Plastik cerrahi denince akla hemen "burun estetiği" ya da "botoks" gelir. Oysa bu branş, insanlık tarihinin en eski ve en dramatik hikâyelerinden birini taşır. Savaş meydanlarından modern estetik cerrahiye uzanan bu yolculukta sizi şaşırtacak pek çok detay var. İşte beyaz önlüğün arkasındaki o ilginç gerçekler…
1. İlk Plastik Cerrahi Girişimleri Estetik İçin Değildi
Plastik cerrahinin bilinen en eski örnekleri yaklaşık MÖ 600'lü yıllarda antik Hindistan'a kadar uzanır. Cerrah Sushruta, burnu kesilen suçluların ve savaşta yaralanan kişilerin burunlarını yüzünden hazırlanan doku flepleriyle yeniden oluşturuyordu. Yani tarihteki ilk burun rekonstrüksiyonlarının amacı güzellik değil, kaybedilen bir organın yeniden kazandırılmasıydı.
2. "Plastik" Kelimesi Plastikle İlgili Değil
Çoğu kişi "plastik cerrahi" adının silikon ya da plastik malzemelerden geldiğini düşünür. Oysa kelime, Yunanca "plastikos" sözcüğünden gelir ve "şekil vermek", "biçimlendirmek" anlamını taşır. Yani burada söz konusu olan plastik bir malzeme değil, dokuların yeniden şekillendirilmesidir.
3. Savaş, Bu Branşın En Büyük Öğretmenlerinden Biri Oldu
Modern rekonstrüktif plastik cerrahinin en büyük gelişimi I. Dünya Savaşı sırasında yaşandı. Siper savaşlarında ağır yüz yaralanmaları yaşayan askerler, Sir Harold Gillies gibi cerrahları yeni teknikler geliştirmeye zorladı. Günümüzde estetik ameliyatlarda kullanılan birçok yöntem, aslında savaş yaralarını onarmak amacıyla geliştirilen tekniklerden doğdu.
4. En Çok Yapılan İşlem Tahmin Ettiğiniz Gibi Burun Estetiği Değil
Birçok kişi en sık yapılan estetik ameliyatın burun estetiği olduğunu düşünür. Oysa dünya genelinde en sık uygulanan cerrahi olmayan estetik işlem botulinum toksini enjeksiyonlarıdır; halk arasında bu uygulama "botoks" olarak bilinir. Cerrahi işlemler arasında ise göz kapağı estetiği, liposuction ve meme büyütme ameliyatları en sık uygulanan işlemler arasında yer alır. Bu sıralama yıllara ve ülkelere göre değişiklik gösterebilir.
5. Ameliyat Öncesindeki Kan Testleri Hayat Kurtarabilir
Plastik cerrahide başarılı bir sonuç yalnızca cerrahi teknikle sağlanmaz. Ameliyat öncesinde yapılan kan sayımı, pıhtılaşma testleri ve gerektiğinde kan grubu belirlenmesi, olası riskleri değerlendirmek ve ameliyat güvenliğini artırmak açısından büyük önem taşır. Bu nedenle ameliyat öncesindeki tetkikler hiçbir zaman sadece formalite değildir.
6. Beyin, Yeni Görünümünüze Alışmak İçin Zamana İhtiyaç Duyar
Bazı hastalar ameliyat sonrası aynaya baktıklarında yeni görünümlerine hemen alışamayabilir. Bunun nedeni, beden algısını oluşturan zihinsel haritanın fiziksel değişimden daha yavaş güncellenmesidir. Bu uyum süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte haftalar hatta aylar sürebilir.
7. Bir Ameliyat Aslında Bir Ekip Başarısıdır
Filmlerde ameliyatı tek başına gerçekleştiren bir cerrah görmeye alışığız. Oysa gerçek ameliyathanede anestezi uzmanı, ameliyathane hemşireleri, teknisyenler ve gerektiğinde ikinci bir cerrah aynı anda koordineli şekilde çalışır. Başarılı bir estetik ya da rekonstrüktif ameliyat, sessiz ama kusursuz çalışan bir ekibin ortak emeğinin sonucudur.
Sonuç
Plastik cerrahi yalnızca güzellik arayışının değil; savaşların, bilimin, teknolojinin ve insan psikolojisinin kesiştiği önemli bir tıp dalıdır. Bir dahaki sefere "estetik" kelimesini duyduğunuzda, aklınıza yalnızca daha genç ya da daha güzel görünmek değil; yüzyıllardır insanların kaybettikleri doku ve fonksiyonları yeniden kazandırmak için verilen bilimsel mücadele de gelsin.