İnsan bazen kalabalıkların içinde değil, yanlış insanların yanında yorulur. Gürültüden değil, ruhu kemiren o ince sesten bunalır. Herkesle mesafeli olmak kibir değildir; kimi zaman insanın kendini koruma refleksidir. Çünkü bazı tipler vardır, yanlarında uzun süre kalınca fark etmeden insanın rengini soldurur.
Sürekli şikâyet edenler mesela. Hayat onlara hep haksızlık yapmıştır. Hava sıcak olsa derttir, soğuk olsa dert. Başarı başkasının torpilidir, başarısızlık kaderin cilvesi. Yanlarında bir saat oturun, dünya griye boyanır. Neşenizi emen görünmez bir vakum gibidirler. Çözüm aramazlar; dertlerini canlı tutmak isterler. Çünkü dert, onların kimliğidir.
Bir de her şeyi bilenler var. Siz daha cümlenin yarısındayken hükmü vermiştir. Doktoru da eleştirir, mühendisi de, öğretmeni de. Konu değişir, fikir değişmez: En doğrusunu o bilir. Tartışmaz, bastırır. Dinlemez, öğretir. Yanında insan küçülür; çünkü büyümeye alan bırakmaz.
Sürekli kıyaslayanlar da ayrı bir yorgunluk sebebi. Sizin sevinciniz onların ölçü cetveline takılır. “Güzel ama…” diye başlayan cümleler kurarlar. Başarıyı alkışlamaz, eksik ararlar. Onlarla paylaşılan mutluluk yarım kalır; çünkü her sevinç bir başkasınınkiyle yarıştırılır.
Menfaati bitince selamı kesenler… İşleri düştüğünde en yakınınızdadır, rüzgâr yön değiştirince sizi tanımaz. İlişkiyi yatırım gibi görürler; getirisi yoksa masadan kalkarlar. Böyle insanlarla kurulan bağın temeli yoktur, ilk sarsıntıda dağılır.
Sır saklayamayanlar vardır. Güven diye verdiğiniz şey, bir kahve masasında başkasının eğlencesine dönüşür. Ağzından çıkanın nereye varacağını hesaplamaz. Sonra da “Ben kötü niyetle söylemedim” der. İyi niyet, sonuçları silmez.
Sürekli mağdur rolüne sığınanlar… Her hikâyede haksızlığa uğrayan onlardır. Kendileri hiç hata yapmaz. Özür dilemek ağır gelir. Sorumluluk almak yerine dramatik bir sis bulutu bırakırlar ortaya. O sisin içinde hakikat kaybolur, geriye sadece yorgunluk kalır.
Bir de başkasının düşüşünden gizli bir haz duyanlar var. Başarınızı küçümseyip hatanızı büyütenler. Yanınızda gülüp arkanızdan konuşanlar. Dost gibi durup rekabet edenler. Onların yanında insan tetikte yaşar; rahat bir nefes alamaz.
Elbette kimse kusursuz değil. Hepimiz zaman zaman bu saydıklarımızdan birine dönüşebiliriz. Mesele başkasını etiketlemek değil, kendimizi koruyacak sınırları çizebilmek. Herkese aynı kapıyı açmak zorunda değiliz. Bazı insanlara mesafe koymak kabalık değil, sağlıktır.
Hayat kısa. Enerji daha da kısa. Yanında huzur bulmadığın insanla inatlaşmanın anlamı yok. İnsan, kimlerle yürüdüğüne benzer biraz. O yüzden seçmek gerekir. Sessizce, gürültü koparmadan. Çünkü bazen en güçlü tavır, uzaklaşmaktır.