bir anneniz ve sizi kucaklayabilen bir babanız varsa, hangi yaşta olursanız olun büyük bir zenginliğe sahipsiniz demektir. Çünkü anne insanın gezindiği bir bağ, baba ise sırtını yasladığı bir dağdır.
Benim dağımın adı Hilmi.
Onun evladı da ben… yani İhsan.
Bu yazının başlığına “En Sevdiğim Hoca” notunu düşmemin nedeni yalnızca akademik bir hayranlık değildir. Bu büyük hocanın isminde; 2024 yılından bu yana hastalıklarla vakurca, sabırla ve asaletle mücadele eden babamla isimlerimizin yan yana buluştuğu çok özel bir anlam gizlidir.
Türk tıp tarihinde bazı isimler vardır ki yalnızca bir hekimi değil, bir dönemi temsil eder. Ordinaryüs Profesör Dr. İhsan Hilmi Alantar, Türk modern pediatrisinin kuruluşunda işte böyle bir isimdir.
Hamidiye Etfallilerin Bile Bilmedikleri
Halk arasında günümüzde hâlâ en çok bilinen adıyla Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi, ülkemizin ilk çocuk hastanesi olarak 5 Haziran 1899’da Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi adıyla hizmete başlamıştır. Zaman içinde farklı isimler alsa da halkın dilinde hep “Etfal” olarak kalmıştır.
Bu hastanenin kuruluş hikâyesi ise bir babanın evlat acısından doğmuş olması bakımından son derece etkileyicidir.
1896 yılında Almanya’daki eğitimini tamamlayarak yurda dönen ve Deniz Hastanesi’nde görev yapan Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Dr. İbrahim Bey, 12 Şubat 1898 tarihinde Sultan II. Abdülhamid’in hasta olan sekiz aylık kızı Hatice Sultan’ı muayene etmek üzere saraya çağrılır.
Sultan II. Abdülhamid daha önce büyük evlat acıları yaşamıştır. 2,5 yaşındaki oğlu Mehmed Bedreddin’i menenjitten, 1 yaşındaki kızı Samiye Sultan’ı zatürreden ve 7 yaşındaki kızı Ulviye Sultan’ı ise feci bir yangın kazasında kaybetmiştir.
Kuşpalazı (difteri) teşhisi konulan küçük Hatice Sultan nöbetler geçirmektedir. Dr. İbrahim Bey muayenenin ardından durumun son derece ağır olduğunu padişaha bildirir. Aynı gün öğleden sonra Hatice Sultan da hayatını kaybeder.
Hatice Sultan’ın vefatının ardından Kolağası Dr. İbrahim Bey mesleki yetkinliği nedeniyle binbaşılığa terfi ettirilir. Ancak kısa süre sonra Sultan II. Abdülhamid, rüyasında vefat eden kızını görür. Rivayete göre Hatice Sultan rüyasında kendisinden su ister. Padişah bu rüyayı, kızının adına yapılacak bir hayır eseriyle yorumlar.
Bunun üzerine Dr. İbrahim Bey yeniden saraya çağrılır ve görüşü sorulur. Dr. İbrahim Bey padişaha şu anlamlı cevabı verir:
“Osmanlı topraklarında yalnız çocuklara hizmet eden bir hastane yoktur. Fakir ve kimsesiz çocuklar için kurulacak böyle bir hastane sayesinde şifa bulan her çocuk, Hatice Sultan’ın ismini kıyamete kadar hayırla anacaktır.”
Bu sözlerden etkilenen Sultan II. Abdülhamid bir süre düşündükten sonra şu tarihi cümleyi söyler:
“Benim çocuğum kurtulamadı. Kim bilir fakir fukaranın çocukları nasıl bakılıyor. Hiç olmazsa bir hastane yaptıralım da benim gibi birçok babanın kalbi yanmasın.”
Böylece Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk çocuk hastanesinin kurulması kararı alınır.
Dr. İbrahim Bey hastane için yer seçimiyle görevlendirilir ve aynı zamanda saray hekimi olarak padişahın yakın çevresine alınır. Hamidiye Etfal Hastanesi açıldıktan sonra Dr. İbrahim Bey döneminde hastane yalnızca bir tedavi kurumu olmaktan çok daha fazlası haline gelir. O yıllarda hastanede:
· Ülkemizin ilk çocuk sanatoryumu açılmış,
· Stetoskopun öncüsü kabul edilen fanondoskop ilk kez kullanılmış,
· Kalorifer sistemi ilk kez uygulanmış,
· Modern hasta arşiv sistemi kurulmuştur.
Bu yönüyle Hamidiye Etfal yalnızca bir hastane değil, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modern tıbbın öncü kurumlarından biri haline gelmiştir.
Ancak bugün birçok kişi için hastanenin geçmişi, yalnızca Türkiye’nin ilk çocuk hastanesi olması ve Sultan II. Abdülhamid’in kızı Hatice Sultan adına kurulmuş olmasıyla sınırlı kalmaktadır.
Oysa bu köklü miras, Cumhuriyet döneminde burada şekillenen modern pediatri anlayışıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
Ve bu yeni pediatri ekolünün öncüsü olan isim: Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar’dır.
Hamidiye Etfal’de Doğan Bir Bilim Geleneği:
Prof. Dr. Kadri Raşit Anday ve Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar
Pediatri, İhsan Hilmi Alantar’dan önce de ülkemizde merak edilen ve üzerine emek harcanan bir alandı. 1884 yılında “Emraz-ı Etfal” (Çocuk Hastalıkları) üzerine ilk eseri Türkçeye kazandıran Nafiz Paşa (1839–1929) ve çocuk bakımı konusunda çok sayıda öncü yayın yapan Besim Ömer Paşa (1862–1940) bu alanda ilk tohumları atan isimlerdi.
Ardından, çocuk hastalıklarının “müjdecisi” olarak anılan Prof. Kadri Raşit Anday (1874–1949) pediatriyi akademik bir çerçeveye oturtmak için büyük çaba göstermiştir. Paris’te çocuk hastanelerinde pediatri eğitimi aldıktan sonra yurda dönmesini takiben Etfal Hastanesi’nde görevlendirilmiş ve 1915 yılında Dârülfünun Tıp Fakültesi’nde ilk Çocuk Hastalıkları Kürsüsü’nün kurulmasıyla bu kürsünün başına getirilmiştir.
Ancak Prof. Dr. Cihat Tahsin Gürson’un veciz ifadesiyle:
“Kadri Raşit müjdeci ise, Alantar gerçek kurucudur.”
Türk pediatrisinin tarihine bütüncül olarak bakıldığında, bu gelişimin tek bir kişinin eseri olmadığı açıkça görülmektedir. Nafiz Paşa ve Besim Ömer Paşa’nın çocuk sağlığına ilişkin ilk bilimsel yayınlarıyla başlayan süreç, Hamidiye Etfal’de şekillenen modern bilim geleneği içinde üç önemli halka ile olgunlaşmıştır. Hastanenin kuruluşunda İbrahim Paşa’nın vizyonu pediatriye kurumsal bir zemin kazandırmış; aynı kurumda Kadri Raşit Anday’ın akademik çabalarıyla pediatri bir bilim dalı olarak şekillenmiştir. İhsan Hilmi Alantar ise bu birikimi devralarak bilimsel liderliğiyle bu zincirin üçüncü ve belirleyici halkasını oluşturmuştur. Bu nedenle Hamidiye Etfal yalnızca bir hastane değil, aynı zamanda Türk pediatrisinin doğduğu ve geliştiği tarihsel bir bilim ocağıdır.
Gerçekten de İhsan Hilmi Alantar, kendisinden önce atılmış olan bu kıymetli temelleri devralmış; Avrupa’daki modern bilimsel yöntemleri ve klinik yaklaşımı Türkiye’ye taşıyarak pediatriyi yalnızca bir ilgi alanı olmaktan çıkarıp kurumsal bir bilim dalı ve güçlü bir klinik ekolü haline getiren isim olmuştur.
Bir Klinik ve Bir Ekolün Doğuşu
Ülkemizin ilk çocuk hastanesi olan Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi, 1899 yılında kurulduğunda henüz pediatri bağımsız bir uzmanlık alanı değildi. Bu nedenle hastanenin kuruluşundan Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar, yani 1899’dan 1923’e kadar olan dönemde çocuk hastaların tedavisi hastanede görev yapan dahiliye uzmanları tarafından yürütülmüştür.
Hastane 1922 yılında “Şişli Çocuk Hastanesi” adını almış ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın yönetiminde bir devlet hastanesi haline gelmiştir.
1923 yılında ise hastaneye çocuk hastalıkları mütehassısı olarak atanan ilk hekim, daha sonra klinik şefi de olacak olan Dr. İhsan Hilmi Alantar olmuştur.
Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar, 3 Kasım 1888 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası Halil Hilmi Bey’dir. İlk öğrenimini Tophane’deki Feyziye Rüştiyesi’nde, orta öğrenimini ise Vefa İdadisi’nde tamamlamıştır. Daha sonra Tıp Fakültesi’ne 1293 numara ile kaydolmuş, disiplinli ve yoğun bir öğrencilik döneminin ardından 1911 yılında fakülteden birincilikle mezun olmuştur.
Savaşlar ve Vatanseverlik
Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra, 1 Mayıs 1911’de önce Uzvî Kimya Asistanlığına atanmıştır. Aynı yılın 14 Ocak 1912’sinde ise Fevzi Paşa’nın kliniğinde asistan olarak göreve başlamıştır. Bu klinikte çalıştığı sırada Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine, arkadaşlarıyla birlikte 28 Ekim 1912’de gönüllü olarak cepheye katılmıştır. Savaş sırasında Çerkesköy’de menzil tabipliği yapmış, daha sonra Hadımköy Hastanesi’nde görev alarak yaralı askerlerin tedavisiyle ilgilenmiştir.
1913 yılında maarif nezaretinin açtığı imtihanı kazanarak Paris’e, ünlü pediatrist Prof. Dr. Hutinel’in yanına giden İhsan Hilmi Alantar, gidişinden bir yıl sonra Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine kendi isteğiyle yurda dönmüş ve yüzbaşı rütbesi ile askere gönderilmiştir.
1916 yılında çocuk hastalıkları ihtisasını tamamlamak amacıyla bu kez Almanya’ya giden Alantar, Berlin’de Prof. Dr. Adalbert Czerny’nin yanında 1916–1920 yılları arasında eğitim görmüş ve modern pediatri bilgisini burada edinmiştir.
Yurda döndükten sonra Millî Mücadele’ye de katılan İhsan Hilmi Alantar, 1921 yılında Ankara’ya gelmiş ve burada Türkiye’nin ilk çocuk hastalıkları dispanserini kurmuştur. Milli Eğitim Bakanlığındaki girişimleri sonucunda kız öğretmen okulları, kız ortaokulları ile ebe ve sağlık memuru okullarının müfredatına çocuk bakımı dersi eklenmesini sağlamıştır.15 Ekim 1921’de Kayseri Memleket Hastanesi’ne uzman hekim olarak atanmış ve burada göreve başlamıştır. Kayseri’de bulunduğu yıllarda da Türkiye’nin ilk doğum ve çocuk bakım evi olan 25 yataklı Kayseri İrzahanesi’nin kurulmasını sağlamış ve burada fahri hekim olarak görev yapmıştır. İstiklâl Savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı İstiklâl Madalyası ile onurlandırılmıştır.
Alantar’ın Bilimsel Mirası
1923 yılında Hamidiye Etfal Hastanesi’nde göreve başlayan Alantar, kısa sürede çocuk sağlığı alanındaki kurumsal eksiklikleri fark etmiş ve 18 Nisan 1923 tarihinde Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Kürsüsü’ne ek olarak Püerikültür Kürsüsü’nü (Çocuk Bakım Bilgisi Kürsüsü) yine Hamidiye Etfal Hastanesi bünyesinde kurmuştur. 1933’te üniversite reformundan sonra çocuk kliniği ile püerikültür dersi “Çocuk hastalıkları ve bakımı kliniği” ismi altında birleştirilmiş ve kendisi de bu kürsünün başına getirilmiştir.
Az sayıdaki yatak ve sınırlı imkânlara rağmen Alantar, hastanede pediatri servisini çağdaş bir anlayışla yeniden düzenlemiş ve o dönemde dünyada öncü kabul edilen Alman pediatri ekolünün tanı ve tedavi yöntemlerini kliniğe taşımıştır.
Bugün bile hayranlık uyandıracak bir bilimsel disiplinle çalışan Alantar;
· Çok sayıda otopsi incelemesi,
· Yıllık morbidite ve mortalite istatistikleri,
· Kendi hastalarından hazırladığı ders materyalleri,
· Düzenli hasta arşivleri,
· Telif ve tercüme kitaplar
ve çok sayıda bilimsel makale ile Türkiye’de modern pediatrinin bilimsel temellerini atmıştır. Türkiye’de yenidoğan hekimliğinin temelleri de, 1928 yılında Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar’ın yenidoğan döneminin fizyolojisi ve hastalıklarının çocukluk çağının diğer evrelerinden farklı ve kendine özgü özellikler taşıdığı yönündeki öncü bilimsel görüşüyle atılmıştır.
Çeşitli tıp dergilerinde yayımlanmış 99 makalesi bulunan Alantar’ın bu çalışmalarının 29’u yabancı dildedir (16 Almanca, 12 Fransızca, 1 İngilizce). Türk çocuklarının antropometrik ölçülerini ilk kez sistematik olarak araştırıp yayımlayan da yine kendisi olmuştur (1939).
Çocuk sağlığı kadar çocuk eğitimi konusuna da büyük önem veren Alantar, Berlin’de eğitim aldığı hocası Adalbert Czerny’nin “Çocuk Eğitiminde Hekim” adlı eserini Türkçeye kazandırarak dönemin hekimlerine ve eğitimcilerine önemli bir kaynak sunmuştur. Çocuk Hastalıkları Bilgisi, Çocuklarda Biyolojik Bilgiler, Çocuk Hastalıklarında Reçete, Sağlam Okul Gençliği ve Çocuk Eğitiminde Hekim gibi eserleri, yayımlandıkları yıllarda pediatri bilgisinin ülkemizde yaygınlaşmasına ve yeni kuşak hekimlerin yetişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Alantar yalnızca yazdığı eserlerle değil, aynı zamanda uzun yıllar başkanlığını yürüttüğü ve bugün Türk Pediatri Kurumu adıyla bilinen meslek örgütündeki çalışmalarıyla da Türkiye’de pediatri biliminin gelişmesine ve kurumsallaşmasına öncülük eden isimlerden biri olmuştur.
Kendisi ayrıca muayenehane hekimliği de yapmış ve Nişantaşı Emlak Caddesi girişinde ( şimdiki adıyla Abdi İpekçi caddesi) bulunan Yayla apartmanı yanındaki üç katlı evinin bir katını muayenehane olarak kullanmıştır.
İhsan Hilmi Alantar, 1933 yılında profesör, 1940 yılında ordinaryüs profesör unvanını almış ve 1957 yılında emekliye ayrılmıştır. Emekliliğinden iki yıl sonra, 1959 yılında vefat etmiştir. Yaşamının son döneminde larinks kanseri bulunduğuna dair bilgiler yer almakla birlikte, ölüm nedeni konusunda kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır.
Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar’ın hatırasını yaşatmak amacıyla İstanbul’un Beşiktaş ilçesine bağlı Konaklar Mahallesi’nde bir sokağa onun adı verilmiş olup, bu sokak bugün de İhsan Hilmi Alantar Sokak adıyla varlığını sürdürmektedir.
Bugün Türkiye’de anladığımız anlamda bilimsel pediatrinin kurulması ve yerleşmesi, büyük ölçüde İhsan Hilmi Alantar’ın çalışmalarıyla mümkün olmuştur.
Onu tanıyanların anlattığına göre İhsan Hilmi Alantar klinikte son derece disiplinli, zamanında vazife başına gelen, ilmine sahip, tok gözlü, dürüst, ahlaklı, yüksek ve değişmez karakterli, bilimsel standartlardan asla taviz vermeyen çok titiz bir hocaydı.
Ancak bu sert görüntünün ardında öğrencilerine karşı son derece babacan ve şefkatli bir insan vardı. Hastaları tarafından da vakur, babacan, cüsseli, tonton, gözlüklü ve çok konuşkan olmayan bir doktor amca olarak hatırlanıyordu.
Zamanla kliniği, yalnızca bir eğitim yeri değil; genç hekimlerin bilimsel heyecanla yetiştiği bir bilim yuvasına dönüşmüştü. Öğrencileri kendisini “Bazı insanlar dünyaya yapıcı ve kurucu bir karakterle gelirler ve devamlı başarı gösterirler. Profesör İhsan Hilmi Alantar’da da böyle bir mazhariyet görülmektedir.” diye tanımlamışlardır.
Onun yetiştirdiği öğrenciler de bu bilim geleneğini farklı kurumlarda sürdürmüşlerdir. Şişli Çocuk Hastanesi’ndeki yardımcılarından Prof. Dr. Sezai Bedreddin Tümay Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde, Prof. Dr. Şevket Salih Soysal ise İstanbul Tıp Fakültesi’nde modern pediatrinin gelişimini devam ettirmiştir.
Bir Vefa Selamı
Bugün Türkiye’de çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında çalışan her hekim, farkında olsun ya da olmasın, İhsan Hilmi Alantar’ın açtığı yolun üzerinde yürümektedir. Şişli Hamidiye Etfal’de başlayan o bilimsel yürüyüş, yıllar içinde büyüyerek ülkenin dört bir yanına yayılmış ve sayısız çocuğun hayatına dokunmuştur. Onun kurduğu klinik yalnızca bir hastane servisi değil, aynı zamanda bir bilim geleneğinin doğduğu yer olmuştur.
Bu yazıyı kaleme alırken, tarihin büyük bir hocasına duyduğum saygının yanında, hayatımın en büyük dayanağı olan ve 12 yaşında öksüz olarak başladığı bu onurlu hayat yolculuğunun sonuna koşar adım giden canım babamı da düşünmeden edemedim. Belki de bu yüzden Ordinaryüs Profesör İhsan Hilmi Alantar’ın adı benim için yalnızca Türk modern pediatrisinin kurucularından birini değil, aynı zamanda bir hatırayı, bir vefa duygusunu ve bir baba-oğul bağını da temsil ediyor.
Tarihteki İhsan Hilmi, çocukların sağlığı için bir bilim yolu açmıştı. Benim hayatımdaki Hilmi ise bana hayatın en büyük derslerini öğreten, sırtımı yasladığım dağ oldu. Bu yüzden bu yazı yalnızca büyük bir hocayı anmak değil; aynı zamanda bir vefa selamıdır.
Belki de insanın hayattaki en büyük zenginliği, yıllar sonra baba ocağına gittiğinde kapıyı açacak bir annenin ve kendisini kucaklayacak bir babanın hâlâ orada olmasıdır. Çünkü anne insanın içinde gezindiği bir bağ, baba ise sırtını dayadığı bir dağdır. Bu nimete sahip olanların bunun kıymetini bilmesi, o kapıyı açacak annesi veya o kucağı açacak babası aramızda olmayanların ise anne ve babalarının mekânlarının cennet olması en büyük dileğimdir.
Rahmetle ve saygıyla andığımız Nafiz Paşa, Besim Ömer Paşa, Hamidiye Etfalli İbrahim Paşa ve Kadri Reşit Anday’ın açtığı yolda, İhsan Hilmi Alantar’ın Şişli Hamidiye Etfal’de yaktığı o bilim meşalesi bugün hâlâ Türkiye’de çocuk hekimliğinin yolunu aydınlatmaya devam etmektedir; Etfallilerin çoğu bunun farkında olmasa bile…