İnsan neden hastalanır? Yaşam enerjisi neden azalır? Motivasyon neden söner? Bazen bu soruların cevabını tıpta değil — termodinamikte aramak gerekir.
Bu dünyada herhangi bir şey sürekli olarak olumlu bir etkiye maruz kalmıyorsa kaosa ve dağılmaya doğru yönelir. Canlı ve cansız doğanın, insanın da özü böyledir. Var olan ve dışarıdan etki almayan her şey düzelmeye değil, bozulmaya doğru gider. Enerji verilmeyen ısı soğumaya, hareket durgunluğa, ışık karanlığa, bütün olan ise parçalanmaya yönelir. Bu, doğanın değişmez yasalarından biri olan “entropi” sürecidir. Yani kapalı sistemlerde her şey zamanla dağılmaya, önceki hâline dönmeye eğilim gösterir; buna bilimde termodinamiğin ikinci yasası denir. Entropi, klasik fizikte sistemlerde düzensizliğin artmasını ifade eden temel bir kavram olsa da yalnızca termodinamikle sınırlı değildir. Tüm canlı ve cansız doğa, insan da dâhil, bu yasaya tabidir.
İnsan yalnızca fiziksel bedenden ibaret değildir; manevi ve psikolojik yönlerimiz de vardır. Sağlık, sadece organların normal çalışması değil, iç dünyamız ile bedenimizin uyumundan doğan denge hâlidir. Manevi sarsıntılar bedende hastalıklara yol açtığı gibi, uzun süren fiziksel hastalıklar da ruh dünyasında değişikliklere ve psikolojik sorunlara neden olur. Bu iki yön birlik içinde olduğunda gerçek anlamda sağlıklı oluruz.
Ne yazık ki modern tıp çoğu zaman insanın manevi yönünü dikkate almadan yalnızca bedeni tedavi etmeye yönelmiştir. Bu yüzden birçok hastalığın uzun sürmesi, hatta iyileşmemesi durumlarına sıkça rastlanır. Oysa insan yaşadığı sürece ruh ve beden birliktedir. Sağlığı korumak ve hastayı tedavi etmek için ruh dünyasının da dengede olması şarttır. Peki manevi sağlık nasıl korunur? Bu yazıda esas olarak insanın manevi yönü ve bunun sağlık üzerindeki etkisi ele alınmaktadır.
İnsan hayatında düzenin bozulması, iradenin zayıflaması, sağlığın kaybı, insan ilişkilerinin soğuması, manevi ve entelektüel durgunluk gibi olumsuz durumlar entropinin yansımalarıdır. Çünkü insan da bir bakıma kapalı bir sistemdir ve kişi kendisi üzerinde çalışmazsa hem sağlığını hem de manevi niteliklerini kaybetmeye doğru değişir. Başka bir ifadeyle, insan kendini geliştirmeye çalışmadığında bulunduğu yerde kalmaz, geriye doğru gider. Demek ki insan her gün kendini geliştirmek için bir şey yapmalıdır. Aksi hâlde organizmanın zayıflaması kaçınılmazdır. Hatta insan, çevresine ve başkalarına fayda vermek yerine zararlı bile olabilir.
Bu durum karşılıklı ilişkiler için de geçerlidir. Yenilenmeyen ve artırılmayan sevgi zamanla zayıflar ve yok olur; beslenmeyen tutku söner. Körüklenmeyen nefret bile zamanla azalır, beslenmeyen kin kaybolur. Duyguların hiçbiri başlangıçtaki hâlini koruyamaz. Sosyal ilişkileri oluşturan bu temel duygular yeni etkilerle beslenmezse giderek azalır. Çünkü varlığın özü bunu gerektirir. Bu öz, “soğukluk”, “durgunluk”, “karanlık” ve “parçalanma” yönündedir; bunların karşısındaki “ısı”, “hareket”, “ışık” ve “bütünlük” ise korunmazsa kaybolur.
Aile ve dostluk ilişkilerinde sevginin azalmasının nedeni de budur: taraflar başlangıçtaki sevgiye güvenir ve onu yenilemek için çaba göstermez. Oysa varlığın yasası, yenilenmeyen sevginin mutlaka azalacağını söyler.
Ya bu doğal eğilime kapılıp soğuk, durgun, karanlık ve parçalanmış olacağız ya da sıcak, hareketli, aydınlık ve bütün. Bunun için çalışmalı, okumalı, öğrenmeli, hayatımıza sürekli yeni anlamlar katmalı, duygu ve ilişkilerimizi yenilemeliyiz. Birçok insan ikinci durumu arzulasa da rahatına düşkünlüğü nedeniyle birincisine yönelir. Çünkü insan doğası gereği konfora eğilimlidir ve bu konfor çoğu zaman entropinin artışıyla sonuçlanır. Bunun sonucunda empati azalır, saldırganlık artar, kısa süreli hazlar amaçlı faaliyetlerin önüne geçer.
Entropi yalnızca bireyin bozulmasıyla sonuçlanmaz; zamanla toplumun da çözülmesine yol açar. Bireylerin içsel entropisi toplumun genel manzarasına dönüşür. Manevi değerlerin aşınması, kolektif bilincin zayıflaması, sorumluluk duygusunun azalması, merhametin kaybı ve şiddetin artması sosyal hayatı sarsar ve yaşanmaz hâle getirir. Bunun önüne geçmek için bilinçli çaba gerekir. En temel yollar; okumak, bilgi edinmek, aktif bir yaşam sürmek ve milli-manevi değerlere bağlı kalmaktır. Okumak zihinsel entropiyi azaltır, aktif yaşam fiziksel entropiye karşı korur, değerlere bağlılık ise manevi entropiyi sınırlar.
Entropi yalnızca manevi açıdan değil, fiziksel sağlık açısından da önemlidir. Sağlığımızı korumak için çaba göstermezsek hastalıklar kaçınılmaz olur. Kendi sağlığımız ve insanlığın güzelliklerle çevrili bir dünyada yaşayabilmesi için entropiye karşı sürekli mücadele etmeli; yani kendimizi ve çevremizi geliştirmek, sağlığımızı korumak için daima çaba göstermeliyiz.
İnsanın İçinde Başlayan Sessiz Dağılma: Entropi
Dr. Fariz MEMMEDOV
Yorumlar