Geçtiğimiz günlerde sağlık alanında dikkat çekici bir haber paylaşıldı: Bölgesel Başhekimlik uygulaması kapsamında bir merkez hastaneyle entegre çalışan Gevaş Devlet Hastanesi’nde ilk kez ürolojik cerrahi operasyon gerçekleştirildi.
İlk bakışta bu, yerel bir sağlık haberi gibi görülebilir. Ancak aslında arkasında Türkiye’de sağlık hizmetlerinin geleceği açısından önemli bir tartışma var:
Hasta mı büyük merkeze gitmeli, yoksa nitelikli sağlık hizmeti uygun koşullarda hastanın yaşadığı yere mi götürülmeli?
Gevaş örneğinin en önemli artısı, sağlık hizmetinin yerinde sunulabilmesi. İlçede yaşayan bir hastanın ameliyat için şehir merkezine gitmek zorunda kalmaması; hasta ve yakınları açısından ulaşım, konaklama, zaman ve ekonomik yükün azalması anlamına geliyor.
Üstelik bu tür uygulamalar yalnızca hastaya fayda sağlamaz. İlçe hastanelerinin ameliyathanelerinin daha etkin kullanılması, sağlık personelinin deneyiminin artması ve zaman içinde hastanenin kurumsal kapasitesinin gelişmesi açısından da önemli fırsatlar yaratabilir.
Bir başka avantaj ise büyük merkezlerdeki hasta yoğunluğunun azaltılmasıdır. Uygun ve düşük riskli cerrahi vakaların ilçelerde yapılabilmesi, büyük eğitim ve araştırma hastanelerinin daha komplike hastalara yoğunlaşmasını sağlayabilir.
Ancak madalyonun diğer yüzünü de konuşmak gerekiyor.
Cerrahiyi ilçeye götürmek, yalnızca cerrahı ilçeye götürmek değildir.
Cerrahi; anestezi, ameliyathane, sterilizasyon, laboratuvar, görüntüleme, kan ürünlerine erişim, yoğun bakım ve gerektiğinde hızlı sevk organizasyonuyla birlikte çalışan bir sistemdir. Dolayısıyla bir ameliyatın başarıyla yapılmış olması önemli olmakla birlikte, asıl mesele bu hizmetin güvenli ve sürdürülebilir hale getirilmesidir.
Burada en kritik konu hasta seçimidir.
Hangi hastalar ilçede ameliyat edilecek? Hangi vakalar merkez hastaneye yönlendirilecek? Beklenmeyen bir komplikasyon geliştiğinde hasta ne kadar sürede ileri merkeze ulaştırılabilecek? Ameliyat sonrası sonuçlar düzenli olarak takip edilecek ve merkez hastanelerin sonuçlarıyla karşılaştırılacak mı?
Bölgesel Başhekimlik modelinin başarısını belki de bu soruların cevapları belirleyecek.
Bir diğer nokta insan gücünün doğru kullanılmasıdır. Büyük merkezlerden ilçelere hekim görevlendirilirken merkezdeki sağlık hizmetinin ve özellikle eğitim kliniklerinin faaliyetlerinin aksamaması gerekir. Çünkü eğitim ve araştırma hastanelerindeki hekimler yalnızca ameliyat yapmaz; aynı zamanda asistan yetiştirir, komplike hastaları yönetir ve bilimsel üretimin içerisinde yer alırlar.
Bu nedenle amaç “her ameliyatı her yerde yapmak” olmamalıdır.
Amaç;
doğru hastayı, doğru ekip tarafından, doğru altyapıyla ve doğru hastanede tedavi etmek olmalıdır.
Gevaş Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen ilk ürolojik cerrahi operasyon bu açıdan önemli bir örnek. Eğer bu model hasta güvenliği, doğru vaka seçimi, güçlü sevk zinciri ve sonuçların bilimsel olarak takibiyle desteklenirse ilçelerde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi açısından oldukça değerli olabilir.
Çünkü sağlıkta eşitlik, her hastanede her ameliyatın yapılması değildir.
Sağlıkta eşitlik; insanın nerede yaşarsa yaşasın, ihtiyaç duyduğu nitelikli sağlık hizmetine zamanında ve güvenli biçimde ulaşabilmesidir.