Prostat… Erkek sağlığı söz konusu olduğunda en çok konuşulan ama en az doğru bilinen organlardan biri. Polikliniklerde, aile sohbetlerinde, hatta televizyon programlarında prostatla ilgili pek çok bilgi dolaşıyor. Ne yazık ki bunların önemli bir kısmı bilimsel temelden uzak.
Hekim olarak sahaya çıktığımızda şunu fark ediyoruz: Hastalar çoğu zaman hastalığından çok, yanlış bilgilerin yükünü taşıyor. Üstelik kulaktan kulağa aktarılan bilgiler, çoğu zaman hastalığın kendisinden daha fazla kaygı üretiyor.
Gelin, toplumda en sık karşılaşılan prostat ile ilgili doğru bilinen yanlışlara birlikte bakalım.
“Prostat olmak” bir hastalıktır.

Önce temel bir düzeltme: Prostat bir hastalık değil, bir organdır.
Mesanenin hemen altında bulunan ve erkek üreme sisteminin bir parçası olan bu bez, yaşla birlikte bazı değişiklikler gösterebilir. En sık gördüğümüz durum iyi huylu prostat büyümesi yani Benign Prostat Hiperplazisi’dir.
Özetle kimse “prostat olmaz.” Her erkekte prostat vardır. Mesele, prostatta hastalık olup olmadığıdır.
“Prostat sadece yaşlılarda olur.”
İyi huylu prostat büyümesi genellikle 50 yaş sonrası görülür. Ancak prostat iltihabı (prostatit) genç erkeklerde de oldukça sık karşımıza çıkar. Özellikle 20–40 yaş arası erkeklerde kronik prostatit pelvik ağrı, idrar yaparken yanma gibi şikayetlerle ciddi yaşam kalitesi düşüşüne yol açabilir.
Yani “Daha gencim, prostat olamam” düşüncesi doğru değildir.
“Ayakta işemek prostat yapar.”
Belki de en yaygın şehir efsanesi.
Ayakta ya da oturarak idrar yapmak prostat büyümesine neden olmaz. Prostat büyümesi; yaşlanma ve hormonal değişimlerle ilişkilidir. İdrar yapma pozisyonunun prostat bezinin hücresel düzeyde büyümesini tetiklediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur.
Bazı çalışmalarda oturarak idrar yapmanın, özellikle ileri yaş erkeklerde mesane boşalımını bir miktar kolaylaştırabileceği gösterilmiştir. Ancak bu, “ayakta işemek prostat yapar” anlamına gelmez.

“Her prostat büyümesi kanserdir.”
Bu, hastalarda en çok kaygı oluşturan yanlışlardan biridir.
Prostat Kanseri ile iyi huylu prostat büyümesi tamamen farklı süreçlerdir. Büyüme olması kanser olduğu anlamına gelmez. Hatta prostat büyümesi olan hastaların büyük çoğunluğunda kanser yoktur.
Ancak benzer şikâyetler (sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, zayıf akım) görülebileceği için ayırıcı tanı önemlidir. İşte bu noktada düzenli kontrol devreye girer.
“PSA yüksekse kesin kanser vardır.”
PSA testi, prostat kanseri taramasında kullanılan önemli bir belirteçtir. Ancak PSA sadece kanserde yükselmez.
Prostat iltihabı, iyi huylu büyüme, hatta yakın zamanda yapılan bir rektal muayene bile PSA’yı etkileyebilir. PSA bir alarmdır; tek başına hüküm değildir.
Altın cümle: PSA tanı koydurmaz, yol gösterir.
“Prostat ameliyatı olursam erkekliğim biter.”
Bu korku, hastaların hekime geç başvurmasının en önemli nedenlerinden biri.
Öncelikle iyi huylu prostat büyümesi nedeniyle yapılan ameliyatlar erektil fonksiyonu bozmazlar.
İyi huylu prostat ameliyatlarından sonra bazı hastalarda “retrograd ejakülasyon” görülebilir. Yani meni dışarı atılmak yerine mesaneye kaçar. Bu durum ereksiyon kaybı değildir; boşalma şeklinin değişmesidir.
Prostat kanseri nedeniyle yapılan radikal cerrahilerde ise durum, hastalığın evresine ve uygulanan tekniğe göre değişebilir.
Modern cerrahi teknikler ve sinir koruyucu yaklaşımlar sayesinde fonksiyonel sonuçlar geçmişe göre çok daha iyi. Özellikle uygun hasta seçimi ve deneyimli cerrahi ekiplerle, erektil fonksiyon korunabilmektedir.
Her ameliyatın riski vardır; ancak risk, efsanelerle değil bilgilerle konuşulmalıdır.
Toplumda “ameliyat oldum, erkekliğim bitti” şeklindeki korkuların büyük kısmı bu iki durumun karıştırılmasından kaynaklanır.

Sonuç: Bilgi, Kaygıyı Azaltır, Doğru ayrım ise güven oluşturur.

Prostat hastalıkları erkek sağlığının önemli bir parçasıdır ancak tabu olmaktan çıkarılmalıdır. Erken başvuru, düzenli kontrol ve bilimsel bilgi, hem hastalık yükünü hem de gereksiz korkuyu azaltır.
Biz hekimlere düşen görev; yalnızca tanı koymayı öğrenmek değil, yanlış bilgiyi düzeltmeyi de öğrenmektir.
Çünkü bazen en etkili tedavi, doğru bilgilendirmedir.

Prostat Sağlığı İçin 5 Öneri

1- 50 yaşından 50 yaşından sonra kontrolleri aksatma
Düzenli muayene ve PSA Testi, erken tanıda hayat kurtarıcıdır. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar için bu sınır 45 yaş olmalıdır.

2- İdrar şikâyetlerini “yaşlılık” deyip geçiştirme
Gece sık idrara kalkma, zayıf akım, idrar yaparken zorlanma… Bunlar “normal” değil, değerlendirilmesi gereken belirtilerdir.

3- Hareket et
Fiziksel aktivite, hormonal denge ve metabolik sağlık üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Sedanter yaşam; obezite, metabolik sendrom ve alt üriner sistem semptomlarıyla ilişkilidir.

4- Enfeksiyon belirtilerini hafife alma
Pelvik ağrı, idrar yaparken yanma, kasık bölgesinde rahatsızlık… Bunlar prostatit belirtisi olabilir. Özellikle genç erkeklerde görülen kronik prostatit yaşam kalitesini ciddi etkileyebilir.

5- Korkuyla değil bilgiyle hareket et
Her prostat büyümesi kanser değildir. Her PSA yüksekliği felaket değildir.
Ama hiçbir belirti de görmezden gelinecek kadar önemsiz değildir.

Erken başvuru, geç kalınmış pişmanlıktan her zaman daha değerlidir.