Yapay zekânın iş gücüne etkisi üzerine son dönemde çok şey söyleniyor. Dün akşam izlediğim bir analizde, önümüzdeki 5 yıl içinde AI’ın neredeyse tüm beyaz yakalı işleri etkileyeceği, yalnızca fiziksel iş gücünün görece daha dirençli kalacağı ifade ediliyordu.
Tam da bu perspektifle, Avustralya’nın en başarılı teknoloji şirketlerinden Atlassian’ın bu ay 1.600 kişilik işten çıkarma kararı dikkat çekici. Bu gelişmeyi yalnızca “teknolojide daralma” olarak değil, aynı işin artık daha az insanla ve daha yüksek verimlilikle yapılabildiğinin bir göstergesi olarak okumak gerekiyor.
Ancak sahadaki gerçeklik, bu teorik tartışmayı farklı bir noktaya taşıyor.
Geçtiğimiz yıl kendi evimin renovasyon sürecinde, development approval’ı koruyabilmek için projeyi construction certificate’a dönüştürmek zorunda kaldım. Bu süreç; yüksek maliyet, ciddi regülasyon yükü ve operasyonel karmaşıklık içeriyordu. Bir builder ile ilerlemek maliyetleri katlayınca, kendi lisansımı alma yoluna gittim. Bir çok modül, sınav ve uygulamalı eğitim sürecinden geçtim.
Bu süreçte dikkatimi çeken en önemli unsur şuydu: sınıflarda çok sayıda genç yazılımcı vardı. İçlerinde Yeni Zelanda’dan gelenler dahil, önemli bir kısmı AI’ın yarattığı baskı nedeniyle construction sektörüne yönelmişti.
Bugün geldiğimiz noktada Avustralya’da tablo oldukça net:
Construction sektörü ciddi bir arz açığı ile büyüyor. Basit bir çatı tamiri için dahi uzman bulmak zorlaşmış durumda. Maliyetler son dönemde %30’a varan oranlarda artarken, talep aynı hızla yükseliyor.
Bu tabloyu “AI bilek gücünü yenemiyor” şeklinde okumak cazip olabilir. Ancak daha doğru okuma bence şu:
İş gücü ortadan kalkmıyor, yeniden dağılıyor.
Tekrarlı, kural bazlı ve dijital üretime dayalı roller hızla dönüşürken; fiziksel üretim, sahaya yakın karar alma ve çok paydaşlı koordinasyon gerektiren işler değer kazanıyor.
Önümüzdeki dönemin kazananı ise ne yalnızca beyaz yakalılar ne de yalnızca mavi yakalılar olacak.
Kazananlar;
AI’ı etkin kullanan,
saha gerçekliğini anlayan,
ve fiziksel dünya ile dijital dünyayı birleştirebilen profesyoneller olacak.
Kısacası mesele “bilek gücü vs yapay zekâ” değil.
Mesele, bu iki dünyayı bir araya getirebilmek.