Türkiye, uzun yıllardır saç ekimi alanında dünyanın en çok tercih edilen merkezlerinden biri olmuştur. Dünyanın farklı ülkelerinden saç kaybı, kellik gibi sorunlar yaşayan erkek ve kadınlar tedavi için ülkemize gelmektedir.
Saç nakli yalnızca yurt dışından gelen kişilerin değil, Türkiye'de yaşayan erkek ve kadınların da yoğun ilgi gösterdiği estetik ve medikal uygulamalardan biridir. Bu talebin farkında olan Sağlık Bakanlığımız sağlık turizmi konusunda yeni düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Doğru doktor, doğru klinik ve en uygun metodoloji seçildikten sonra kellik sorunu yaşayan bir kişi bu sorunundan tamamen kurtulabilir.
Saç ekiminin temel prensibi hastanın donor alan denilen ense bölgesindeki saç köklerini belli bir teknikle çıkararak, hastanın alıcı alan dediğimiz kel bölgesine nakledilen köklerin bir teknikle yerleştirilmesidir. Bu alanda çalışan doktorlar farklı metodolojiler kullanabilir. Bu metodolojilerden biri de DHI saç ekimi dediğimiz Doğrudan Saç Ekimi’dir.
DHI saç nakli, son yıllarda daha fazla ilgi gören implantasyon metodolojilerinden biridir. Bu yöntemin temelinde, 1990'lı yıllarda Güney Kore'deki Kyungpook Ulusal Üniversitesi'nde geliştirilen Choi İmplanter Kalemi bulunur. Özel olarak foliküler ünitelerin ekilmesi amacıyla geliştirilen bu cihaz, Dr. Yung Chul Choi ve Dr. Jung Chul Kim tarafından geliştirilmiştir.
Choi İmplanter Kalemi'nin geliştirilmesi, saç köklerinin alıcı alana yerleştirilmesinde farklı bir yaklaşımın önünü açmıştır. Ancak “doğrudan” ifadesi zaman zaman yanlış anlaşılabilir. DHI, saç foliküllerinin donor bölgeden doğrudan alınıp aynı anda ekilmesi anlamına gelmez. Hasta muayene edildikten sonra lokal anestezi altında punch adı verilen özel bir mikro alet kullanılarak uygulanan FUE prosedürüyle donor alandangreftler ( saç kökleri) toplanır. Toplanan bu foliküler üniteler,DHI prosedürüyle saç kaybı olan alana implante edilir.
İmplante edilen bu saçlar, iyileşme sürecinden sonra canlılığını koruyarak alıcı alanda döngülerine devam etmelidir. Bu nedenle bu operasyon başarısı yalnızca ekilen greft sayısıyla değerlendirilmemelidir. Alınan sağlıklı foliküler ünitelerin mümkün olduğunca az travmaya maruz bırakılması, alıcı bölgeye güvenli şekilde aktarılması ve burada yeniden saç üretmeye devam etmesi temel hedeflerden biridir. Bu nedenle saç foliküllerinin implantasyon sırasında korunması, sonuç açısından büyük önem taşır.
DHI saç ekimi, diğer prosedürlere göre kıyaslandığında daha kontrollü, daha az doku travmasına neden olan bir yaklaşımolarak hastaların ilgisini çekmektedir. DHI uygulamasında saç kökü, özel bir implanter kaleminin içerisine yerleştirilir ve kalemin iğnesi aracılığıyla saçlı deriye kesi yapılmadanaktarılır. Yani bu tekniğin öne çıkan özelliklerinden biri, saçlı deride oluşturulan girişlerin daha küçük ve kontrollü olması nedeniyle minimal invaziv olmasıdır. Ancak klasik pensetin kullanıldığı metodolojilerde alıcı alana önceden kesiler yapılır ve greftler penset yardımıyla implante edilir.
Saç nakli sırasında binlerce greft yerleştirildiği düşünüldüğünde, alıcı bölgede oluşturulan mikro kesilerin dokunun iyileşme süreci üzerinde etkisi bulunur. Kontrollü ve az doku hasarı oluşturan bir uygulama, saçlı derinin iyileşme sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.
Bununla birlikte DHI, her saçlı deride aynı kolaylıkla uygulanabilen bir yöntem değildir. Çok sert veya çok yumuşak cilt yapılarında implantasyon sırasında teknik güçlüklerle karşılaşılabilir. Özellikle yüksek yoğunluklu ekimlerde, yeni yerleştirilen bir greftin çevresindeki foliküler ünitelereuyguladığı basınç, saç kökünün yerleşimini ve açısını etkileyebilir. Bu nedenle doğal saç yönünün ve açısının korunması için deneyimli bir hekim ve eğitimli bir ekip tarafından saç restorasyonu gerçekleştirilmelidir.
Özellikle ön saç çizgisi ve ön bölge gibi estetik açıların büyük önem taşıdığı alanlarda, gerektiğinde farklı implantasyon tekniklerinden yararlanılabilir. Yaman İmplanter, bu amaç doğrultusunda geliştirilen özel bir implanter sistemidir. Ön bölgede Yaman implanter kullanılmadan önce safir bıçaklarla kontrollü kanallar oluşturulur. Böylelikle saç kökleri en doğal şekilde istenen açı ve yönde yerleştirilir.
DHI prosedürünün daha uzun operasyon süresi ve daha yüksek uygulama maliyeti gibi bazı dezavantajları bulunur. Yüksek sayıda greftin nakledilmesi, yöntemin kendine özgü teknik özellikleri nedeniyle daha fazla zaman ve ekip çalışması gerektirebilir. Buna rağmen saç naklinde yalnızca operasyonun hızlı tamamlanması değil, greftlerin güvenli şekilde implantasyonu, doğal açıların korunması ve saçlı derinin sağlıklı iyileşmesi gibi parametreler çok önemli olduğu için DHI en etkili yaklaşımlardan biridir.
Sonuç olarak saç restorasyonunda kullanılan teknoloji tek başına başarılı bir sonuç için yeterli değildir. Kullanılan ekipmanların özellikleri kadar, hekimin deneyimi, ekibin eğitim düzeyi, saç köklerinin korunması ve her kişiye özel hazırlanan ekim planı da sonuç üzerinde belirleyicidir. DHIsaç ekimi, doğru kişide ve doğru yaklaşımla uygulandığında, foliküler ünitelerin daha kontrollü ve hassas şekilde yerleştirilmesine olanak sağlayan önemli bir implantasyonyaklaşımıdır.