Azerbaycan halkının bağımsızlık yolunda çektiği en büyük sınavlardan biri 20 Ocak faciasıdır. Bu facia, Azerbaycan tarihinin en kanlı sayfalarından biridir. O gün, yani 19-20 Ocak 1990 gecesi, Sovyet ordusu aniden tanklar ve ağır zırhlı araçlarla Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye saldırdı. Azerbaycan halkına karşı işlenen bu suç, aslında tüm insanlığa, hümanizme ve insani değerlere yönelik korkunç bir terör eylemiydi.
Karşılarına çıkan savunmasız halkı sadece Azerbaycan vatandaşı oldukları için, çocuk demeden, yaşlı demeden, kadın demeden kurşuna dizdiler, üzerinden ağır araçlarla geçtiler, hiç kimseye merhamet göstermediler. Çünkü Sovyet yönetimi Azerbaycan’da yükselen bağımsızlık ve özgürlük hareketinden korkuyordu ve Azerbaycan’ı kaybetmek istemiyordu. Azadlık Meydanı’nda toplanan binlerce insanın tek amacı ve isteği şuydu:
- Özgür olmak, bağımsız olmak.
Halk artık 70 yıl süren boyunduruk altında kalmaktan, adaletsizlikten, haksızlıktan ve ayrımcılıktan bıkmıştı. İnsanların kalbindeki özgürlük duygusu o kadar güçlüydü ki, silahsız olsalar da bedenlerini ağır araçların önüne siper ettiler. Bu olay bir kez daha gösterdi ki, insanların özgürlük ruhunu ellerinden almak mümkün değildir.
Sovyet ordusunun Bakü ve çevre bölgelerine yaptığı askeri müdahale sonucunda çok sayıda sivil hayatını kaybetti, yaralandı ve ağır travmalar aldı. Resmi verilere göre, olay sırasında 147 kişi hayatını kaybetti, 800’den fazla kişi yaralandı ve 841 kişi hukuksuz şekilde tutuklandı. Sovyet ordusunun askerleri tarafından 200’den fazla ev, 80’den fazla araç, hatta ambulanslar yakılarak yok edildi. Daha sonra bu rakamlar kısmen arttı.
Bu olay, bizim için sağlık çalışanları açısından sadece siyasi ve tarihi açıdan değil, tıbbi açıdan da unutulmazdır; çünkü sağlık personeli, o olağanüstü koşullarda, sınırlı imkanlarla insan hayatını korumak için büyük fedakarlıklar göstermiştir. O gece hastaneler alarm durumuna geçti. Kısa sürede tıp kurumları çeşitli derecelerde yaralılarla dolup taştı. Bu olay, sağlık personeli için ciddi bir sınavdı. Çünkü o gece sabaha kadar hastanelerde yüzlerce yaralıya çeşitli derecelerde tıbbi yardım sağlandı.
Kanaması olanlar, ateşli silah yaralanması olanlar, çeşitli künt travma alanlar, psikolojik travma yaşayanlar ve benzeri geniş yaralı grupları durmaksızın hastanelere taşındı. O gece, acil yardım ekipleri ve hastanelerin sağlık personeli insan hayatı için mücadelede sınır tanımadı. Gece boyunca acil tıp hizmeti personeli, hayatlarını tehlikeye atarak, acımasız Sovyet ordusunun ateşi altında yaralılara yardım etti ve onları hastanelere tahliye etti. Tesadüf değildir ki, Sovyet birlikleri Bakü sokaklarını kontrol altına almaya çalışırken, kasıtlı şekilde ambulansları ve sağlık personelini de ateşe tuttular. Bu durum, yaralılara verilen ilk yardımın gecikmesine ve ek risklerin ortaya çıkmasına yol açtı, ancak fedakar sağlık personelinin çabaları sayesinde yüzlerce yaralı ölümden kurtuldu.
20 Ocak faciası bir kez daha gösterdi ki, insan hayatının değeri hiçbir siyasi amaç veya ideoloji ile ölçülemez. Hastane personelinin, acil yardım ekiplerinin ve gönüllülerin çalışmaları, ekstrem koşullarda bile insan hayatının korunmasının mümkün olduğunu gösterdi.
Bu facia aynı zamanda tıp alanında ekstrem durumlarda travmaların yönetimi ve acil durumlarda hızlı karar almanın önemine dair gerçek bir ders oldu. Çünkü yalnızca acil tıbbi yardım, ilk cerrahi müdahale ve eş zamanlı psikolojik destek bir arada olduğunda yaralıların hayatı etkili bir şekilde kurtarılabilirdi.
Bugün biz 20 Ocak faciasını hatırlarken yalnızca tarihi olayları anmıyoruz; aynı zamanda sağlık çalışanlarının fedakarlığını ve insan hayatına verdikleri değeri de takdir ediyoruz. Her sağlık personeli bu faciadan ders almalı ve insan hayatının her zaman en yüksek değer olduğunu unutmamalıdır. Milli birlik ve vatanseverliğin simgesi haline gelmiş 20 Ocak faciası, halkımızın özgürlük mücadelesinde onurlu bir tarihtir. Bu olay aynı zamanda halkın özgürlük uğrunda birleşmesinin simgesi oldu. 20 Ocak faciası, yalnızca ulusal bir hüzün günü olmakla kalmadı, Azerbaycan halkının iradesinin sarsılmazlığını ve metaneti de gösterdi. Sovyet ordusunun acımasızlığına ve zalimliğine rağmen Azerbaycan halkı bağımsızlığın yeniden kazanılmasında dönüm noktası yarattı. İşte bu facia sonrası, ulusal özgürlük hareketi Azerbaycan’ın bağımsızlığıyla sonuçlandı.
20 Ocak Faciası ve Sağlık Personelinin Sınavı
Dr. Fariz MEMMEDOV
Yorumlar (7)