Büyük yanlışlar, kendini faydalı göstererek yayılır. Elektronik sigara da tam olarak böyle bir yerde duruyor. Uzaktan bakıldığında eski alışkanlıkların daha modern, daha temiz, daha zararsız bir biçimi gibi sunuluyor. Dumanı farklı, kokusu farklı, görüntüsü daha “şehirli”. İşte asıl sorun da burada başlıyor. Zararın üstü teknolojiyle örtülünce, hastalıklar maskeleniyor.
Bugün birçok kişi elektronik sigarayı gerçek bir tütün ürünü kadar ciddiye almıyor. Elektronik sigaralar; kimi zaman sigarayı bırakmanın bir basamağı, kimi zaman daha hafif bir seçenek, kimi zaman da gençler için masum bir deneme gibi görülüyor. İnsan bedeni ambalaja bakmaz; renge, tasarıma, kokunun hafifliğine, cihazın şıklığına kanmaz.
Tıpta bazı tehlikeler gürültüyle gelmez. Sinsice yerleşir. İnsan farkına varmadan hayatın bir parçası hâline gelir. Elektronik sigara biraz da bu yüzden daha ürkütücüdür. Çünkü onun etrafında açık bir korku değil, sahte bir rahatlık dolaşır. Bu rahatlık duygusu, çoğu zaman zararın kendisinden daha yıkıcıdır. İnsan neye karşı korunacağını bilirse tedbir alır. Masum sandığı şeye kapı açarsa, işte orada hasar derinleşir.
Masum Görünen Alışkanlık
Elektronik sigaranın en büyük gücü, güvenliymiş gibi algılanmasındadır. Burada mesele yalnızca bir cihaz değildir. Burada mesele, riskin günlük hayat içinde normalleşmesidir. Genç bir insan elinde elektronik sigarayla dolaştığında, toplum onu çoğu zaman sigara içen biri kadar tehlikeli bir alışkanlığın içinde görmüyor. Aileler bazen bunu küçümsüyor. Eğitim ortamları kimi zaman geç fark ediyor. Arkadaş çevresi ise bunu bir tarz unsuru gibi taşıyabiliyor.
Kötü alışkanlıklar çoğu zaman “bir şey olmaz” cümlesiyle başlar. Sonra tekrar eder. Sonra alışkanlığa dönüşür. Sonra insan, kendi iradesini kullandığını zannederken bağımlılığın ritmine ayak uydurmaya başlar. Hekimlikte bunun çok örneğini görürüz. Başlangıçta hafife alınan şeyin, zamanla kişinin bedenine de hayat düzenine de hükmettiğini biliriz.
Elektronik sigara, yalnızca kullanan kişiyi değil, toplumun sağlık algısını da bozar, çünkü burada zarar tek başına bedende oluşmaz. Zarar, zihinde başlar. “Bu kadar da tehlikeli değildir” düşüncesi yayıldığında, toplum kendi savunma hattını geri çeker. Sonra çocukların merakı büyür. Gençlerin eşiği düşer. Ailenin kaygısı zayıflar. Kamusal hassasiyet bulanıklaşır.
Beden Kandırılamaz
İnsan bedeni, pazarlama taktikleri ve reklam cümleleriyle korunmaz. Bir ürünün yeni olması, zararsız olduğu anlamına gelmez. Üstelik sağlık söz konusu olduğunda, “şimdilik tespit edilen bir sorun yok” demek de güvenli bir alan oluşturmaz. Pek çok zarar birikerek ortaya çıkar. Zaman içinde beden sessizce yıpranır, ancak insan bunu bilinmeyen o eşik aşıldığında fark eder.
Hekim gözüyle bakınca, mesele çok nettir: Solunum sistemine zarar veren, dolaşım sistemini etkileyen, bağımlılık zeminini büyüten hiçbir alışkanlık hafife alınamaz. İnsanların bir kısmı elektronik sigarayı yalnızca ağızdan çıkan buharla tarif ediyor. Oysa mesele yalnızca görünen değildir. Görünmeyen yük, daha büyük tahribatlar meydana getirir. Kalbin üstüne binen stres, damarların maruz kaldığı etkiler, akciğerin savunma düzeninde oluşan bozulmalar, genç yaşta başlayan alışkanlıkların ömür boyu sürebilecek izleri… Bunların hiçbiri “modern” görünümle hafiflemez. Üstelik burada yalnızca bugünün rahatsızlığı da yoktur. Alışkanlığın kendisi, insanın sağlıkla kurduğu ilişkiyi değiştirir. Bedene iyi bakma iradesi küçük tavizlerle aşınır. Bir süre sonra kişi yalnızca bir ürün kullanmış olmaz; kendisini kandıran bir düzene teslim olur. “İstersem bırakırım” cümlesi, çoğu bağımlılığın en tanıdık perdesidir.
Gençliğin Üstüne Çöken Sis
Gençlik, hayatın en güçlü dönemi olduğu kadar, dış etkilenmeye de en açık dönemlerinden biridir. Bu meselede en büyük zararı gören taraf gençlerdir.İnsan kendine o yaşlarda zarar gelmeyeceğini sanır. Vücut dayanıklıdır, nefes güçlüdür, kalp kuvvetlidir. İşte tam da bu yüzden tehlike görünmez olur. Elektronik sigara gençlere çoğu zaman zararlı bir madde gibi değil, gündelik hayat aksesuarı gibi sunulur. Bu çok ağır bir yanılgıdır.
Bir toplum, gençlerini kötü alışkanlıkların cazibesine terk ederek geleceğini koruyamaz. Burada konuşulması gereken şey sadece bireysel tercih değildir. Burada çocuklarımızın, öğrencilerimizin, genç yetişkinlerimizin hangi iklime maruz kaldığıdır. Zararı süsleyerek sunan her dil, toplum sağlığına karşı sorumsuzdur. Masumiyet görüntüsü verilmiş her bağımlılık aracı, sessiz bir halk sağlığı sorunudur.
Ailelerin de durup yeniden düşünmesi gerekir. Kokusu az diye, görüntüsü rahatsız edici değil diye, elde kül bırakmıyor diye bir alışkanlık tehlikesiz hâle gelmez. Bazen ebeveynin fark etmediği, bazen öğretmenin geç sezdiği, bazen arkadaş çevresinin teşvik ettiği bir bağımlılık biçimi, gencin hayatında kalıcı bir hasar bırakabilir.
Tütün ve Tütün Ürünlerine Maruziyette Sessiz Kalınamaz
Meseleye yalnızca bireysel özgürlük tartışması gibi bakmak eksik olur. Sağlık, yalnızca kişinin kendisini ilgilendiren dar bir alan değildir. Evdeki çocuğu, aile içindeki dengeyi, okul ortamını, topluma örnek teşkil etmeyi, kamusal kültürü de etkiler. Toplum sağlığını ilgilendiren hiçbir sorunda “bana ne” denme lüksü yoktur.
Hekim olarak insanın tercihine değil, zararına bakmak gerekir. Yargılamak için değil, uyarmak için konuşup bilgi vermek önemlidir. Bir süre sonra karşılaşılan yalnızca alışkanlık değildir; nefes darlığıyla gelen gençler, kaygıyla bakan anne babalar, geç kalınmış pişmanlıklar çıkar. İş işten geçtikten sonra söylenen sözün tesellisi yoktur. Asıl kıymetli olan, zararı meydana gelmeden fark etmektir.
Elektronik sigara konusunda yapılması gereken şey korku yaymak değil, hakikati bulandırmadan söylemektir. Bu ürün masum değildir. Zararı görünmez diye küçük değildir. Yeni diye güvenli değildir. Paket değişmiş olabilir, cihaz değişmiş olabilir, koku azalmış olabilir; ama insan bedenine verilen yük, topluma bulaştırdığı yanlış güven duygusu ve bağımlılığı besleyen yapısı ortadadır.
Korunmak Küçümsememekle Başlar
Bazen sağlık için en önemli adım, zararı erken ciddiye almaktır. Elektronik sigara tam da böyle bir konudur. Burada yapılacak en büyük yanlış, meseleyi hafife almaktır. “Bir şey olmaz” diye başlayan her cümle, gelecekte “keşke”ye dönüşebilir. İhmalin dili sakindir ama sonucu ağır olacaktır.
Elektronik sigarayı hafif bir alışkanlık gibi değil, toplumu ilgilendiren ciddi bir sağlık meselesi olarak görmek zorundayız. Gençleri korumak için, aileleri bilinçlendirmek için, zararsız duygusunu bozmak için, sağlık dilini berraklaştırmak için bunu yapmak zorundayız. En büyük düşman tehditler bağırmaz, sessizce yayılır, yerleşir ve sessizce zarar verir. Elektronik sigara da o sessiz tehditlerden biridir. Masum görünmesi, onu masum yapmaz. Tam tersine, onu daha tehlikeli hâle getirir.