YKS tercih döneminde verilecek karar, yalnızca bir üniversiteyi değil; yapay zekâdan longevity bilimine uzanan yeni dünyanın içinde nasıl bir gelecek kurulacağını da belirleyecek.

YKS tercih dönemi başladı.

Milyonlarca genç bugünlerde tercih ekranının başında. Kimi puanını hesaplıyor. Kimi ailesiyle son kez listesini gözden geçiriyor. Kimi ise hayatının en önemli kararlarından birini birkaç satırlık bir ekrana sığdırmaya çalışıyor.

İşte tam da bu yüzden en büyük yanılgıyı ilk sıraya yazmamak gerekiyor.

Geleceğin mesleklerinin bugünden kesin olarak belli olduğunu sanmak.

Üniversitelerde geçen uzun yıllar bana yalnızca ders anlatmayı değil, gençlerin hayallerini okumayı da öğretti. Amfilerde, laboratuvarlarda, tez savunmalarında, senato salonlarında ve tercih günlerinde binlerce öğrenciyle aynı heyecanı paylaştım. Kimi gözlerinde büyük bir ideal taşıyordu, kimi yalnızca puanının yettiği yeri arıyordu. Fakat yıllar boyunca değişmeyen tek soru hep aynı kaldı.

“Hangi bölümün geleceği daha parlak?”

Bu soruya hiçbir zaman tek kelimelik bir cevap vermedim.

Çünkü geleceği belirleyen yalnızca bölüm değildir.

Bölüme hayat veren insanın merakıdır. Öğrenme disiplinidir. Değişime ayak uydurabilme cesaretidir.

Kampüslerin koridorlarında yürürken bunu her yıl yeniden hissediyorum. Bir amfide yapay zekâ konuşuluyor. Bir laboratuvarda gen düzenleme teknikleri çalışılıyor. Başka bir araştırma merkezinde insanın sağlıklı ve kaliteli yaşlanmasını hedefleyen longevity çalışmaları yürütülüyor. Dünya sessizce yön değiştiriyor. Biz ise bazen sadece bölüm isimlerine takılıp kalıyoruz.

Eski üniversite binalarının taş merdivenleri vardır. Her dönem binlerce öğrenci o basamaklardan çıkar. Basamaklar aynı kalır. Değişen, onları çıkan gençlerin hayalleridir.

Meslekler de böyledir.

Adları aynı kalabilir.

İçerikleri tamamen değişebilir.

Önümüzdeki yıllarda yalnızca yazılım mühendislerine ya da sağlık profesyonellerine ihtiyaç duyulmayacak. Yapay zekâyı sağlıkla buluşturanlara, biyoteknolojiyi mühendislikle birleştirenlere, veri bilimiyle kamu politikaları geliştirenlere, longevity alanında yeni çözümler üretenlere ve farklı disiplinleri aynı masada buluşturabilen insanlara ihtiyaç artacak.

Çünkü gelecek, tek bir mesleğin değil, farklı alanların kesişiminde şekilleniyor.

Tercih dönemlerinde ilginç bir tabloyla karşılaşıyorum. Saatlerce yarım puanlar konuşuluyor. Kontenjanlar hesaplanıyor. Geçen yılın sıralamaları ezberleniyor.

Kimse kendine şu soruyu sormuyor.

“Ben hangi problemi çözmek istiyorum?”

İyi bir üniversite yalnızca meslek öğreten yer değildir. Düşünmeyi, araştırmayı ve yeniden öğrenmeyi öğreten yerdir. Diploma zamanla eskiyebilir. Öğrenme alışkanlığı ise insanın ömür boyu taşıdığı en kıymetli sermayedir.

Belki bugün adını hiç duymadığımız meslekler, on yıl sonra hayatın merkezinde olacak. Fakat merak duygusu, üretme arzusu ve öğrenme disiplini hangi çağ gelirse gelsin değerini kaybetmeyecek.

Tercih listenize sadece fakülte isimleri yazmayın.

Nasıl bir insan olmak istediğinizi de yazın.

Çünkü yarının dünyasında en güçlü diploma, değişim karşısında eskimeyen zihindir.