Felsefe tarihinin en sarsıcı cümlelerinden biri olan "Homo homini lupus", yani "İnsan insanın kurdudur", yüzyıllardır insan doğasına tutulan karanlık bir ayna. İlk kez Romalı yazar Plautus tarafından zikredilen ancak 17. yüzyılda Thomas Hobbes ile ölümsüzleşen bu ifade; bireyin kendi çıkarı söz konusu olduğunda hemcinsine karşı ne kadar acımasız olabileceğini iddia eder.
Hobbes’un perspektifinden bu söz bir hakaret değil, bir durum tespitidir. Toplumsal kuralların ve hukukun olmadığı bir "doğa durumu"nda korku galebe çalar; insan hayatta kalmak için yanındakini bir rakip, hatta bir tehdit olarak görmeye başlar.
Günümüzde bu kadim teşhis, fiziksel şiddetten ziyade stratejik bir acımasızlık olarak karşımıza çıkıyor. Modern çalışma hayatının hırslı rekabeti ve bireyselliğin kutsandığı yeni dünya düzeni, insanları sessizce birbirinin "kurdu" hâline getiriyor. Empatinin yerini stratejinin, dayanışmanın yerini ise "Kim daha güçlü?" sorusunun aldığı her yerde bu ifade yeniden hayat buluyor.
Bugün artık neşterin yerini algoritmalar, kılıcın yerini manipülasyon aldı. Siber saldırılar ve sosyal medya linçleri üzerinden "kurda" dönüşüyoruz. Zarar verme biçimimiz sofistike bir hâl alsa da özdeki o "avantaj elde etme" içgüdüsü baki kalıyor. Hobbes’un o amansız rekabeti, bugün iş yerlerinde kendini en çok mobbing olarak gösteriyor.
Hobbes’un karanlık felsefesine en güçlü cevap, bizim kadim hikmetimizde saklıdır: "İnsan insanın şifasıdır." Bu sadece bir teselli değil, toplumu ayakta tutan bir varoluş yasasıdır.
Şifa, bir insanın diğerine “yurt” olmasıyla yani ona güvenli bir liman sunmasıyla başlar. Yurt olmak; kimsesizlerin kimsesi, çaresizlerin sığınağı olabilmektir.
Bir yöneticinin nezaketi veya bir çalışma arkadaşının samimi bir "Nasılsın?" sorusu, ruhlardaki görünmez yaraları iyileştirir. Gerçek şifa; teknikte değil, o tekniğe eşlik eden merhamettedir.
Modern sosyal bilimciler Hobbes’un bakışını "tek yönlü" bulmakta haklılar. Çünkü sağlık alanı, aynı zamanda dünyanın en büyük dayanışma sahasıdır. Organ bağışı ağları, sınır tanımayan gönüllü doktorlar ve bir hastanın hayatı için uykusuz kalan sağlık profesyonelleri; Hobbes’un o karamsar "kurtluk" tablosunu her gün binlerce kez tekzip ediyor. İnsan sadece rekabet eden değil; aynı zamanda bir başkasının yarasına kendi yarasıymış gibi bakan, yani "şifa olan" bir varlıktır.
Hiyerarşinin olduğu yerde "hakkı teslim etmek", modern hastalıklarımızın tek reçetesidir. Bizler birbirimizin kurdu değil; birbirimizin duası, yurdu ve şifası olmakla mükellefiz. İnsan, ancak ve ancak umudu ve şifayı paylaştığı ölçüde gerçekten "insan" kalacaktır.