Son yıllarda estetik tıbbın hızlı gelişmesiyle birlikte dolgu uygulamaları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi şekilde artmaya başlamıştır.
Önceden yalnızca cerrahi operasyonlarla mümkün olduğu düşünülen birçok estetik değişiklik artık ameliyatsız yöntemlerle gerçekleştirilebilmektedir. Özellikle burun bölgesinde ameliyat olmadan düzeltme isteyen insanların sayısının artması, burun dolgularını estetik tıbbın en sık uygulanan işlemlerinden biri haline getirmiştir.
Burun, yüzün tam merkezinde yer aldığı için küçük değişiklikler bile kişinin genel görünümünü ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle insanlar daha hızlı, daha pratik ve iyileşme süreci gerektirmeyen alternatiflere yönelmektedir. Burun dolgusu işlemi de kısa sürede uygulanabilmesi, genel anestezi gerektirmemesi ve kişinin günlük hayatına ara vermeden sonuç alınabilmesi nedeniyle gün geçtikçe daha popüler hale gelmektedir.
Estetik burun ameliyatı yani rinoplasti, burundaki kemik ve kıkırdak yapıları değiştirerek kalıcı sonuç elde etmeyi amaçlar. Burun dolgusu ise daha çok burun sırtındaki düzensizlikleri düzeltmek, hafif asimetrileri kamufle etmek ve burun ucunu görsel olarak kaldırmak amacıyla uygulanır. Yani dolgu burnu küçültmez; belirli bölgelere hacim vererek burnun daha simetrik görünmesini sağlar. Rinoplastiden farklı olarak geri dönüşümlü bir işlem olması da birçok hasta için önemli bir avantajdır.
Günümüzde burun dolgularının yaklaşık %96,8’i hyaluronik asit bazlı dolgulardan oluşmaktadır. Bunun en önemli nedeni ise herhangi bir komplikasyon veya estetik memnuniyetsizlik durumunda hyaluronidaz enzimi ile eritilebilmesidir. Hyaluronik asit insan vücudunda doğal olarak bulunan bir moleküldür ve su tutma özelliği sayesinde dokularda hacim oluşturur. Aynı zamanda cilt kalitesinin artmasına da katkı sağlar. Hyaluronik asit dolguları kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 12–18 ay içerisinde erir. Bunun nedeni vücudumuzda doğal olarak bulunan hyaluronidaz enziminin zamanla dolguyu parçalayarak metabolize etmesidir.
Burun bölgesi yoğun damar ağına sahiptir ve yanlış enjeksiyon ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle burun dolgusunda enjeksiyon tekniği büyük önem taşır. Dolgu materyalleri genellikle supraperiosteal ve supraperikondrial tabakalara uygulanmalıdır. Bunun temel nedeni bu bölgelerde damar yoğunluğunun daha az olmasıdır. Böylece damar hasarı ve vasküler komplikasyon riski minimuma indirilmeye çalışılır. Aynı zamanda dolgunun kemik ve kıkırdak desteğine yakın uygulanması daha stabil ve doğal sonuç elde edilmesine yardımcı olur.
Dolgu maddesinin damar içine yüksek basınçla verilmesi ya da damarın dışarıdan sıkışması sonucunda dokuya giden kan akımı azalabilir. Bunun sonucunda hipoksi ve iskemi gelişir. Eğer zamanında müdahale edilmezse süreç doku nekrozu ile sonuçlanabilir ve bu artık geri dönüşü olmayan bir tabloya dönüşebilir.
Burun dolgularındaki en korkutucu komplikasyon ise körlüktür.
Yapılan çalışmalara göre dolguya bağlı körlük vakalarının %40,6’sı burun dolgusu sırasında, %27,7’si alın dolgusu sırasında, %19’u ise glabella dolgusu sırasında meydana gelmiştir. Yani dolgu uygulamaları içerisinde en riskli bölgelerden biri burundur.
Körlüğün oluşma mekanizması tıbbi açıdan oldukça dikkat çekicidir. Enjeksiyon sırasında dolgu maddesi yüksek basınçla arter içine girerse retrograd şekilde geriye doğru ilerleyebilir. Daha sonra oftalmik arter sistemine ulaşarak santral retinal arteri tıkar. Retina dokusu oksijensizliğe karşı son derece hassas olduğu için kısa süre içerisinde sinir hücrelerinde hasar başlar. Hastada enjeksiyon sırasında ani ağrı, görmede bulanıklık veya tamamen görme kaybı gelişebilir. Eğer ilk 60–90 dakika içinde müdahale edilmezse körlük kalıcı hale gelebilir.
Bu nedenle burun dolgusu yalnızca “kozmetik işlem” olarak değerlendirilmemelidir. İşlemi yapan kişinin yüz anatomisini ve damar yapılarını çok iyi bilmesi hayati önem taşır. Deneyimli hekimler enjeksiyon sırasında aspirasyon yapar, dolgu maddesini yavaş şekilde uygular ve bazı durumlarda daha güvenli olduğu için kanül kullanmayı tercih eder. Komplikasyon geliştiğinde ise yüksek doz hyaluronidaz ile hızlı müdahale edilmesi gerekir.
Ne yazık ki son yıllarda sosyal medya etkisiyle estetik işlemler giderek sıradanlaştırılmış ve bazı uygulamalar uzman olmayan kişiler tarafından yapılmaya başlanmıştır. Oysa bu işlemlerin arkasında ciddi anatomi bilgisi, damar sistemi bilgisi ve acil müdahale deneyimi bulunmaktadır.
Ben bu tez çalışmasını hazırlarken yalnızca estetik sonuçları değil, aynı zamanda burun dolgularının altında yatan bilimsel mekanizmaları ve olası riskleri de detaylı şekilde araştırma fırsatı buldum. Burun dolguları doğru hasta seçimi, kaliteli ürünler ve deneyimli uzman hekimler tarafından uygulandığında gerçekten başarılı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle hastaların işlem öncesinde olası riskler hakkında detaylı şekilde bilgilendirilmesi ve işlemin mutlaka anatomi bilgisine hakim uzman doktorlar tarafından uygulanması büyük önem taşımaktadır.