Bu bir köylü kız hikayesi. Bu kızın köyünün yamaçlarında, bitişik nizam dublekslerden oluşan bir sitede bizim bir yazlık evimiz var. Köye giden eskilerin tabiri ile şosenin üzerinde bir pazaryeri var. Oradan köy ürünleri satın almayı pek severim. Geçenlerde, işte o pazarda gezinirken, bir tezgâhın başında 15-16 yaşlarında bir kız çocuğu gördüm. Kız, başını önüne eğmiş, elinde bir kitap okuyor gibiydi. Okuduğu kitabı görmek için sanki ürün bakıyormuş gibi yaparak tezgâhına yaklaştım. Her türlü sebze ve meyvenin ve yumurta, tarhana, marmelat gibi envaı tür köy ürünlerinin bulunduğu tezgâhta narlar ilgimi çekti. 4 tanesini elime aldım, kıza uzattım. Kız, kitabını yanına bir yere bıraktı, yerinden kalktı, bana bir poşet tuttu, narları içine koydum. Poşeti tartıya koydu, tartının üzerindeki tuşlara bastı ve şimdi hatırlamıyorum bilmem kaç TL dedi. Ben kıza bakmıyordum, gözlerim kitabı arıyordu, ama nafile, kitap tezgâhın altında kaldığı için göremiyordum. Yanımda en küçük 100 ve 200 TL’ler vardı. Narların bedelinin üstünün her türlü bozuk para ile geri çevrilmesi gerekiyordu. Bu işlemin kıza zaman kaybettireceğini düşünerek, narlardan birini poşetten çıkardım, 100 TL’yi uzattım, kız da tamam dedi. Poşetimi elime aldım, tezgâhtan uzaklaşmak üzere, iki adım attıktan sonra durdum. Okuduğu kitabın ne olduğunu merak etmiştim. Aslında ne okuduğunun bir önemi yoktu. Önemli olan okumasıydı. Bir şey okuyor olmasına hürmeten, para üstü vermek için uğraşarak zaman kaybetmesin diye, yani inceden onu düşündüğüm halde, şimdi sormak zorundaydım.
“Ne okuyordun sen?”
“Test çözüyordum.”
“Bu saatte ne testi bu? Daha okullar yeni açıldı”
“Amca, ben lise son sınıfa gidiyorum. Üniversite sınavım var ona hazırlanıyorum.”
Kızın cevapları beni etkilemişti. Tezgâhın önüne doğru tekrar iki adım attım, tam önüne gelince durdum ve kızın da oturabilmesini sağlamak için bulduğum bir tabureye oturdum ve sordum.
“Denemelerde kaç net yaptın?”
“En son 60 yaptım, ama artıyor.”
“Ne okumak istiyorsun?”
“Ne okumak istediğimin ne önemi var?”
“Neden böyle dedin şimdi?
“Başka nasıl diyeyim amca, ülkemizde insan okuduğu alanda iş bulabiliyor mu?”
“Sen hangi bölümü okumak istiyorsun?”
Kız, omuzlarını şöyle bir yükseltti, başını dikleştirdi ve bir eliyle tezgâhı işaret ederek,
“Ben gıda mühendisi olmak istiyorum. Bu tezgâh dedemin, ben Yalova’da oturuyorum, hafta sonlarında dedeme yardım etmek için, köye geliyorum. Hem dedemin üretimlerine yardım ediyorum hem de satış için tezgâhının başında bekliyorum. Ben bu işi seviyorum. Ama üniversiteyi bitirdikten sonra gıda mühendisi olarak iş bulma imkânımın sıfır olduğunu da biliyorum. Ama mutlaka okuyacağım. İş bulmak için değil sevdiğim işi öğrenmek için okuyacağım.”
“İş konusunda bu kadar ümitsiz olmana üzüldüm.”
“Üzülme amca, şartlar böyle, ülkemizde hangi genç ilgisine göre okuyor ve sonra okuduğu alanda iş bulabiliyor ki ben bulayım. Benim eğer biraz şansım varsa en iyi ihtimalle XXX’de kasiyer olurum.”
Ben olmak istiyorum
Prof. Dr. Ethem GÜNEREN
Yorumlar (1)