Türk misafirperverliğinin simgesi olan çay, kültürel mirasımızı yansıtan milli içeceklerimizden biridir.
Sabah kahvaltılarından gün sonuna kadar hayatın her anında tüketilen, Rize başta olmak üzere Doğu Karadeniz’de üretilen en popüler sıcak içeceğimizdir.
Çay, Osmanlı topraklarına kahveden çok sonra, 19. yüzyılın sonlarında girmiştir. Osmanlı’da kahvenin yüksek fiyatı nedeniyle, Sultan II. Abdülhamid döneminde çay tarımı teşvik edilmiştir. Ancak çayın gerçek anlamda yaygınlaşması Cumhuriyet döneminde olmuştur.
Günümüzde ince belli bardakta sunulan Türk çayı, her ortamda dost sohbetlerinin vazgeçilmezidir ve “çay bahçesi” Türk kültüründe önemli bir yer tutmaktadır.
Tarihte çay ilk olarak M.Ö. 2700’lü yıllarda Çin topraklarında bulunmuş ve tıbbi amaçlı kullanılmıştır. Çay bitkisinin bilimsel ismi Camellia sinensis’tir. Çay (Camellia sinensis), çaygiller (Theaceae) familyasından nemli iklimlerde yetişen, yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretiminde kullanılan bir tarım bitkisidir.
Yeşil çay, siyah çay, fermente çay, beyaz çay, sarı çay, bitki çayı ve oolong farklı oksidasyon seviyelerinden geçirilerek üretilmektedir. Çay yaprakları geleneksel Çin tıbbında astım tedavisi, göğüs anjini, periferik damar hastalığı ve koroner arter hastalığında kullanılmıştır. Çay genel olarak güçlü bir antioksidan etki göstermektedir.
Günümüzde yaygın tüketilen siyah çay, kalp sağlığına faydalı olan flavonoid adı verilen bir antioksidan grubu içerir. Düzenli tüketildiğinde yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserid seviyelerini düşürerek birçok kalp hastalığı riskini azaltmaktadır. Yapılan bir çalışmada günde üç bardak siyah çay içenlerin kalp hastalığı geliştirme riskinde yüzde 11 azalma tespit edilmiştir. Çayın ayrıca sistolik ve diyastolik kan basıncını düşürmede de etkili olduğu gösterilmiştir.
İmmün sisteme etkisine bakıldığında çay bitkisi, özellikle yeşil çay, immün sistemi düzenleyen güçlü biyoaktif bileşikler içermektedir. Bu maddeler güçlü antiinflamatuvar ve antioksidan etkileriyle immün hücre aktivitesini artırmakta, atopik dermatit gibi aşırı duyarlılık reaksiyonlarını dengelemektedir.
Çay meyvesinde bulunan polisakkaritler makrofajları uyararak mikropların yutulmasına ve yok edilmesine yardımcı olmak için MAPK ve NF-kB sinyal yolaklarını kullanmaktadır.
Günlük yaşam açısından önemli bir nokta olarak; çay bitkisi γδ T hücre fonksiyonunu artırarak soğuk algınlığı ve grip belirtilerinin önlenmesine yardımcı olmaktadır. IgE aracılı alerjik tepkimeleri baskılar, alerjik astım ve hava yolu inflamasyonunda rahatlama sağlayabilir.
Çay tohumu özütü, CXCL9’un epidermisteki ifadesini artırarak hafıza T hücrelerini görevlendirir, yaşlanmış hücrelerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunur ve sağlıklı cilt bariyer fonksiyonunun korunmasını destekler.
Çay ağacı yağı ise içilmez. Seyreltilerek ciltte akne ve sivilce tedavisinde, küçük yanıklarda ve ayak ile tırnak mantarında topikal olarak kullanılabilir. Bu etkiyi makrofajların fagositoz kapasitesini artırması ile antiinflamatuvar ve antiseptik özellikleri sayesinde göstermektedir.
Çayın immünmodülatör, yani bağışıklık sistemini dengede tutan mekanizmaları çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Çay polisakkaritleri, bağışıklık sistemi hücresi olan makrofajları aktive ederek TNF-α sitokini ve nitrik oksit (NO) salgılanmasını artırır. Böylece enfeksiyon kontrolü, yara iyileşmesi ve kalp-damar sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir.
Diğer taraftan Camellia sinensis özütünün (özellikle yeşil çayın), insan beta-defensin 2 (HBD-2) ve çeşitli interlökinlerin ekspresyonunu artırdığı; Candida albicans gibi mantar enfeksiyonlarına karşı savunmayı güçlendirdiği gösterilmiştir.
Her faydalı ürün gibi çayın da dikkat edilmesi gereken yönleri bulunmaktadır. Siyah çay, uyanıklığı ve odaklanmayı artıran kafein ile L-theanine içerir. Ayrıca içerdiği tanik asit nedeniyle demir emilimini azaltarak demir eksikliğine katkıda bulunabilir. Bu nedenle çayın uykuyu bozmayacak saatlerde ve öğünlerle birlikte değil, öğün aralarında tüketilmesi önerilmektedir.
Özetle; çayın immünmodülatör, antiinflamatuvar, antiviral, antibakteriyel ve kardiyovasküler faydaları bulunmaktadır. Bunların yanında diyabet, kanser, nörolojik hastalıklar, kemik sağlığı, ağız sağlığı ve bağırsak sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olabileceği bildirilmektedir. Özellikle yeşil çayın diş çürüklerinin önlenmesinde etkili olabileceğine ilişkin çalışmalar mevcuttur.