Sabah elimizin ilk uzandığı şey çoğu zaman bir bardak çay ya da bir fincan kahvedir. Kimi için güne başlama ritüeli, kimi için kısa bir mola, kimi için ise dost sohbetinin bahanesi… Günlük hayatın sıradan bir alışkanlığı gibi görünen bu içeceklerin, uzun vadeli beyin sağlığı açısından düşündüğümüzden daha anlamlı olabileceğini gösteren bilimsel veriler giderek artıyor.
2025 yılında Journal of the American Medical Association (JAMA)’da yayımlanan ve Zhang Y ve arkadaşları tarafından yürütülen geniş ölçekli prospektif kohort çalışması (doi:10.1001/jama.2025.27259), bu konuda dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
130 binden fazla katılımcının uzun yıllar takip edildiği çalışmada;
• kafeinli kahve,
• kafeinsiz kahve
• ve çay tüketimi ayrı ayrı değerlendirildi.
Araştırmacılar, hekim tanılı demans gelişimi ile bu içeceklerin tüketim düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceledi.
Bulgular Ne Söylüyor?
Çalışmanın sonuçları özetle şu şekilde:
• Kafeinli kahve tüketimi, daha düşük demans riski ile ilişkili bulundu.
• Çay tüketimi de benzer biçimde daha düşük risk ile bağlantılıydı.
• Kafeinsiz kahve ile anlamlı bir ilişki saptanmadı.
• En belirgin ilişki, günde yaklaşık 2–3 fincan kafeinli kahve tüketim düzeyinde gözlendi.
Burada önemli bir bilimsel hassasiyeti vurgulamak gerekir: Bu çalışma gözlemsel niteliktedir. Yani “kahve demansı önler” gibi kesin bir nedensellik cümlesi kurmak doğru değildir. Ancak büyük örneklem hacmi ve uzun takip süresi, yaşam tarzı alışkanlıklarının bilişsel sağlık üzerindeki potansiyel etkisini güçlü epidemiyolojik verilerle desteklemektedir.
Muhtemel Mekanizmalar
Peki bu ilişki neyle açıklanabilir?
• Kafein, nöroprotektif etkiler gösterebilir; adenozin reseptörleri üzerinden beyin hücrelerinin işlevini etkileyebilir.
• Kahve ve çayda bulunan antioksidan bileşikler, oksidatif stresi azaltabilir.
• Özellikle çaydaki polifenoller, nöroinflamasyonu baskılayıcı etki gösterebilir.
Elbette tüm bu mekanizmalar hâlâ araştırılmaktadır; ancak biyolojik plauzibilite, epidemiyolojik bulgularla uyumlu görünmektedir.
Ölçü ve Denge
Her bilimsel veri gibi bu bulgular da bir denge çağrısı yapıyor. Aşırı tüketim; çarpıntı, uyku bozukluğu ve hipertansiyon gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde tüketim miktarı kişiye özel planlanmalıdır.
Ancak ölçülü ve dengeli bir tüketim, yalnızca sosyal bir alışkanlık değil; uzun vadeli bilişsel sağlık açısından da anlamlı olabilir.
Sonuçta bir bardak çay ya da bir fincan kahve…
Belki de sandığımızdan daha fazlasıdır.
Kaynak: Zhang Y ve ark. JAMA. 2025; doi:10.1001/jama.2025.27259