İnsan, donanım ve yazılımdan oluşan, kendini güncelleyebilen tek varlıktır.
Beyin bir donanımdır. Akıl bir yazılımdır.
Beyin, her insanda üç aşağı beş yukarı benzer bir biyolojik altyapıya sahiptir. Ama akıl, aynı şekilde dağılmaz. Kimi insan sadece veriyi taşır, kimi insan veriyi işler, kimi insan veriyi yeniden yazar. Kimi insan gördüğüyle yetinir, kimi insan gördüğünü sorgular, kimi insan gördüğünü değiştirir. Fark burada başlar. Fark, seçimde, farkındalıkta, işlenen yazılımda ortaya çıkar. Kimi insan eski versiyonlarda kalırken kimine üst versiyonları yüklenir
Kalp bir donanımdır. İyilik ve kötülük yazılımdır.
Kalp sadece kan pompalar. Ama insan, içinde hangi duyguyu beslerse hayatı onu üretir.
Sevgi, geliştirilen bir yazılımdır. Emek ister, tekrar ister, bilinç ister. Nefret, ihmal edilmiş veya yanlış beslenmiş bir yazılımdır. Kolaydır, hızlıdır ve çoğu zaman fark edilmeden büyür. Hiç kimse tam anlamıyla iyi ya da kötü doğmaz. Ama herkes zamanla kendi sistemini kurar.
İnsan, içinde neyi beslerse, zamanla ona dönüşür. Ve bu seçim, bir gün geri dönüp yaşamını şekillendirir.
Sinir sistemi bir donanımdır. Huy bir yazılımdır.
Aynı olaya biri sakin kalırken, diğeri öfkelenir. Aynı söz, birini güçlendirirken diğerini kırar.
Aynı şartlarda biri dayanır, diğeri dağılır. Bu fark dış dünyadan değil, içerideki yazılımdan gelir. Stres, sabır, tahammül ve hoşgörü, sinir sistemi üzerinde çalışan yazılım modülleridir. Kimi insan en küçük basınçta çöker. Kimi insan en büyük yükü taşır. Çünkü herkes aynı sistemle yaşamaz. Çünkü herkes aynı şekilde programlanmamıştır. Arada delete tuşuna basmak gerekir.
İnsan yazılımı kendiliğinden oluşmaz. Üç kaynaktan beslenir: gördükleri, yaşadıkları ve kabul ettikleri. Ama en belirleyici olan, kabul ettikleridir. İnsan, maruz kaldığı şeylerin toplamı değildir. İnsan, kabul ettiklerinin sonucudur. Reddettiği şeyler onu şekillendirmez, kabul ettikleri onu inşa eder.
En büyük yanılgı şudur: İnsanlar kendilerini oldukları gibi sanır. Oysa çoğu insan sadece yüklenmiş bir programı yaşar. Düşündüğünü sanır, ama ezberini tekrar eder. Seçtiğini sanır, ama alışkanlıklarını yaşar. Özgür olduğunu sanır, ama otomatik yaşar. Ve bunu fark etmez.
İnsanlar üçe ayrılır: Yazılımının farkında olmadan yaşayanlar. Hatalı yazılımı bildiği halde değiştirmeyenler. Kendi sistemini sorgulayan ve yeniden yazanlar. Gerçek gelişim, sadece üçüncü grupta mümkündür. Çünkü değişim, farkındalıkla başlar, cesaretle devam eder ve tekrar ile kalıcı olur.
En tehlikeli insan, yanlış yazılımla kendini doğru sanandır. Çünkü o ne değişir ne de değişmek ister. Ve en büyük hata, yanlış bir sistemi doğru sanarak yaşamaktır. İnsan, doğduğu yazılımla yaşamak zorunda değildir. Ama çoğu insan hiç güncelleme yapmadan ömrünü tamamlar.
Aynı hatalar, aynı tepkiler, aynı sonuçlar… Bu kader değil, güncellenmemiş bir sistemdir.
Değişmeyen hayatların arkasında güncellenmemiş zihinler vardır.
Gerçek güç şudur: Kendi düşünceni sorgulayabilmek. Kendi duygunu yönetebilmek. Kendi davranışını değiştirebilmek. Ve en önemlisi: kendi yazılımını yeniden yazabilmek.
Çünkü sonunda: Donanım sınır koyar. Yazılım yön verir. Ama kararı insan verir.
İnsan
Prof. Dr. Ethem GÜNEREN
Yorumlar