Hayatını zamansız kaybeden iki öğrencimizin aziz hatırasına ithaf olunur.

İki Türkiyeli öğrencimizin — ikinci sınıf tıp öğrencisi Büşra Aksu ve birinci sınıf veterinerlik öğrencisi Ahmet Kavak’ın karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu trajik bir şekilde hayatlarını kaybetmeleri bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. Onların ölümü yalnızca bir ailenin değil; bir toplumun, öğretmenlerin, arkadaşların ve geleceğe dair kurulan hayallerin yarım kalması demektir.
Onlar sadece sınıflarından değil, yaşanacak en güzel günlerin, yazılacak en parlak sayfaların içinden zamansızca ayrıldılar. Yoklukları bizlere bir kez daha sorumluluğumuzu hatırlattı: susmama, anlatma, koruma ve bilinçlendirme sorumluluğunu.
Bugün amfilerde oturması gereken, ailesinin umudu olan, yarının hekimi, bilim insanı ve geleceğin ebeveyni olabilecek bu iki gencin yarım kalan hayalleri, okunmamış kitapları, söylenmemiş sözleri kaldı. Karbonmonoksit onların geleceklerini ellerinden aldı.
Onların yokluğu, aynı zamanda bu dünyanın ne kadar güvensiz ve kırılgan olduğunu bir kez daha hissettirdi.
Bu yazıyı hem onların tertemiz ruhlarına bir ithaf, hem de başkalarının hayatını kurtarabilecek bir uyarı olması amacıyla kaleme aldık. Dileriz ki bu metin yalnızca bir yasın ifadesi değil, bir canı daha kurtarabilecek hayati bir mesaj olsun.
Bu acı olay, bir kez daha durup düşünmenin ne kadar gerekli olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.
Yarım kalan hayalleri, planları ve umutları bugün vicdanımızı sızlatıyor.
Bu ölümler kaçınılmaz mıydı?
En acı soru da budur. Ne yazık ki çoğu zaman cevabı hayır olmaktadır.
Bazen ölüm sessizce, hiçbir uyarı vermeden kapıyı çalar. Fark edilmeden yaklaşır, nefesimizi çalar ve hayatın en genç, en umutlu çağında insanı aramızdan alır. Karbonmonoksit (CO) tam da böyledir: görünmeyen, hissedilmeyen ama son derece acımasız bir ölüm sebebi.
Karbonmonoksit nedir ve neden bu kadar tehlikelidir?
Karbonmonoksit renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır. Bu özellikleri nedeniyle “sessiz katil” olarak adlandırılır. Doğal gazın (CH₄), kömürün, odunun, petrol ürünlerinin ve benzeri maddelerin eksik yanması sonucu ortaya çıkar. Gazla çalışan sobalar, şofbenler, kombiler ve hatta otomobil motorları bile bu gazın kaynağı olabilir.
İnsan vücudu için karbonmonoksitin en büyük tehlikesi, hemoglobine oksijenden yaklaşık 200 kat daha güçlü bağlanmasıdır. Bunun sonucunda kanda karboksihemoglobin oluşur ve dokular oksijensiz kalır. Kişi nefes alsa bile oksijen dokulara ulaşamaz; hücreler adeta boğulur. En fazla zarar gören organlar ise beyin ve kalptir.
Peki insan neden bunu fark etmeden hayatını kaybeder?
Karbonmonoksit zehirlenmesinin en korkutucu yönü, kişinin çoğu zaman tehlikenin farkına varamamasıdır. İlk aşamada hızla gelişen baş ağrısı, halsizlik, hafif baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler çoğunlukla yorgunluk, grip ya da basit bir rahatsızlık olarak yorumlanır.
Gazın etkisi arttıkça bilinç bulanıklığı, koordinasyon bozukluğu, bayılma, kasılmalar ve solunum ile kalp durması gelişir. Bu aşamada kişinin kendine yardım etmesi artık mümkün değildir. Çoğu zaman insanlar uyudukları yerde, hiçbir şey hissetmeden yaşamlarını yitirirler. Bu durum, tıbbi açıdan hipoksik ölümün en trajik biçimlerinden biridir.
Eğer ilk belirtiler ortaya çıktığında kişi durumu fark eder ve kapı ya da pencereyi açarak temiz havaya ulaşabilirse, hayatta kalma ihtimali önemli ölçüde artar. İşte bu nedenle karbonmonoksit zehirlenmesi konusunda toplumda yaygın bir bilinçlendirme çalışmasına ihtiyaç vardır.
Karbonmonoksit zehirlenmelerinin büyük çoğunluğu; arızalı ya da yanlış monte edilmiş gazlı cihazlar, tıkalı bacalar, yetersiz havalandırma, kapalı alanlarda gazlı cihaz kullanımı ve karbonmonoksit dedektörlerinin bulunmaması nedeniyle meydana gelmektedir. Öğrenci yurtlarında, kiralık evlerde ve ucuz, bakımsız cihazların kullanıldığı alanlarda risk daha da yüksektir.
Bazen en büyük felaketlerin önünde çok küçük ve basit gerçekler durur:
Basit bir dedektör sesi, zamanında kontrol edilmiş bir baca ya da küçük bir havalandırma boşluğu…
Belki de bu kadar basit önlemler, bugün iki öğrencimizi aramızda tutabilir, geleceğe dair umutlarımızı yarı yolda bırakmazdı.
Bilinçlendirme, en ucuz ve en etkili korunma yoludur.
Bu trajedi bize bir kez daha gösterdi ki, tıbbi bilgi yalnızca ders kitaplarında kalmamalıdır. Her insana, her eve, her aileye ulaşmalıdır.
Herkes bilmelidir ki gazlı cihazlar düzenli olarak kontrol edilmeli, bacalar temiz tutulmalıdır. Kapalı alanlarda yanma süreçleri son derece tehlikelidir. Karbonmonoksit dedektörü bir lüks değil, bir zorunluluktur.
Unutmayın:
Bir dedektörün kulakları sağır eden sesi, bir annenin ömür boyu dinmeyecek feryadından çok daha hafiftir.
Baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler gaz sızıntısının ilk işareti olabilir. Bu bilgiler belki de yarın bir öğrencinin, bir çocuğun ya da bir ailenin hayatını kurtaracaktır.
Huzur içinde uyuyun sevgili öğrencilerimiz…
Allah sizlere rahmet eylesin. Mekânınız cennet olsun.
Sessiz gidişinizin, başkaları için hayat kurtaran bir sese dönüşmesini diliyoruz.
Sizi her zaman yarım kalan o güzel tebessümlerinizle, sevgi ve rahmetle anacağız…

Nahçıvan Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi
Elnarə Sadıxova, Arzu Həmidova, Etiram Əliyev, Fariz Məmmədov