Uzun yıllardır yeme bozukluklarının ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, psikolojik etkenler, aile dinamikleri ve toplumsal çevre gibi birçok unsurun birlikte rol oynadığı biliniyor.

Son yıllarda bu tabloya, etkisi giderek daha fazla araştırılan başka bir çevresel unsur da eklendi: ekran süresi ve özellikle sosyal medya kullanımı.

Ekranların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasına dönüşmesi, sağlık üzerindeki etkilerinin yalnızca hareketsizlik veya göz yorgunluğuyla sınırlı kalmayacağını gösteriyor.

Artık mesele yalnızca ne yediğimiz değil; günün kaç saatini ekran karşısında geçirdiğimiz, hangi içeriklere maruz kaldığımız ve kendimizi kimlerle kıyasladığımız da yeme davranışlarımızla ilişkili olabilir.

Akıllı telefonlar ve sosyal medya hayatımızı kolaylaştırırken beden algımızı, iştahımızı ve beslenme alışkanlıklarımızı da farkında olmadan etkileyebilir. Özellikle çocuklar ve ergenler, gelişimsel özellikleri ve sosyal karşılaştırmalara daha açık olmaları nedeniyle dikkatle değerlendirilmesi gereken gruplar arasında yer alıyor.

Yapılan Araştırmalar Ne Söylüyor?

Son yıllarda yapılan çalışmalar; ekran süresi ve problemli akıllı telefon kullanımı ile beden memnuniyetsizliği, bozulmuş yeme davranışları ve bazı yeme bozukluğu belirtileri arasında istatistiksel ilişkiler bulunduğunu gösteriyor.

Ancak önemli bir ayrım yapılması gerekiyor: Bu çalışmaların çoğu, ekran kullanımının doğrudan yeme bozukluğuna neden olduğunu kanıtlamıyor. Bulgular daha çok ekran alışkanlıkları ile yeme bozukluğu belirtilerinin birlikte görülme eğilimini ortaya koyuyor.

10 Binden Fazla Çocuğun İncelendiği ABCD Çalışması

2024 yılında yayımlanan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen Adolescent Brain Cognitive Development—ABCD çalışması, bu alandaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıktı.

Araştırmada, yaşları 9 ile 14 arasında değişen 10.246 çocuk ve ergenin verileri değerlendirildi. Başlangıçta bildirilen ekran kullanım süreleri ile iki yıl sonra görülen yeme bozukluğu belirtileri arasındaki ilişki incelendi.

Toplam ekran süresi ve sosyal medya kullanımı arttıkça;

- kilo alma korkusu,
- kişinin özdeğerini kilosuna bağlaması,
- tıkınırcasına yeme,
- tıkınırcasına yeme sonrasında sıkıntı yaşama,
- kilo almayı önlemek amacıyla kusma veya aşırı egzersiz gibi telafi edici davranışlar

daha yüksek olasılık oranlarıyla ilişkili bulundu.

Her ilave ekran kullanım saatinin etkisi, incelenen belirtiye ve ekran etkinliğinin türüne göre değişiyordu. Toplam ekran süresinin yanı sıra sosyal medya kullanımı ve problemli telefon kullanımı da incelenen belirtilerle ilişkili bulundu.

Problemli sosyal medya veya cep telefonu kullanımı bildiren çocuk ve ergenlerde, yeme bozukluğu belirtilerine ilişkin olasılık oranlarının yaklaşık yüzde 26 ile yüzde 82 arasında daha yüksek olduğu belirlendi.

Bununla birlikte problemli telefon kullanımı ile belirtiler aynı dönemde değerlendirildiği için bu sonuç, telefon kullanımının söz konusu belirtilere doğrudan neden olduğunu göstermiyor. İlişkinin çift yönlü olması da mümkün: Problemli ekran kullanımı yeme davranışlarını etkileyebileceği gibi, psikolojik sıkıntı yaşayan bireyler de telefonlarını daha yoğun kullanabilir. [1]

52 Binden Fazla Katılımcının Değerlendirildiği Sistematik Derleme

2026 yılında yayımlanan kapsamlı bir sistematik derlemede, farklı ülkelerde gerçekleştirilmiş 35 çalışma ve toplam 52.584 katılımcının verileri incelendi.

Çalışmaların büyük bölümünde problemli akıllı telefon kullanımı ile;

- duygusal yeme,
- kontrolsüz yeme,
- gıda bağımlılığı belirtileri,
- beden memnuniyetsizliği,
- genel yeme bozukluğu belirtileri

arasında pozitif ilişkiler bulundu.

Günlük telefon kullanım süresi arttıkça bozulmuş yeme davranışlarının daha sık bildirildiği görüldü. Ancak derlemeye alınan çalışmaların neredeyse tamamı, klinik olarak yeme bozukluğu tanısı bulunmayan topluluklarda yürütülen kesitsel araştırmalardı.

Bu nedenle araştırmacılar kanıtların çoğunu düşük kesinlik düzeyinde değerlendirdi. Bulgular dikkat çekici olsa da ekran kullanımının yeme bozukluklarına neden olduğunu söyleyebilmek için daha fazla uzun süreli ve klinik araştırmaya ihtiyaç bulunuyor. [2]

Yedi Saat Herkes İçin Geçerli Bir Sınır mı?

Derlemeye alınan çalışmalardan birinde, günde iki saat telefon kullananlarla karşılaştırıldığında günde 7-8 saat ve sekiz saatin üzerinde telefon kullanan bireylerde bozulmuş yeme davranışları taramasından pozitif sonuç alma olasılığı daha yüksek bulundu.

Ancak bu bulgu yalnızca tek bir çalışmaya dayanıyordu. Bu nedenle “Yedi saatten sonra yeme bozukluğu başlar” şeklinde kesin ve herkes için geçerli bir sınırdan söz etmek doğru değil.

Ekran kullanımının etkisi; kişinin yaşı, karşılaştığı içerikler, uyku düzeni, psikolojik durumu, fiziksel aktivitesi ve kullanımın günlük yaşam üzerindeki sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. [2]

Sosyal Medya Neden Bu Kadar Etkili Olabilir?

Sosyal medya kullanımında yalnızca ekrana bakılarak geçirilen süre değil, maruz kalınan içeriğin niteliği de önem taşıyor.

2025 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analizde, 83 araştırma ve 55.440 katılımcının verileri değerlendirildi. Sonuçlar, sosyal medyada kendisini başkalarıyla daha fazla karşılaştıran bireylerde beden algısı kaygılarının ve yeme bozukluğu belirtilerinin daha fazla görüldüğünü ortaya koydu.

Araştırmacılar, çevrim içi sosyal karşılaştırma eğilimi ile olumsuz beden algısı arasında orta düzeyde bir ilişki bulunduğunu bildirdi. Bununla birlikte bu ilişkinin varlığı, sosyal karşılaştırmanın tek başına yeme bozukluğuna neden olduğu anlamına gelmiyor. [3]

Sosyal medyanın etkili olabileceği düşünülen mekanizmalar arasında şunlar yer alıyor:

- Sürekli idealize edilmiş beden görüntülerine maruz kalmak,
- filtrelenmiş veya dijital olarak düzenlenmiş fotoğrafları gerçekçi beden ölçütleri olarak görmek,
- görünüşünü başkalarıyla sürekli karşılaştırmak,
- belirli beden tiplerini normal veya ulaşılması gereken bir hedef olarak kabul etmek,
- beğeni ve çevrim içi onayı kişinin özdeğerinin ölçütü hâline getirmek.

Bu süreçler kişinin kendi bedeniyle ilgili memnuniyetsizliğini artırabilir. Beden memnuniyetsizliği tek başına yeme bozukluğu anlamına gelmese de bozulmuş yeme davranışlarının gelişmesine katkıda bulunabilecek etkenlerden biridir.

Sorun Yalnızca Psikolojik Değil

Ekran kullanımının yeme davranışları üzerindeki olası etkisi yalnızca beden algısıyla sınırlı olmayabilir. Gece saatlerinde telefon, tablet veya bilgisayar kullanılması; uyku saatinin gecikmesine, zihinsel uyarılmanın devam etmesine ve ışığa maruz kalmaya bağlı olarak uyku düzeninin bozulmasına katkıda bulunabilir.

Akşam saatlerinde ışık yayan ekranların kullanılması melatonin salgısını baskılayabilir, biyolojik uyku zamanlamasını geciktirebilir ve ertesi sabah uyanıklık düzeyini etkileyebilir. Bununla birlikte uyku üzerindeki etkiyi yalnızca ekranların yaydığı mavi ışıkla açıklamak doğru değildir. Geç saatlere kadar içerik izlemek, bildirimler, duygusal olarak uyarıcı paylaşımlar ve uyku saatinin ertelenmesi de bu süreçte rol oynayabilir. [4]

Uyku kısıtlamasının açlık hissini ve günlük enerji alımını artırabildiğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Randomize kontrollü çalışmaların değerlendirildiği bir meta-analizde, uyku kısıtlaması uygulanan katılımcıların normal uyku koşullarına göre günde ortalama yaklaşık 253 kilokalori daha fazla enerji aldığı bildirildi. [5]

Ancak bu etkinin ghrelin ve leptin gibi iştah düzenleyici hormonlar üzerinden nasıl gerçekleştiğine ilişkin bulgular henüz tutarlı değil. Bazı araştırmalarda kısa uyku süresiyle birlikte ghrelin düzeylerinde artış bildirilirken, leptin düzeylerinin azaldığını, yükseldiğini veya değişmediğini gösteren farklı sonuçlar bulunuyor.

Bu nedenle “uykusuzluk ghrelini mutlaka artırır, leptini mutlaka azaltır” şeklinde kesin bir hormonal zincir kurmak bilimsel olarak doğru değildir. Yetersiz uykunun açlığı ve enerji alımını artırabilmesi, hormonal değişikliklerin yanı sıra beynin ödül, dürtü kontrolü ve yiyecek tercihleriyle ilişkili bölgelerindeki değişimlerle de bağlantılı olabilir. [5,6]

Algoritmalar Beslenme Algımızı da Şekillendirebilir

Sosyal medya platformlarının öneri sistemleri, daha önce ilgi gösterdiğimiz içeriklere benzeyen paylaşımları karşımıza daha sık çıkarabilir.

Bir kişi diyet, kilo verme, zayıflama, estetik veya “ideal beden” içerikleriyle etkileşime girdiğinde benzer paylaşımlarla tekrar tekrar karşılaşabilir.

Bu yoğun içerik akışı;

- sürekli kilo ve beden odaklı düşünmeye,
- gerçekçi olmayan beklentiler geliştirmeye,
- belirli yiyeceklerden sonra suçluluk hissetmeye,
- katı ve sürdürülemez diyetlere yönelmeye,
- kısıtlama dönemlerini izleyen kontrolsüz yeme ataklarına

zemin hazırlayabilir.

Ancak algoritmaların etkisi herkes için aynı değildir. Kişinin psikolojik dayanıklılığı, medya okuryazarlığı, aile ve arkadaş çevresi, mevcut beden algısı ve daha önceki yeme davranışları bu etkilenmenin düzeyini değiştirebilir.

Çocuklar ve Ergenler İçin Nelere Dikkat Edilmeli?

Ekran kullanımı ve yeme bozukluğu belirtileri üzerine yapılan araştırmaların önemli bir bölümü çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler üzerinde yürütülüyor.

Bu yaş gruplarında amaç teknolojiyi tamamen yasaklamak değil, daha sağlıklı ve dengeli bir dijital yaşam oluşturmaktır.

Ailelerin ve gençlerin;

- ekran kullanımının günlük yaşamı, uykuyu ve okul başarısını etkileyip etkilemediğini değerlendirmesi,
- yemek sırasında ekran kullanımını azaltması,
- yatmadan önce ekran dışı bir rutin oluşturması,
- düzenli fiziksel aktiviteye ve yüz yüze sosyal ilişkilere zaman ayırması,
- sosyal medyada görülen fotoğraf ve videoların çoğunun seçilmiş, düzenlenmiş veya filtrelenmiş olabileceğini bilmesi,
- kilo, diyet ve beden görünümü odaklı içerikleri sorgulaması,
- kişiye kendisini yetersiz hissettiren hesapları takip etmeyi bırakması

yararlı olabilir.

Önemli olan yalnızca ekran karşısında geçirilen sürenin kaç saat olduğu değil; ekranın ne amaçla kullanıldığı, hangi içeriklerin tüketildiği ve kullanımın uyku, beslenme, hareket ve ruhsal iyilik hâli üzerindeki etkisidir.

Beslenme Yalnızca Tabakta Başlamıyor

Bir diyetisyen olarak danışanlarımla çalışırken sıkça şunu görüyorum:

Bazen sorun yalnızca ne yediğimiz değildir.

Ne izlediğimiz, neyi normal kabul ettiğimiz, kendimizi kimlerle kıyasladığımız, ne kadar uyuduğumuz, zihnimize ve bedenimize ne kadar zaman ayırdığımız ve günün kaç saatini ekran karşısında geçirdiğimiz de yeme davranışlarımızı etkileyebilir.

Bu nedenle sağlıklı beslenmeyi konuşurken artık yalnızca karbonhidratları, proteinleri, yağları veya kalorileri değil, dijital yaşam alışkanlıklarımızı da değerlendirmek zorundayız.

Çünkü günümüzde bozulmuş yeme davranışlarını besleyebilecek en sessiz etkenlerden biri mutfakta değil, cebimizde taşıdığımız ekranda bulunabilir.

Önemli Bilimsel ve Klinik Uyarı

Ekran ve sosyal medya kullanımı ile yeme bozukluğu belirtileri arasında ilişki bulunması, ekran kullanımının tek başına yeme bozukluğuna neden olduğu anlamına gelmez.

Yeme bozuklukları; biyolojik, psikolojik, ailesel ve toplumsal birçok etkenin birlikte rol oynadığı ciddi ruhsal hastalıklardır.

Yeme davranışlarında belirgin değişiklik, yoğun kilo alma korkusu, öğün atlama, aşırı kısıtlayıcı diyet, tekrarlayan tıkınırcasına yeme, kendini kusturma, gizli yeme veya kilo kontrolü amacıyla aşırı egzersiz yapma gibi belirtiler görüldüğünde psikiyatri ya da çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurulmalıdır. Değerlendirme ve tedavi süreci, gerektiğinde yeme bozuklukları alanında çalışan diyetisyen ve diğer sağlık profesyonelleriyle birlikte yürütülmelidir.

Kaynaklar

1. Chu J, Ganson KT, Testa A ve ark. Screen time, problematic screen use, and eating disorder symptoms among early adolescents: findings from the Adolescent Brain Cognitive Development (ABCD) Study. Eating and Weight Disorders, 2024;29:57. DOI: 10.1007/s40519-024-01685-1.

2. Keeler J, Conde Ludtke L, Yang Q ve ark. Associations of Problematic Smartphone Use and Smartphone Screen Time With Eating Disorder Psychopathology in Non-Clinical Samples: A Systematic Review. JMIR Mental Health, 2026;13:e88572. DOI: 10.2196/88572.

3. Bonfanti RC, Melchiori F, Teti A ve ark. The association between social comparison in social media, body image concerns and eating disorder symptoms: A systematic review and meta-analysis. Body Image, 2025;52:101841. DOI: 10.1016/j.bodyim.2024.101841.

4. Chang AM, Aeschbach D, Duffy JF, Czeisler CA. Evening use of light-emitting eReaders negatively affects sleep, circadian timing, and next-morning alertness. Proceedings of the National Academy of Sciences, 2015;112:1232-1237. DOI: 10.1073/pnas.1418490112.

5. Zhu B, Shi C, Park CG, Zhao X, Reutrakul S. Effects of sleep restriction on metabolism-related parameters in healthy adults: A comprehensive review and meta-analysis of randomized controlled trials. Sleep Medicine Reviews, 2019;45:18-30. DOI: 10.1016/j.smrv.2019.02.002.

6. Lin J, Jiang Y, Wang G ve ark. Associations of short sleep duration with appetite-regulating hormones and adipokines: A systematic review and meta-analysis. Obesity Reviews, 2020;21:e13051. DOI: 10.1111/obr.13051.