Canlı organizmaların temel işlevlerinden biri üreme ve neslin devamını sağlama yeteneğidir. Ancak son yıllarda dünya nüfusunun hızlı artışı, bu sürecin kontrol altına alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu amaçla çeşitli kontrasepsiyon yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Bu yazımda Uzman Jinekolog Dr. Ayna Memmedrehimova hocamın yönetiminde yürüttüğüm çalışmamda bu konuyu inceleyeceğiz.
Gebeliğin önlenmesinde kullanılan yöntemlerden biri de oral kontraseptiflerdir. Bununla birlikte oral kontraseptif ilaçlar yalnızca doğum kontrolü amacıyla değil, aynı zamanda hormonal dengesizlik zemininde gelişen bazı hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.
Oral kontraseptif ilaçlar hormon içeren farmasötik preparatlar olup, içerdikleri sentetik kadın cinsiyet hormonları aracılığıyla kadınların normal hormonal dengesini değiştirerek ovaryumlardan aylık ovülasyonu engeller. İlacın etkisiyle servikal mukus sekresyonu azalır ve bu durum spermlerin uterus içine ilerlemesini zorlaştırır. Aynı zamanda endometriumun incelmesi, döllenmiş ovumun uterusta tutunmasını güçleştirerek gebeliğin oluşmasını önler.
Oral kontraseptiflerin diğer etkileri arasında düzensiz menstrual siklusun düzenlenmesi, anovülasyona bağlı anormal uterin kanamaların tedavisi, benign jinekolojik tümörlere karşı koruyucu etki, premenstrüel semptomların kontrolü, ektopik gebeliğin önlenmesi, pelvik inflamatuar hastalık riskinin azaltılması ve dismenorenin hafifletilmesi sayılabilir.
Günümüzde dünyada faz sayısına, içeriğine ve gestajen bileşenine göre farklılık gösteren 500’den fazla kontraseptif preparat bulunmaktadır. Monofazik preparatlarda tüm tabletlerin hormonal içeriği aynıdır. Bifazik kontraseptiflerde östrojen dozu sabit kalırken, gestajen dozu menstrual siklusun fazlarına göre değişiklik gösterir. Trifazik preparatlar ise hem östrojen hem de gestajen dozları birbirinden farklı olan üç ayrı tablet grubundan oluşur. Modern kontraseptifler düşük ve mikrodozlu hormon içeriğiyle kullanıma sunulmaktadır.
Faz sayısı, gestajen türü ve dozdan bağımsız olarak oral kontraseptiflerin etki mekanizması temelde aynıdır. Bu mekanizmaların başında ovülasyonun baskılanması yer alır. Bu durum, hipotalamusta gonadotropin salgılatıcı hormonun (GnRH) sekresyonunun inhibisyonu sonucu hipofiz bezinde FSH ve LH salınımının azalmasına bağlı olarak gelişir.
Kontraseptif haplara doğumdan 21 gün sonra başlanabilir. Her gün aynı saatte bir tablet alınması önerilir. Yirmi sekiz tabletlik preparatların kullanımı sırasında bir sonraki kutuya ara verilmeden geçilmelidir. Menstrüel kanamanın geciktirilmesi gerektiğinde, haplara yedi günlük ara verilmeden devam edilmelidir. Trifazik kontraseptiflerde de bir sonraki kutuya geçilerek adet geciktirilebilir; ancak bu preparatların kullanımında kutular arasında mutlaka yedi günlük ara verilmesi gereklidir. Aksi takdirde hormonal düzeylerdeki dalgalanmalar kanamaya yol açabilir.
Oral kontraseptiflerle kanser arasındaki ilişki karmaşık ve dikkat çekicidir. Oral kontraseptif kullanımına başlandıktan 12 ay sonra endometrium kanseri riski yaklaşık %50 oranında azalmakta, üç yıllık kullanım sonrasında ise koruyucu etki en üst düzeye ulaşmaktadır. Bu koruyucu etkinin, ilacın kesilmesinden sonra dahi 20 yıla kadar devam ettiği bildirilmektedir. Ayrıca oral kontraseptif kullanan kadınlarda over kanseri gelişme riski yaklaşık %40 oranında azalmakta, on yıl düzenli kullanımda bu oran %80’e kadar çıkmaktadır.
Oral kontraseptiflerin yararlarının yanı sıra bazı olası riskleri de bulunmaktadır. Bu riskler değerlendirilirken, ilacın kullanılmaması durumunda ortaya çıkabilecek risklerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, fayda-risk analizi yapılmalıdır. Bu ilaçlar over ve endometrium kanseri riskini azaltırken, meme kanseri riskini artırabileceğine dair görüşler de mevcuttur.
2010 yılında İngiltere’de yapılan araştırmalarda, meme kanserlerinin yaklaşık %1’inin oral kontraseptif kullanımıyla ilişkili olabileceği öngörülmüştür. Hormonal tedavi kullanan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığının, kullanmayanlara kıyasla %66 oranında daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Günümüzde kullanılan oral kontraseptifler düşük dozda östrojen ve progesteron içermektedir. Yapılan çok sayıda çalışmada, bu preparatların meme kanseri riskini artırdığına dair net bir ilişki saptanmamıştır. Bununla birlikte, farklı çalışmaların sonuçlarını bir araya getiren bir meta-analiz, oral kontraseptifler ile meme kanseri riski arasında küçük bir ilişki olduğunu göstermiştir. Aynı çalışmada, bu risk artışının zamanla azaldığı da belirtilmiştir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2012 yılında doğum kontrol haplarının kullanımıyla meme kanseri riskindeki artışa dikkat çeken bir rapor yayımlamıştır. Raporda, özellikle erken yaşlarda ve ilk gebelikten önce oral kontraseptif kullanımının meme kanseri gelişme riskini artırdığı, ilk gebelik sonrası meme dokusundaki hücresel değişikliklerle bu riskin azaldığı ifade edilmiştir.
On yıl süren bazı uzun dönemli araştırmalar ise oral kontraseptif kullanımı ile meme kanseri riski arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna varılmasına olanak sağlamıştır.
Ancak mevcut araştırma sonuçlarının da gösterdiği üzere, bu konu modern tıpta hâlen tartışmalı alanlardan biri olma özelliğini korumaktadır. Bu nedenle oral kontraseptif ilaçlar hem reçete edilirken hem de kullanım sürecinde dikkatli ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirmektedir.

Referanslar
1. Baird DT, Glasier AF. Hormonal contraception. N Engl J Med. 1993 May 27;328(21):1543-9. [PubMed]
2. Maguire K, Westhoff C. The state of hormonal contraception today: established and emerging noncontraceptive health benefits. Am J Obstet Gynecol. 2011 Oct;205(4 Suppl):S4-8. [PubMed]
3. Nylander MC, Clausen HV. [Serious adverse effect of combined oral contraceptive pills among teenagers]. Ugeskr Laeger. 2014 Jun 23;176(26):V05130336. [PubMed]
4. Crosignani GP. Female contraception over 40. Human Reproduction Update 2009; 15(6):599–612.
5. Suwikrom S, Jaisamrarn U, Thaneepanichsakul SA.Comparison of oral contraceptive and nonhormonal contraceptive use in women over 40. Thai Journal Of Obstetrics and Gynaecology 2002;14 (4): 285-90.
6. Martins LM, Curtis MK, Glasier FA. Combined hormonal contraception and bone health: A systematic review. Contraception 2006; 73: 445–69.
7. Contraceptive Update: Contraceptive needs after age 40. Network 1997(Fall): 18(1).
8. Şahin HN, Kharbouch BS. Perimenopausal contraception in Turkish women: A cross-sectional study. Bmc Nursing 2007; 6 (1): 1-5