Yaz aylarında şehir meydanlarında, parklarda, alışveriş merkezlerinde ve otellerde bulunan süs havuzları, bulundukları ortama estetik bir görünüm ve serinlik hissi katar. Ancak özellikle sıcak havalarda çocuklar için oldukça cazip görünen bu havuzlar, zaman zaman ayak sokmak, suyla oynamak veya içine girmek amacıyla kullanılmaktadır. Oysa süs havuzları, yüzmek veya temas etmek amacıyla tasarlanmış yapılar değildir. Temiz ve berrak görünmeleri de sağlık açısından güvenli oldukları anlamına gelmez.
Aslında süs havuzları ile yüzme havuzları arasındaki en önemli fark, işletilme amaçlarıdır. Yüzme havuzları insanların güvenle kullanabilmesi için planlanırken, süs havuzlarının amacı yalnızca dekoratif bir görüntü oluşturmaktır. Bu nedenle sağlık açısından beklenen standartlar da birbirinden farklıdır.
Ülkemizde yüzme havuzları, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Yüzme Havuzlarının Tabi Olacağı Sağlık Esasları Hakkında Yönetmelik kapsamında denetlenmektedir. Denetimler İl Sağlık Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmekte; havuz suyunun kimyasal (serbest klor, pH gibi), fiziksel ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenen standartlara uygunluğu düzenli olarak kontrol edilmektedir. İşletmeler, belirli aralıklarla havuz suyu analizlerini yaptırmak ve bu sonuçları denetimlerde sunmakla yükümlüdür. Böylece kullanıcı sağlığını tehdit edebilecek uygunsuzluklar erken dönemde tespit edilerek gerekli önlemler alınmaktadır.
Süs havuzları ise yüzme amacıyla kullanılmadıkları için bu kapsamda rutin sağlık denetimlerine tabi değildir. Dolayısıyla suyun berrak olması, mikrobiyolojik açıdan güvenli olduğu anlamına gelmez. Suya karışan yapraklar, tozlar, böcekler, kuş dışkıları ve diğer çevresel kirleticiler zamanla mikroorganizmaların çoğalması için uygun bir ortam oluşturabilir. Özellikle düzenli temizlenmeyen sistemlerde oluşan biyofilm, bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların yüzeylere tutunmasını kolaylaştırarak uzun süre canlı kalmalarını sağlar.
Bu mikroorganizmalar arasında en dikkat çekeni Legionella bakterisidir. Özellikle fıskiye ve püskürtme sistemleri bulunan dekoratif havuzlarda oluşan ince su damlacıkları (aerosoller), bakterinin solunum yoluyla alınmasına neden olabilir. Legionella, hafif seyreden grip benzeri bir hastalıktan, ileri yaşta, sigara kullananlarda, kronik hastalığı veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde görülebilen ağır zatürreye kadar farklı klinik tablolara yol açabilir. Her süs havuzu Legionella açısından risk oluşturmasa da, uygun şekilde bakım ve dezenfeksiyonu yapılmayan dekoratif su sistemlerinde bu risk göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), dekoratif su sistemlerinin düzenli bakımını, biyofilm kontrolünü ve uygun dezenfeksiyonunu özellikle önermektedir.
Süs havuzlarında yalnızca Legionella değil, kuş dışkıları ve çevresel kirlenmeye bağlı olarak Escherichia coli, Salmonella ve Campylobacter gibi bağırsak kökenli bakteriler de bulunabilir. Özellikle açık yara veya sıyrıkların bu sularla teması cilt enfeksiyonlarına neden olabilir. Küçük çocukların oyun sırasında suyu ağızlarına almaları ise mide-bağırsak enfeksiyonları açısından ek risk oluşturur.
Literatürde, sıcak tatlı sularda yaşayabilen Naegleria fowleri adlı serbest yaşayan amibin neden olduğu çok nadir ancak ölümcül enfeksiyonlar da tanımlanmıştır. Bu amip, burundan girerek beyni etkileyen primer amibik meningoensefalite yol açabilir. Bugüne kadar ülkemizde doğrulanmış yerli bir vaka bildirilmemiştir ve Türkiye açısından bu risk oldukça düşüktür. Ancak dünyada bildirilen olgular nedeniyle, uygun şekilde işletilmeyen tatlı su sistemlerinde bu olasılığın da akılda tutulması gerekir.
Süs havuzlarının enfeksiyon dışındaki en önemli risklerinden biri de elektrik çarpmasıdır. Bu havuzlarda bulunan aydınlatma sistemleri, pompalar, motorlar ve fıskiyeler sürekli elektrikle çalışmaktadır. Elektrik tesisatındaki yalıtım kusurları veya bakım eksiklikleri suya elektrik kaçağı oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle süs havuzlarına girmek yalnızca enfeksiyon açısından değil, elektrik güvenliği bakımından da ciddi tehlike oluşturur.
Bir diğer önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen risk ise boğulmadır. "Sığ su" güvenli su anlamına gelmez. Özellikle küçük çocuklar yalnızca birkaç santimetrelik suda bile yüzüstü düşerek boğulabilir. Su derinliği 50 santimetrenin üzerine çıktığında boğulma riski belirgin olarak artmaktadır. Bu nedenle çocuk yüzme havuzlarında su derinliği genellikle 50 santimetreyi geçmeyecek şekilde planlanmaktadır. Buna karşın birçok süs havuzunda bu sınırın üzerinde su bulunabilmektedir. Kaygan zemin, dengesiz yüzeyler ve ebeveynlerin bu alanları riskli olarak değerlendirmemesi, özellikle küçük çocuklar için ciddi kazalara neden olabilir.
Ayrıca süs havuzlarının zeminleri çoğunlukla cilalı taş veya seramik kaplıdır. Islak yüzeylerde meydana gelen kayma ve düşmeler; kafa travmaları, kırıklar ve diğer yaralanmalara yol açabilir. Bu nedenle süs havuzları oyun alanı değildir.
Peki ne yapmalıyız? Çocukların süs havuzlarına girmesine izin verilmemeli, ayak sokmak veya serinlemek amacıyla dahi bu havuzlar kullanılmamalıdır. Belediyeler ve işletmeler ise dekoratif su sistemlerinin düzenli bakımını yapmalı, biyofilm oluşumunu önlemeli, gerekli dezenfeksiyonu sağlamalı ve elektrik sistemlerinin periyodik kontrollerini aksatmamalıdır.
Sonuç olarak, süs havuzları şehir yaşamına estetik değer katan yapılardır; ancak insan kullanımı için tasarlanmamış dekoratif su sistemleridir. Enfeksiyon etkenleri, elektrik çarpması, kayma ve düşme yaralanmaları ile özellikle çocuklarda boğulma riski birlikte değerlendirildiğinde, bu havuzlara girmek masum bir davranış değildir. Yaz aylarında serinlemek için tercih edilmesi gereken yerler, Sağlık Bakanlığının belirlediği standartlara göre düzenli olarak denetlenen ve su kalitesi sürekli izlenen yüzme havuzlarıdır. Unutulmamalıdır ki temiz görünen her su güvenli değildir.