Registan Meydanı’nda sabahın ilk ışıkları çinilere vurduğunda taşlar susmaz, adeta konuşur. Mirza Uluğ Bey’in göğe yönelmiş bakışı hâlâ bu şehrin üzerinde dolaşır. Şah-ı Zinde’nin serin koridorlarında yürürken ilimle hayatın yan yana yaşadığı bir medeniyetin nefesini hissedersiniz. Semerkand böyledir. Onun güzelliği yalnız kubbelerinde değil, ilme duyduğu hürmettedir.
Ben Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi’nin rektörüyüm. Bu şehirde üniversite yönetmek sıradan bir idari görev değil, bir mirası omuzlamaktır. Üniversitemiz 1930 yılında kurulmuştur. Neredeyse bir asırdır binlerce hekim yetiştirmiştir. Sovyet döneminden kalan disiplinli eğitim geleneği, bağımsızlık sonrasında Özbekistan’ın sağlık sistemi ihtiyaçlarına uygun biçimde yenilenmiştir. Bugün üniversitemiz yalnızca ülkemiz için değil, tüm bölge için önemli bir tıp merkezidir.
Bizim eğitim modelimiz amfi ile klinik arasına duvar örmez. Öğrencilerimiz ilk yıllardan itibaren hastane ortamına girer. Simülasyon merkezleri, uygulama beceri laboratuvarları ve klinik altyapımız teorik bilgiyi hayatla buluşturur. Hekimin yalnız bilgiyle değil, sorumlulukla şekillendiğini biliyoruz. Bu nedenle eğitimi kapalı bir çevrede değil, insan hayatıyla temas eden bir zeminde yürütüyoruz.
Genel tıp programı temel dayanağımızdır. Bunun yanında pediatri, diş hekimliği, hemşirelik ve sağlık bilimleri alanlarında da programlarımız bulunmaktadır. Yüksek lisans ve klinik uzmanlık aşamalarında derinleşme imkânı sunuyoruz. Öğrenci sayımız on beş bini aşmıştır. Bu büyüklük bizi rahatlatmaz; tam tersine daha dikkatli ve daha sorumlu olmaya sevk eder. Büyük üniversite olmak kolaydır; güçlü bir akademik kültür inşa etmek zordur. Biz zor olanı tercih ettik.
Eğitim dillerimiz tarihsel olarak Özbekçe, Rusça ve İngilizceye dayanmaktadır. İngilizce programlarımız da son yıllarda gelişmektedir. Bu yıl ise önemli bir yenilik hayata geçti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile iş birliği içinde kurulan Ortak Eğitim Fakültesi faaliyete başladı ve ilk 87 öğrencisini kabul etti. Böylece eğitim dillerimize Türkçe de eklendi.
Türkçenin akademik sürece dâhil edilmesi sıradan bir teknik değişiklik değildir. Bu adım iki kardeş halk arasındaki ilmî yakınlaşmanın bir ifadesidir. Artık kampüsümüzde Özbekçe, Rusça ve İngilizce ile birlikte Türkçe de akademik bir dil olarak yankılanmaktadır. Dil yalnızca iletişim aracı değildir; düşüncenin biçimidir. Bu nedenle Türkçenin eğitim dili olması, stratejik vizyonumuzun doğal bir devamıdır.
Bilimsel araştırma alanında da net hedeflerimiz vardır. Klinik araştırma kapasitemizi genişletiyoruz. Laboratuvar altyapımızı modernize ediyoruz. Uluslararası bilim dünyasındaki görünürlüğümüzü artırmayı amaçlıyoruz. Enfeksiyon hastalıkları, anne ve çocuk sağlığı ile cerrahi alanlarında yürütülen çalışmalar toplumun ihtiyaçlarından doğmaktadır. Bizim için araştırma bir kariyer basamağı değil, bir sorumluluktur.
Bu vesileyle yakın dostluk, iş birliği ve kardeşlik temelli yaklaşımı için Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Kemalettin Aydın’a özellikle teşekkür ediyorum. Onun samimiyeti ve ileri görüşlü yaklaşımı bu iş birliğinin sağlam bir temel üzerinde yükselmesini sağlamıştır.
Semerkand kadim bir şehirdir. Fakat biz burada yalnız geçmişle övünmüyoruz; geleceği de inşa ediyoruz. Yetiştirdiğimiz her hekim bu şehrin ilim geleneğinden bir iz, yarına bırakılmış bir emanettir. Artık bu emanette Türkçenin de sesi vardır. Onu korumak ve geliştirmek bizim görevimizdir.